Bu Blogda Ara

14 Aralık 2010 Salı

Eurovısıon Şarkı Yarışması Türkiye Finallerinde Selmi Andak Besteleri (1975-1995)

KISACA "MUCİZE"!

Memlekette popüler müziğin tarihiyle ucundan kıyısından ilgilenen herkes için son kertede yürek hoplatıcı bir albüm (ne yazık ki piyasada diyemeyeceğim) TRT-Market’lerde satılmaya başlandı. Bugüne dek eşi benzeri bir belki iki kez yapılmış, popüler müzik tarihinde atılacak çok ama çok önemli bir adımın umarım ki başlangıcı olacak, olağanüstü kıymette bir albüm bu; “Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finallerinde Selmi Andak Şarkıları”.

E ne var bunda ?” diyebilirsiniz. Öyle ya Selmi Andak bildik bileli bu piyasanın en coşkulu, en çalışkan, en üretken isimlerinden bir tanesi. Artık yeni neslin kerameti kendinden menkul besteci ve söz yazarlarından başını alıp da yüz vermediği şarkılarını, en azından “saygı” albümleri vasıtasıyla tekrar gündeme getiren Selmi Andak, üşenmemiş, bir de Eurovision Şarkı Yarışmalarında yıllar yılı yarışmış şarkılarını bir araya getirmiş, altı üstü yine “nostalji” yapmış diye düşünebilirsiniz. Ama kazın ayağı öyle değil. Bu son albüm, neresinden baksanız artık kanıksamaya başladığımız “nostalji” albümlerinin çok ötesinde bir ehemmiyet taşıyor, hatta abartmaktan asla çekinmeyen naçizane yazarınız olarak diyebilirim ki “mucize”nin ta kendisi !

“Altın Mikrofon” gibi “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” gibi, onlardan evvel “Eski 45’likler” serisi gibi son derece kıymetli ama sayıca ne yazık ki az albüm, yakından takip edenler biliyor ki orijinal kayıtlar ihtiva ediyordu. Kimileri bizzat “master” bantlardan, kimileri plaklardan aktarılmış kayıtlar, CD üzerinde görücüye çıktığında sevincimiz sonsuz olmuştu. Tülay German ve Tanju Okan albümlerinde ise daha önce yayınlanmamış kayıtlar dinleyip kendimizden geçtik. Hakan Eren, Zeynep Göktürk, Naim Dilmener, Gökhan Aya, Hasan Saltık ve toplasanız bir elin parmağı etmeyecek sayıda insanın kişisel gayretleri ve sadece bu işe gönül verdikleri için karşılıksız olduğunu bile bile sarf ettikleri emekleri sayesinde bugün popüler müziğin karanlıkta kalmış bir bölümü gün ışığına çıktı. Bu işe en çok önayak olması gereken birkaç merciden birisi olan TRT ise yıllar boyu kılını bile kıpırdatmadı. TRT arşivindeki eşsiz kıymette kayıtlar, kurum içerisindeki bir kaç programcı ve prodüktör dışında kimsenin ilgisini bile çekmedi, “diskotek” tabir edilen arşivlerde makara bantlar bozulmaya terk edildi.

Bugün hala Ankara sahaflarında üzerlerine “Yayınlanır” ya da “Yayınlanmaz” damgaları vurulmuş, yani TRT arşivinde olduğu halde bir şekilde elden çıkarılmış plaklara rastlamak mümkün. Zamanında Ankara Radyosunun arka bahçesinde yakılan plaklardan ve bozulduğu için çöpe atılan makara bantlardan ise hiç söz etmeyelim isterseniz. Buna rağmen TRT’nin hala ülkenin en yaygın, en saygın ve en ciddi yayın kuruluşu olduğunu, kurulduğu ilk günden bugüne ülke müziğine sayısız değer kazandırdığını, alaturkanın ve halk müziğinin bugünlere bozulmadan ulaşmasında nasıl etkin bir rol oynadığını inkar etmek de mümkün değil. Ne var ki “Türk Hafif Müziği” tamlamasını icat eden de aynı kurumdu, bilmem anlatabiliyor muyum ?


Şimdi gelelim yeni Selmi Andak albümüne. Albüm, Selmi Andak ustanın Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye finallerinde yarışmış on şarkısını ihtiva ediyor. Ama ne ihtiva etmek! Bir kere bütün şarkılar, zamanında yapılmış orijinal kayıtlar. Hepsi bu halleriyle ilk kez CD üzerinde karşımıza çıkıyorlar. Üstelik bazıları daha önce hiçbir formatta basılmamış. Dahası, ikibinlerin iki önemli starının amatörlük zamanlarına denk gelen iki kayıt da ilk kez bu albümle gün ışığına çıkıyor. Neresinden baksanız bir dolu sürpriz bir arada. Yani albümün TRT-Market’ler dışında bir yerde satılmaması dezavantajına rağmen aranıp bulunması ve satın alınması neredeyse farz, tabi az buçuk ilginizi çekiyorsa bu nevi sürprizler.

Albümün ilk iki şarkısı, malum yarışmanın Türkiye’de ilk kez tertip edildiği 1975 senesinden. O yıl Selmi Andak iki bestesiyle Türkiye finalinde yarışmıştı. Her ikisinin sözleri de Çiğdem Talu tarafından kaleme alınmış şarkılardan birini Gökhan Abur, diğerini Yeliz seslendiriyordu. Her ikisi de daha sonra plak olarak yayınlanan ve Türk popunun ölümsüz klasikleri arasında giren “Bir Gün Karşılaşırsak” ve “Hayalimdeki Adam”, bu albümde olağanüstü güzel Timur Selçuk düzenlemeleriyle, orijinal plak versiyonlarıyla çıkıyor dinleyici karşısına. O yıllarda henüz adı çok fazla duyulmamış bir isim olan Yeliz’in yarışmada ikinciliği Atilla Atasoy’la paylaştığını da mutlaka hatırlayanlar vardır.

Eurovision Türkiye tarihine “Necovizyon” olarak geçen ve yarışan beş parçanın dördünün Neco tarafından seslendirildiği Eurovision 1982 Türkiye finalinden bir Selmi Andak bestesi var sırada. “Gramofon”, tamamıyla yarışma düşünülerek hazırlanmış tipik bir Eurovision şarkısı. O yıl yapılan Türkiye finalinde bu şarkı “Hani” ve “Rönesans” ın ardından üçüncülüğü almıştı. Aynı yıl piyasaya çıkan “Bugün Ve Yarınlara” adlı Neco albümünde de yer alan şarkıyı da yıllar sonra ilk kez CD üzerinde dinliyoruz.

Eurovision 1984 Türkiye finalinde Coşkun Demir’in seslendirdiği “Sanki Dün Gibi”, Selmi Andak’ın en güzel bestelerinden biri. Şarkı finalde dereceye girememiş ve bu haliyle yayınlanmamıştı ama aynı yıl yayınlanan “Benim Sevdam” adlı Nil Burak albümünde “Çal Aynı Plağı Çal” adıyla ve farklı sözlerle yer almıştı (Malum Selmi Andak klasiği, aynı beste farklı sözler.) Şarkının o versiyonu da çok etkileyici, bulabilirseniz dinlemenizi tavsiye ederim.

Sırada sadece Selmi Andak kariyerinin değil, Türk popüler müzik tarihinin en çarpıcı, en olağanüstü şarkılarından biri var : “O Şarkıyı Henüz Yazmadım”. “Uluslararası Ödüllü Selmi Andak Şarkıları” albümünde beni hayal kırıklığına uğratan yeni versiyonuyla dinlediğimiz şarkının bu hali büyüleyici. Aysel Gürel’in muazzam sözleri ve Neco’nun tüyler ürperten yorumuyla birinci sınıf bir şarkı. Ne yazık ki o sene bu şarkı da üçüncülükle yetindi ve büyük finale “Halay” ve Beş Yıl Önce On Yıl Sonra gitti. Bu şarkı gidebilseydi şayet, kim bilir belki sonuç çok farklı olabilirdi.

Ve işte şimdi sırada albümdeki en heyecan verici kayıtlardan biri var; “Bir Sevgi Yeter” ve Nükhet Duru – Neco ikilisi. 1985 Türkiye finalinde Olcayto Ahmet Tuğsuz’un önerisiyle bir araya gelen bu iki ünlü isim, daha sonra ondan habersiz iki besteciyle daha anlaşacaklar ve finalde Tuğsuz’un iki, Selmi Andak’ın ve Selçuk Başar’ın birer bestesi olmak üzere toplam dört şarkıyla yarışarak şanslarını artırmayı deneyeceklerdi. Aynı ikili 1984’ü 85’e bağlayan yılbaşı gecesi televizyonda bir de Atilla Özdemiroğlu bestesi seslendirmişlerdi ve bu beş şarkılık ortaklık hiçbir formatta yayınlanmayarak TRT’nin arşivine gömülüp kalmıştı. Finalde dereceye giremeyen bu şarkı, yıllar sonra “Selmi Andak’a Saygı” albümüne ad olacak ama ne enteresandır ki o albümde de yer almayacaktı. Kısmet bu albümeymiş demek.

Yine aynı yıl bu kez Nil Burak’ın seslendirdiği o meşhur “Güneş Bir Kere Doğdu” da bu albümde yer alan şarkılardan. O finalde üçüncü, peşinden gidilen Palermo Müzik Festivali’nde birinci olan şarkı, Nil Burak’ın “Oldu Olacak” albümünde yer almıştı almasına ama o albümdeki versiyon bu versiyon değildi. Dolayısiyle (bileeeemiyorummm) bu şarkı da bu haliyle ilk kez yayınlanıyor.

Hani yazının başında bir yerlerde bahsetmiştim ya ikibinli yılların iki önemli starı da acemi halleriyle yer alıyor bu albümde diye, şayet bu işleri yakından takip eden biri değilseniz bunu albüm kartonetine bakarak anlamanız mümkün değil. Neden mi ? Çünkü mesela bizim bildiğimiz Seden Gürel, bu albümde Kutlubay soyadıyla karşımıza çıkıyor. İlk kez 1981 Eurovision Türkiye elemelerinde Aydın Esen’in bestesi “Dostluk” u seslendiren, ancak jüri seçimiyle solistliğini Kayahan’a kaptıran Seden Kutlubay, 1986 yılında bu kez Klips Ve Onlar topluluğunun bir üyesi olarak karşımıza çıkmış ama bu kez de yurt dışına gitmekten cayınca, yerini Candan Erçetin’e bırakmıştı. 1987 Türkiye finalinde Vedat Sakman’la düet yaparak söylediği bu şarkı, daha sonra Ajda Pekkan tarafından plak yapıldı (ayrıntılar için bknz: “Selmi Andak’a İkinci Saygı” başlıklı yazı.) Şarkının bu versiyonu daha önce yayınlanmamış olması hasebiyle albümün en nadide parçalarından biri.

Albümdeki bir diğer gizli star ise Asya. Nilüfer marifetiyle adı Asya’ya evrilmeden önce, Eskişehir’in Mithat Körler’den sonra memleket pop müziğine hediye ettiği yegane isim Tülay Saygın olarak az biraz tanıdığımız şarkıcımızın bu ilk deneyimini, yarışmada ona herhangi bir derece kazandırmamış olsa da, yıllar sonra CD üzerinde dinleyebilmek oldukça enteresan. Bu şarkı da yarışmanın akabinde Nilüfer’in  “Sen Mühimsin” albümünde “Bir Dünya Doğuyor” adıyla yer almıştı. Tülay Saygın’ı Asya olarak tanımamız ise bu yarışmadan tam dört yıl sonra oldu.

Ve albüm, 1995 yılında Grup Met tarafından seslendirilmiş bir diğer Eurovision şarkısıyla sona eriyor. Ne şarkı ne de grubun performansı dikkat çekici. Albüm illa ki on şarkıya tamamlanacaksa, en azından Eurovision 1986 Türkiye finalinde yarışan ve Nil Burak & İbo tarafından seslendirilen “Yaşa Yaşa” da kullanılabilirdi ki “Duysun Şarkılar”dan çok daha ilgi çekici olurdu, en azından yakın bir tarihte yitirdiğimiz İbo’nun sesini de ilk kez CD üzerinde dinleyebilmek açısından (her ne kadar bu albüm yayınlandığında İbo henüz ebediyete intikal etmemişse de.)

“Orijinal kayıtlar” deyip duruyorum ya yazının başından beri, albümde hiçbir “re-mastering” ya da ne bileyim, dijital temizleme, dip ses alma, derleyip toparlama işine girilmemiş kayıtlar üzerinde. Öyle ki şarkıları dinlerken yer yer kaset kalitesiyle yetinmek zorunda kalabiliyorsunuz, eh buna da şükür, bunu bulamayanlar da var tabi.   
 
Albüm kartonetinde Türkiye’de Eurovision Şarkı Yarışmaları denince akla ilk gelen isimler, Bülent Özveren, Bülent Osma ve Bülent Varol (niye hep Bülent ki?) ‘un yanı sıra TRT Genel Müdürü vasfıyla (sabık) Yücel Yener ve Halit Kıvanç ve Atilla Dorsay gibi birkaç ismin Selmi Andak hakkında yazdıkları var. Zaten siyah beyaz ve son derece özensiz hazırlanmış kapak kompozisyonunda, şarkılar hakkında benim şu yukarda yazdıklarım kadar olmasa bile, ucundan kıyısından bir bilgi, bir resim, vesaire rastlamak mümkün değil. Şahsen ben böyle bir albüm yayınlıyor olsam “Popüler müzik tarihinde ilk defa ! Daha önce yayınlanmamış kayıtlar!” ve benzeri onlarca çığırtkan cümleyi albümü satın alacakların gözüne sokmaktan imtina etmez, içine de külliyatlı bir kitapçık ekler, ne var ne yok dökerdim. Ama bana soran olmadı ne çare !

Bu albüme sahip çıkmak zorundayız ki TRT bu işin gerisini getirsin. Mesela bir de Olcayto Ahmet Tuğsuz şarkıları yayınlasın. Sonra Selçuk Başar, Melih Kibar, Atilla Özdemiroğlu vs. böyle gitsin. Çok iyi biliyoruz ki birkaç kayıp şarkı dışında hemen hemen bütün şarkılar TRT arşivinde mevcut, hani bilmeyen varsa, bilsin diye söylüyorum.

Bu yazıyı da böylece noktalarken, bir diğer Selmi Andak albümünde sizlerle yine görüşmeyi umut ediyorum. Selmi Andak’da bu azim ve enerji oldukça o daha çok albüm yapar, ben daha çok yazarım ve siz de daha çok okursunuz nasılsa.

KASIM 2003  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder