Bu Blogda Ara

11 Aralık 2010 Cumartesi

Candan Erçetin - "Neden"

Candan Erçetin’in yeni albümü sessiz sedasız, gürültüsüz patırtısız girdi gene müzik marketlere. Bahar aylarıyla canlanan müzik piyasasında ardı ardına Aşkın Nur Yengi, Yıldız Tilbe, Nalan gibi iddialı isimlerin albümleri boy gösterirken, Sezen Aksu’nun yeni albümünün eli kulağındayken, hiç de beklenmedik bir anda çıkageldi Candan Erçetin ve yeni “çalışması” : “Neden ?”. Aslında tüm albümün konseptini çok net ifade eden tek kelimelik bir isim. Soran, sorduklarına cevap arayan, hayata genelgeçerin at gözlükleriyle bakmaktan imtina etmiş, kendi sözünün, sesinin peşine düşmüş bir kadının artık sormaya kendinde hak bulduğu o soru : “Neden ?” .


1995 yılında Gökhan Kırdar’la başlayan albüm macerasında, Mete Özgencil ve Kıvanç K. gibi önemli isimlerin, çok kişilikli, çok kendilerine has soluklarını kendi üslubu ve janrıyla ustaca harmanlayan Candan Erçetin, daha ilk albümünde hem şarkıları, hem görünümüyle farklı bir yoldan gideceğini hissettirmiş ve öyle de yapmış ender isimlerden biri oldu popüler müzik denen karambolun içerisinde. En ince ayrıntısı için bile uzun süre çalışılmış, özenilmiş, emek verilmiş, samimi ve sahici işlerle çıktı dinleyicinin önüne ve hep emeğinin karşılığını aldı (bu pek herkese nasip olmaz, bilirsiniz). Batıda örnekleri bolca var olan, ülkemizde ise ancak son yıllarda tek tük ortaya çıkan “kendi müziğini yapan kadın şarkıcı (ya da otantik deyimiyle kadın ozan)” kategorisinde rahatlıkla sayabileceğimiz bir isim artık Candan Erçetin. Çok özel bir şey yaptığının bilincinde idi başından beri ama hiçbir zaman “ermiş”liğe soyunmadı, kendini popülerin suyundan çekip, marjinalin kapılarına dayanmadı. Çok karizmatik ve çok fotojenik görüntüsü bile asla şarkılarının önüne geçmedi. Mete Özgencil’in hiçbir şarkıcıya çektiği klip (Nükhet’inkiler dahil), Candan’a çektikleri kadar “cuk” oturmadı. Ve bu her şeyiyle çok başarılı projeler öyle bir noktaya getirdi ki Candan Erçetin’i, bir önceki albüm “Elbette”, olmazsa olmaz varsayılan klip desteğine ihtiyaç duymadan, kendi kendine sattı, piyasanın bilinen değerlerini altüst etti.

Bu kez çok önemli iki kozunu, Mete Özgencil ve Kıvanç K.’yı yanına almadan yoluna devam ediyor Candan Erçetin. Daha önceki albümlerinde iyiden iyiye hissettirdiği bestecilik ve söz yazarlığı yanını daha fazla ön plana çıkaran, daha fazla kendi sözünü söyleyen bir Candan Erçetin var karşımızda. Bu kendi sözünü söyleme hadisesi bestecilik ve söz yazarlığı vasıflarının ötesinde bir şey bittabi ki. Bu anlamda Candan’ın albümünde o nefis çiçek resimleri arasına döşenmiş her bir şarkı sözü, sizi çok kendine özgü, çok kişilikli bir dilin iç döküşleriyle buluşturuyor. Ve bu kez belki de tüm Candan albümlerinde olduğundan çok daha fazla.

Ancak daha önceki albümlerde daha ilk dinleyişte bir hit olacağını, albümü tek başına bile sattıracağını hissettiğiniz türden şarkıları bu albümde bulmak pek mümkün değil. Evet, “Onlar Yanlış Biliyor” gibi sonradan kulağımızın alışacağı ve seveceğimiz şarkılar mutlaka olacaktır ama, “Umurumda Değil” gibi, “Yalan” gibi, “Elbette” gibi bir “ilk vuruş” şarkısı yok bu albümde, bilinmez neden. Düzenlemeler büyük çoğunlukla Alper Erinç’in elinden çıkmış. Yine modern olanın peşinden ayrılmadan, popüler olanın yeknesaklığına da düşmeden, şu sıralar revaçta olan aranjman ve ritim anlayışından birkaç gömlek üstün, incelikli ve ustalıklı düzenlemeler yapılmış şarkılara. Dinleyiciyi çok kolay tuzağa düşürebilecek Makedon havası “Hayırsız” ve malum türkü “Yüksek Yüksek Tepelere” için bile ucuza kaçılmamış. Candan’ın yorumunda ise ilk albümden bu yana süregelen yetkinlik, gelişerek sürüyor. Balkan gırtlağını yırtık ve biraz da külhan bir üslupla kullanan Candan Erçetin, tizlerini daha bir aşağı çekmiş, özellikle “balad”larda, daha yumuşak, daha sakin bir yorumu tercih etmiş bu defa. 

Açılış şarkısı “Hayırsız”ı ben çok sevemedim. Albüme adını veren “Neden ?” adlı şarkının “Elbette”vari bir feylesof söylemle ön plana çıkacağı söylenebilir. Ardı ardına gelen bütün şarkıların sözleriyle ağırlık kazandıkları ve kimi kez sözlerin, melodilerin önüne çıktığını söylemek de mümkün. Hepsi bir bütünün parçaları kabul edebileceğimiz şarkılar arasında “Parçalandım” daha çok etkiledi beni. Ayten Alpman’ın sesinden tanıyıp sevdiğimiz, daha sonra Zerrin Özer ve Yonca Lodi tarafından da seslendirilen “Ben Böyleyim”, bu albümün bir sürprizi. Şarkı Candan’a çok yakışmış ve albümün genel konsepti içinde rahatsızlık vermiyor. Gerek var mıydı, yok muydu, onu bilemiyoruz. Ama son zamanlarda yeni albümlerde böylesi tanıdık şarkılar bulmak artık nerdeyse kural haline geldi. E, Candan da böyle bir şarkı söyleyecekse, en doğru seçim “Ben Böyleyim”dir herhalde. Albümün bir diğer sürprizi de az önce de bahsi geçen malum türkü “Yüksek Yüksek Tepelere”. Candan Erçetin’in Balkan yanına gönderme yapmasını beklediğiniz bu türkü, bambaşka bir düzenlemeyle sizi şaşırtıyor. Bregoviç havasında nefeslileri ve perküsyonları boşuna bekleyip duruyorsunuz. Bu türkünün albüm kartonetinde yer almamasına rağmen cd’de var olan (13ncü track olarak), “Remix”i ise “cd extra” sürprizi (Geçen albümde de vardı böyle bir bonus; “Söz Vermiştin” in farklı bir versiyonu.)

Olağanüstü güzel bir kapak kompozisyonu içerisinde, her ayrıntısıyla özenli, çok nevi şahsına münhasır, popüler müzik içerisinde parmakla gösterilebilecek bir yeni albümle daha Candan Erçetin huzurlarınızda. Başta da ifade ettiğim gibi, belki “ilk vuruş”u yapacak bir şarkı yok bu albümde ama ilaç niyetine yaz boyu her dakika dinleyeceğimiz, her birini ezberleyeceğimiz ve mutlaka en az birkaç hit çıkaracağımız bir albüm olacak, bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok. Hala kaliteli olana prim veren bir tarafımız var ne mutlu ki. Şarkılarını dinlerken üstü başı yırtıp çığlıklar atmayacağımız, kan ter içinde oryantalliğe soyunmayacağımız, şarkı cümlelerini Televolelere meze etmeyeceğimiz kaç tane şarkıcımız var ki ? Son sözü Candan Erçetin söylesin albüm kartonetinden : “Ben sadece bir sözcüyüm. Yüreğini kaleme alma cesareti gösteren, kendini müziğiyle ifade etmeyi tercih eden, ve sessiz kahraman olmayı seçen bir avuç insanın sözcüsü.” Fazla söze ne hacet ?

MAYIS 2002

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder