Bu Blogda Ara

11 Aralık 2010 Cumartesi

Aşkın Nur Yengi 2002

AŞKIN NUR YENGİ “NEW” (!!!)

Aşkın Nur Yengi’nin uzun zamandır üzerinde çalıştığı yeni albümü nihayet vitrinleri süslemeye başladı. Ola ki şaşırıp da eskisini alırsınız diye albümün kapağına kocaman bir “new” yazısı konmuş tedbir olaraktan ama şayet İngilizce bilmiyorsanız “2002” ibaresinden de albümün yeni olduğunu anlamanız mümkün. İzel’in “Bebek” albümünün kapağına fena halde benzeyen kapak kompozisyonunda ışıltılar içindeki bol rötuşlu, bol dekolteli fotoğrafıyla Aşkın Nur Yengi’nin pek eski hallerine benzemediği de aşikar gerçi. Ama gelin görün ki, iş şarkıları dinlemeye gelince “new” bir şeylere rastlayabileceğiniz konusunda pek taahhüt veremeyeceğim size.


60’larda popüler müziğe gece kulüpleri ve orkestralar ciddi anlamda yön verirdi, bilen bilir. 70’ler ve 80’lerde ise TRT denetiminin yanı sıra politik çalkantılar ve her daim hakim plak prodüktörlerinin hesap kitapları paralelinde yol aldı popüler müzik. 90’larla beraber  magazin kültürüyle (ya da kültürsüzlüğüyle) tanıştık. Televolelerle ekranlardan hayatımıza pompalanan bu yeni yaşayış biçimin müziğe yansıması da bar şarkıları ile oldu. Bu türün en yetkin örneklerini Serdar Ortaç verdi. Muğlak, dağınık, özne-yüklem ilişkisinden bihaber, mantıksal kurgu ve düşünce silsilesini dert etmemiş, rastgele seçilmiş kelimelerin rastgele yan yana gelmesiyle kotarılmış bir Türkçeyle, masaların üzerine çıkıp tepinilebilecek bir ritim ve sağdan soldan araklanmış melodilerle kotarılmış şarkılar, yeniyetme şarkıcılar tarafından kapış kapış alındı, söylendi. İş o raddeye vardı ki, çok da aklı başında sandığımız bir dolu ismi de böylesi şarkılar söylerken izledik, dinledik.

Aşkın Nur Yengi bu ekole “Ay İnanmıyorum” la katkıda bulunurken, aslında çok masum, çok iyi niyetli bir eğlence şarkısı yapmıştı belki ama bugün artık yeni albümün açılış şarkısı olan “Çek Babam Çek” için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Son derece hesaplı, albüm sattırma kaygılı, Televolelerde duyurulma kaygılı, kaygılı babam kaygılı bir şarkı. Dahası, kolaylıkla 80’lerin meşhur taverna şarkıcılarından birinin ağzına yakıştırabileceğiniz bir şarkı. Ve 90’ların “kült” starlarından Gönül Gül’ü fersah fersah aratan etek kaldırma numarasıyla şarkının klipinde Aşkın Nur Yengi… Buna kuralına göre oynamak mı demeli, kolayına kaçmak mı bilemiyorum. Kolayına kaçmadan kuralına göre oynayanlar da var, kaldı ki Aşkın’ın bunu yapabilecek kadar birikimi de var.

Sezen Aksu’nun “Sen Ağlama” albümünde yer alan şarkıların nerdeyse yirmi yıldır popüler müziğimizi idare ettiği malumdur. Hala bir çok yeni yapılmış şarkı, hep o şarkılardan izler taşır; sözleriyle, tınıları, melodileri ve armonileriyle. Aşkın da nasiplenmiştir bu fotokopi şarkılardan hallice. Bu albümde de “Kalpsiz” adı verilmiş şarkı bu tarzın bir örneği. Şimdi sormak lazım; “Karaçiçeğim”le, “Allah Şahit”le ya da “Karalım”la “Kalpsiz”in ne farkı var Allah aşkına ? Düzenlemesinden yorumuna, sözünden melodisine hep aynı, hep aynı yerde durakalmış şarkılarla Aşkın Nur Yengi nasıl bir istikrar planı yapmaktadır kendisine ? Yerinde saymak mı ?

Eski şarkıların yeniden söylenmesi artık neredeyse bir zorunluluk haline geldi. Her yeni albümde en az bir tane eski şarkı olmazsa olmuyor. Aşkın’ın albümünde de popüler müzik tarihinde yapılmış en güzel şarkılardan biri, Özdemir Erdoğan’ın “Sevdim Seni”si var. Daha önce Hümeyra ve Ajda Pekkan tarafından da yorumlanan şarkı, ritim katılmış bu haliyle yadırgansa da ilk dinleyişte, yine bu yakınlarda duyduğumuz Teoman yorumuna kıyasla, hatırı sayılır derecede dürüst bir icrayla çıkıyor karşımıza. En azından şarkının ritmi değişse de özü zedelenmemiş.

Sırada söz ve müziği Demet Sağıroğlu’na ait bir şarkı var; “Kadere Sordum”. Bildik Demet romantizminin hüküm sürdüğü şarkı, Aşkın’a bir kalıp gibi oturmuş. Bu albüm için çok doğru seçilmiş şarkılardan biri. Hemen peşinden gelen “Yalancı Bahar”, Candan Erçetin şarkılarını anımsatan melodisi ve ritmiyle albümün akıllarda kalacak şarkılarından biri olmaya aday. Onun peşi sıra Aşkın’ın eski şarkılarının tadında bir başka güzel şarkı daha dinliyoruz; “Meleklerin Duası”. Bir Teodorakis bestesine Günay Çoban’ın yazdığı sözler, hem çok etkileyici, hem de teknik olarak çok zor bir işin çok doğru başarılmış olmasına bir örnek. Aşkın’ın yorumu ve sesinin böylesi şarkılarda nasıl parladığına, nasıl büyüdüğüne şahit oluyor ve diğer “tırıvırı” şarkılara bu yüzden daha çok kızıyor insan “Meleklerin Duası”nı dinlerken.  

Sonra yine sıradan alaturka bir şarkı çıkıyor karşımıza. “Gül Döktüm Yollarına”yı çok gerilerde bırakmış olmalıyız, ya da dokuz-sekizlik jargonu arabeskçilere geri vereli epey zaman oldu ama her nedense “Seni Bana Sorsalar” adlı bu demode şarkı “new” albümün orta yerinde duruyor, muhtemelen hareket olsun diye.

“Aşk Affeder” isimli şarkı, yine aynı otuzbeş kelimeyle yazılmış sıradan ağdalı şarkılarından biri olarak albümde yer dolduruyor. “Yaşamadım senden sonra” gibi laflar sizi hala duygulandırabiliyorsa, buyurun dinleyin.

Albümün en çok şaşırtan şarkısında sıra; “Borcum Olsun”. Eski hitlerden “Don’t Let Me Be Misunderstood” un flemenko cover’ı yeni yeni kol geziyor ülkemizde. Aşkın eli tez davranıp Türkçe versiyonuyla almış albüme. Ah ah, Neşe Karaböcek o 70’lerdeki Neşe Karaböcek olacaktı ki söyleyecekti bu şarkıyı şimdi. Aşkın’a da yabancı değil gerçi İspanyol havaları. Şarkı da “trendy” olduğuna göre, varsın olsun bu albümde. Ezberlemesek bile, yeri geldiğinde dans ederiz.

Albümün kapanış şarkısı “Sevdiğimi Bil” için şey söylemek yersiz. Sadece şunu merak ediyorum, sahiden beğenerek mi alırlar şarkıcılar böylesi şarkıları albümlerine? Ne kadar ince eleyip sık dokuduklarına, nasıl hiçbir şarkıyı kolay kolay beğenmediklerine yakından şahidim. “Beğene beğene bunu mu beğenmişler” dememek için şunu diyorum: “Bunlar dolgu şarkıları olsun diye konulmuştur”. Hani bir teze göre bütün albümü onda on yapmak da iyi değilmiş, eninde sonunda dört beş şarkı prim yapar, sonra albümün zaten miadı dolarmış. Onun için de dolgu şarkıları denen şarkılar yetişirmiş imdada. Aşkın’ın albümlerinde çoktur böyle şarkılar, bu da onlardan biri olsa gerek.

Böylece dinleyip çıkarıyorum albümü CD çalarımdan. Neden sonra bir daha takmak gelmiyor içimden. Cımbızla çekip çıkardığım iyi şarkıların varlığına rağmen heyecanlandırmıyor bu albüm beni. Hele ki şu güzel bahar havalarında, en sıradan bir cümleye bile gönül indirmeye bu kadar teşneyken, dal kımıldatmıyor “Aşkın Nur Yengi New” . Ne diyelim, kısmet başka bahara.

NİSAN 2002 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder