Bu Blogda Ara

22 Ocak 2011 Cumartesi

Teoman - "Söz-Müzik: Teoman"


İlk albümünden bu yana özellikle şarkı sözlerinde edebi olmadan şairane olmayı becerebilen bir şarkı yazarı olarak dikkatleri üzerine çeken Teoman, zaman zaman bildiğimiz başka şarkıları anımsatan izler de sürse şarkılarına, doksanların ikinci yarısında hız almaya başlayan rock müzik furyasında hep ayrıcalıklı bir yerde durdu. Bu “romantik serseri” üslubu, memleketin tertemiz rock müzik anlayışında pekala “düzene başkaldırı” olarak algılanabilirdi ki zaten öyle oldu. Her biri ezber edilmiş, dillere pelesenk olmuş onlarca şarkıdan seçilmişlerin, büyük ölçüde Teoman’a yakın kulvarda isimler tarafından yeniden seslendirilmesiyle oluşmuş bu “saygı” albümü ise meraklıları için adeta bir şenlik. Özellikle Candan Erçetin’den “Kim”, Nil Karaibrahimgil’den “İstanbul’da Sonbahar” ve Harun Tekin’den “İstasyon İnsanları”, ilk dinleyişte göze çarpanlar. Albümün en büyük itici gücü olabilecekken, Sezen Aksu’nun neden Müslüm Gürses’ten sonra bir kez daha “Paramparça”yı söylemek istediğine ise akıl erdirmek zor. Albümdeki en başarısız yorum ise Yaşar’a mı yoksa Yalın’a mı ait, ona varın siz karar verin.

MART 2008

Aşkın Nur Yengi - "Aşk'ın Şarkıları"


Doksanlı yılların hemen başında Türk popunun ikinci büyük patlamasını tetikleyen birkaç albümden biri kuşkusuz Aşkın Nur Yengi imzalı “Sevgiliye” adlı çalışma idi. O günlerde ve tüm pop müzik tarihinde eşi az görülmüş bir satış başarısı yakalayan bu albüm, Aşkın Nur Yengi’yi daha yolun en başında starlık mertebesine eriştirmişti. Sezen Aksu’yla yollarını ayırdıktan sonra daha vasat bir seyirde izlemeye başlayan Yengi, ilk albümlerinin başarısını bir daha yakalayamadı ama kendini bütün pop hengamesinin içinde farklı bir yerde tutmayı da bildi. Bu albüm, Yengi kariyerinin kilometre taşı olmuş şarkıları bir araya getiriyor. Şarkılar Sadun Ersönmez tarafından yeniden düzenlenmiş ve Yengi’nin daha önce de beraber çalıştığı Ersönmez, tamamı akustik düzenlemelerle ortaya alışageldiklerimizden çok farklı bir “best of” çıkarmış. Öyle ki şarkıların eski hallerine çok alışkın olsanız, binlerce kez dinlemiş olsanız bile, bu yeni düzenlemeleri yadırgamıyor ve dinlerken farklı tatlar alabiliyorsunuz.  Aşkın Nur Yengi’nin merakla beklenen yeni albümü öncesi yaptığı bu kariyer özeti, şarkılarının birer artık klasiğe dönüştüğünün de göstergesi gibi.

MART 2008

Bak Bir Varmış Bir Yokmuş 5




Plaklarda kalmış şarkıların bugünlere ulaşmasında öncülüğüne devam eden Odeon Müzik, eşsiz arşivinin en nadide parçalarını gün ışığına çıkardığı “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” serisini beşledi. Türk popunun başlangıç noktası olan şarkının adını alan seri, beşinci albümüyle noktalanırken, Odeon Müzik, son derece güzel bir jest yaparak beş albümü tek bir kutuyla satışa sunmuş. Toplam 100 şarkılık bu dev arşive çok şık bir kutu içerisinde, çok da makul bir fiyata sahip olmak mümkün. Ayten Alpman, Ajda Pekkan, İlham Gencer, Tanju Okan, Timur Selçuk, Hümeyra ve daha kimler kimler… Her bir şarkı, her bir şarkıya hayat veren ses, söz yazarları ve bestecilerle bu set başlı başına bir Türk pop müziği antolojisi gibi.   

MART 2008

Nükhet Duru - "En İyileriyle"




Türk popunun gelmiş geçmiş en büyük yorumcularından Nükhet Duru’nun seksenli yıllar diskografisinden hemen hiçbir şey bugünlere ulaşmamış ve plaklar üzerinde kalmıştı. Oysa özellikle seksenlerin ilk yarısında Nükhet Duru, ülkede popüler müziğin bayrağını dalgalandıran bir kaç isimden biriydi. Bereket ki, böylesi arşivlerde kalmış işleri gün yüzüne çıkarmayı kendine görev bilen Hakan Eren, bir gayretle Duru’nun iki 33’lük plağını tek bir albümde birleştirerek yeniden yayınladı. 1981 basımı “Nükhet Duru’81” ve 1982 basımı “Aşıksam Ne Fark Eder ?” 33’lüklerini bir araya getiren “En İyileriyle Nükhet Duru” albümünde, her biri kusursuz yirmi şarkı yer alıyor. Çiğdem Talu, Melih Kibar, Cenk Taşkan, Mehmet Teoman başta olmak üzere, dönemin en büyük şarkı yazarlarının elinden çıkmış bu şarkılarda Nükhet Duru yorumculuğuyla göz kamaştırıyor. Her arşive girmesi gereken dört dörtlük bir albüm. 

MART 2008

Keremcem - "Aşk Bitti"


Konserleri hıncahınç doluyor, nereye gitse, nerden çıksa kıyametler kopuyor. Adam o kadar yakışıklı ki, hani sahnede maç anlatsa izdiham dinmeyecek. İyi de bu Keremcem ne söylüyor? Bütün o usta işi Aykut Gürel düzenlemelerine, bütün o enine boyuna özene bezene hazırlanmışlığa rağmen albümü tatsız kılan Keremcem’in her nedense eksik kalmış, bitmemiş, bitirilememiş besteleri, şarkıları olabilir mi? Ya da “Aşk bitti, geriye ne kaldı şimdi, gururum olmasa sana git diyemem ama git ne olur,” benzeri fazla sade suya tirit, hatta “minimalist” şarkı sözleri?.. Hani kimse Keremcem’den Cem Adrian performansı beklemiyor şarkıcı olarak ama, daha yakıcı, heyecan verici şarkılar, albümdeki “Emniyet Kemeri” ve “Aşıksın Gidiyorsun” örnekleri gibi daha sersemletici şarkı sözleri bulsa da, ondaki potansiyele inananların (bencileyin) epeyce yükseğe çektikleri beklenti çıtasının altında kalıp ezilmese fena mı olur?     

ŞUBAT 2007  

Ayla Dikmen - "Seninle Sonsuza Kadar"



Hem şarkıları, hem de kısa hayat hikayesiyle Ayla Dikmen, Türk pop tarihinin en çarpıcı portrelerinden biriydi. O günleri yaşayanların hafızalarından o çok zarif ve güzel görüntüsü,  kulaklarından o eşsiz sesi hiç silinmemişti. Ne var ki bugünlere ulaşabilmiş hiç şarkısı yoktu. Ayla Dikmen’in yeğeni Meltem Çelebioğlu, çok uzun ve zorlu geçen bir süreç sonunda bu bu albümle onu ve şarkılarını bugünlere taşımayı başardı. Bu albüm, daha önce birkaç kez denenmiş ama hep çok başarısız olmuş bir tekniğin Türkiye’deki ilk başarılı örneği. Ayla Dikmen’in plaklardan yankılanan sesi, şimdi bugünün ritimleri ve düzenlemeleriyle çıkıyor karşımıza, hem de dinleyene bugün kaydedilmiş hissi verecek denli de rahatsız etmeden... Bu teknik olarak çok zor işin üstesinden gelen isim aranjör Sadun Ersönmez. Albümde Deniz Seki ve Emre Altuğ birer Dikmen şarkısını yeniden söylemişler, bir şarkı ise Yaşar ve Ayla Dikmen, yine teknoloji marifetiyle düet yapıyorlar. Her biri mükemmel şarkılar, son derece özenle hazırlanmış bir albüm ve büyük bir yıldızın yıllar sonra yeniden doğuşu... Albüme emek veren herkese ve Ayla Dikmen’e gönülden bir saygı selamı gönderile ve eşe dosta, konu komşuya mutlaka, tez vakitte satın almaları yolunda tavsiyelerde bulunula!..

ŞUBAT 2007

Dandadadan - "Sen Bana Birini Android"


Daha önce hiç duymadığınız bir müzik türüyle tanışmak ve kapak tasarımından şarkı sözlerine dek her ayrıntısıyla sıra dışı bir albümü arşivinize dahil etmek isterseniz işte size Dandadadan... Fono Müzik’in yıllar sonra yaptığı ilk yeni prodüksiyon olan bu albümde Korhan Futacı, Berke Can Özcan, Burak Irmak ve Feryin Kaya’dan müteşekkil Dandadadan  bütün bildik şarkı kalıplarını alt üst ediyor. Özellikle de solist Korhan Futacı’nın vokal tekniği... Son yıllarda Türkiye’de çok ciddi bir grup müziği furyası var. Büyük çoğunluğu “vak the rock”çılar ve “nihavend-rock”çılar şeklinde kategorize edilebilecek bu grupların çok azı Dandadadan’ın yaptığı gibi iklim değiştirecek bir müziğe imza atabildi. Çok dikkate alınmalı ve çok önemsenmeli bu yüzden. Beylik tabiriyle, “bu grupta hayat var!” diyorum ben...   

ŞUBAT 2007

Mirkelam - "Mutlu Olmak İstiyorum"


İlk albümünden bu yana sağlam adımlarla ilerleyenlerden biri de Mirkelam. Hem melankolik, hem hınzır, hem eğlenceli, hem dramatik şarkıları ve Türk popunda erkek şarkıcıların pek de tercih etmediği bir stilde, yer yer kırık dökük, yer yer kafa seslerine çıkarak kullandığı sesiyle Mirkelam, doksanlardan bu yana tanıdığımız isimler içerisinde en nev-i şahsına münhasır olanlarından biri. “Asuman Pansuman” gibi, “Elma Değil Ayva” gibi kelime cambazlıklarıyla dolu ve matrak, “Eksilerle Artılar” gibi, “Mutlu Olmak İstiyorum” gibi ağır hüzünlü ve zarif şarkılar ve dahası, dinleyenleri bir albüm boyunca Mirkelam’ın harikalar dünyasında dolaştıracak bir dolu şarkı bu albümü mutlaka edinilmesi gerekenler listesinde bir numaraya yerleştirmeye yetiyor.

ŞUBAT 2007

Burcu Güneş - "Ben Ateş Ben Su"




Başından beri hep eli yüzü düzgün albümlere imza atan, popüler olanın yanı sıra, uzun vadede hatırlanacak işler de yapmaya gayret eden Burcu Güneş, yeni albümünde de bu iddiasını koruyor. Albümde günümüzün bütün moda akımlarından istifadeyle, R&B’den, yetmişler diskosuna, Latin’den, rock’a uzanan bir çeşitliliğe yer verilmesine karşın, şarkılar pek de kolay dile dolanmaya müsait değil. Burcu Güneş bu defa tamamen kendi şarkılarını yazmış ve şarkı sözlerinin bütününde hissedildiği üzere, kendi felsefesini ve dünya görüşünü müziklemiş. Satış rekorları kırmasa da, zaman içerisinde değerini bulacak bir albüm bu. Söz, müzik, düzenleme ve yorum anlamında da gözle görünür bir emek harcandığı hissediliyor. Bu kadar doğru bir teknikle şarkı söyleyen ve sesini bu derece iyi kullanan Burcu Güneş’in ses verdiği kelimelere biraz daha fazla sahip çıkıp, işin duygusunu da ortaya çıkarmıyor olması ve kulak tırmalayan prozodi hatalarını hala ısrarla gözden kaçırmaya devam etmesi (“yaaaaalan hikayeler” vb.) ise albümün kadı kızı kusurları.

ŞUBAT 2007

Nesrin Sipahi - "Odeon Yılları"




Alaturka müziğin ölümsüz seslerinden Nesrin Sipahi’nin altmış ve yetmişlerde Odeon Plak  hesabına yapılmış kayıtlarını bir araya getiren ve çift diskten oluşan albümü, eski şarkıların yeniden yayınlanması furyasının başlangıç noktalarından biri olmuştu. Odeon Müzik bu defa Sipahi’nin o albümde yer almayan başka şarkılarını derleyerek “Odeon Yılları” adıyla satışa sundu. Yine tadına doyulmaz bir seçki var elimizde. “Ağlama Değmez Hayat” gibi, “Yıldızların Altında” gibi popüler alaturka örneklerinin yanı sıra, “Dertleri Zevk Edindim” gibi “Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim” gibi yakın dönem klasiklerinin de yer aldığı bu albüm, Sipahi’nin eşsiz sesi ve yorumuyla kulakları okşuyor. Odeon Müzik’in paha biçilmez arşivinden kim bilir daha neler çıkacak? Heyecanla bekliyoruz.

NİSAN 2007

Murat Boz - "Maksimum"


Türk popunda yeni bir yıldız doğuyor. Yıllar boyunca Tarkan’a vokal yapmış ve müzik piyasasında dirsek çürütmüş Murat Boz, geçtiğimiz yıl Nil Karaibrahimgil’in beste desteğiyle yayınladığı “single”ıyla ilgi çekmiş, şarkının özellikle klipi beğeni toplamıştı. Bu albüm de Tarkan, Ozan Doğulu, Ümit Sayın gibi güçlü isimlerin katkılarıyla ivme kazanırken Murat Boz’un sağlam müzikal geçmişi ve eğitimi de ağırlıkla hissediliyor. Tamamen güncel ritim, armoni ve şarkı konseptlerine dayandırılmış albüm boyunca Boz’un zaman zaman Tarkan’ı çok andıran vokal tekniğine rağmen, çok yetkin bir şarkıcı kimliğiyle karşımıza çıkması da albümün gücünü artırıyor. Yakışıklılığı, karizması ve etkileyici sesi ile bir pop yıldızına gereken her şeye sahip Murat Boz’un istikbali epeyce parlak gözüküyor.

NİSAN 2007

40 Aşk Şarkısı




Tıpkı Batı’daki gibi, bizde de çeşitli firmaların çeşitli sanatçılarının şarkılarını bir araya getiren karışık albümler yayınlanmaya başladı. Bugüne dek bu türde yapılmış albümleri genellikle her firma kendi arşivinden kotardığı için pek de albenili olmuyordu. “40 Aşk Şarkısı”nda ise bir çok firmanın katkısı var. Ancak bu tür albümleri Kral TV yayın akışı mantığıyla kotarmak ne derece akıllıca orası tartışılır. Bu üç disklik albümde Gökhan Özen’in ardından Bulutsuluk Özlemi, Yüksek Sadakat’in ardından Haluk Levent çıkıyor karşımıza. “Aşk” üst başlığıyla seçilen şarkılar, albümde yer alan şarkıcıların en iyi şarkıları olmadığı gibi, birbirleriyle pek bağlantılı da değiller. “Hotel California”, enstrümantal versiyonuyla bile olsa, bir aşk şarkısı sayılabilir mi mesela? Albümün sürprizi ise gazeteci Onur Baştürk’ün bir besteci ve şarkıcı olarak, daha önce yayınlanmamış bir şarkısıyla karşımıza çıkması. Gönül Yazar, Coşkun Demir ve Işıl Yücesoy gibi bir dönemin fırtınalar estirmiş isimlerinin de bu seçkiye dahil edilmiş olması ise albümün en heyecan verici tarafı.

NİSAN 2007

Burcu Güven - "İlk Albüm"


İkibinli yılların “Made In Turkey” damgalı meşhur televizyon dizilerine imza atmış Birol Güven’in, aynı dizilerin jeneriklerinden sesine aşina olduğumuz eşi Burcu Güven, ismiyle müsemma ilk albümüyle karşımızda. Popüler müziğin genel geçer çizgisinin üzerinde bir albüm bu. Albümde her şey çok sakin, gürültüsüz patırtısız, samimi ve içten. Gerek şarkıların dokusu, gerek farklı müzik türleri arasında gezinen düzenlemeler, gerekse Burcu Güven’in son derece sakin yorumu albümü başından sonuna dek keyif ve huzurla dinlenebilir kılıyor. Güven’in şarkıcılık tekniği yer yer abartılı bir teatral üslup taşısa da, içten ve samimi geliyor kulağa. İlk duyduğum günden beri beni rahatsız eden bir ayrıntıyı da söylemeden geçemeyeceğim bu vesileyle; “Kadın Severse” dizisinin aynı adlı şarkısı, bir Şehrazat bestesi olan ve Nilüfer tarafından seslendirilen “Namussuz Akşamlar”ın A kısmıyla neredeyse ikiz kardeş gibi.

MART 2007

Bulutsuzluk Özlemi - "Bulutsuzluk 20 Yaşında"



1986 yılında yayınlanan ilk albümün üzerinden yirmi yıl geçmiş. Bulutsuzluk Özlemi o günlerden bu yana altı stüdyo albümü, bir single bir de konser albümü yayınladı. Yirminci yıl onuruna 31 Temmuz 2006 tarihinde düzenlenen Açık Hava konserinin ses kayıtlarından oluşan iki disklik bu albümde, grubun hemen hemen bütün önemli şarkıları bir arada. Üstelik taş gibi bir canlı performans ve teknik anlamda çok başarılı bir kayıtla. Konsere, dolayısıyla albüme konuk olan isimler de az buz değil: Zuhal Olcay, Şebnem Ferah, Duman, Aylin Aslım, mor ve ötesi. Konser ayrıca bir de DVD formatında piyasaya sürüldü ki, sahne arkası görüntüleri, röportajlar ve fotoğraf albümü gibi bir yığın ekstrayla, özellikle Bulutsuzluk fanatikleri için adeta bir hazine. Rock müziğinin neredeyse esamisinin okunmadığı o her bakımdan zor günlerde başlamış bir serüvenin epeyce kapsamlı bir özetini içeren bu albüm ve DVD ayın kaçırılmaması gerekenleri arasında.

MART 2007

Yonca Lodi - "Yolumu Bulurum"



İlk kez 1999 yılında tanıştığımız Yonca Lodi’nin üçüncü albümü bu. Lodi önceki albümleriyle benzer bir formül uygulamış yine ve bir Grek şarkı, iki “cover”, kendi besteleri derken ortaya saf bir pop albümü çıkarmış. Çok iyi bir sese sahip olmasına rağmen duygusu eksik ve çok teknik yorumu nedeniyle olsa gerek, henüz yeterince parlak bir çıkış yakalayamayan Yonca Lodi, bu defa TMC gibi seçkin bir firmanın ve Febyo Taşel gibi son dönemde iyi işlere imza atmış bir müzisyenin desteğini almış. Bu desteğin ona neler getireceğini kuşkusuz zaman gösterecek. Ancak bu albümün, önceki Yonca Lodi albümlerinden daha ileride olduğu söyleyebilmek biraz zor. 

MART 2007

Emel Sayın - "Emel'in Seçtikleri"



Türk popüler müziğinin geçmişinde ne var ne yok bir bir ortaya çıkarmaya devam eden Ossi Müzik’in son bombası bir Klasik Türk Müziği albümü. Emel Sayın’ın tamamen klasik eserler seslendirdiği bu albüm 1979 yılında plak formatında yayınlanmıştı. Yıllar sonra CD ve kaset formatında yapılan bu yeni baskıda albümün orijinal şarkı sıralaması ve kapak tasarımı aynen korunmuş. Albümde III. Sultan Selim’den Hacı Arif Bey’e, Bimen Şen’den Lemi Atlı’ya Klasik Türk Müziğinin ölümsüz bestecileri, ölümsüz eserleriyle karşımıza çıkarken, Emel Sayın’ın katıksız yorumuna da bir kez daha hayran kalmaktan kendinizi alamayacaksınız. Has Alaturka sevenler kulaklarının pasını silerken, bu müzikle pek haşır neşir olmayanlar da yeni bir dünya keşfedecek bu albüm sayesinde. Modası hiç geçmeyecek, tam anlamıyla arşivlik bir eser. 

MART 2007

Zakkum - "Zehr-i Zakkum"


Ankara kökenli bir rock grubu olan Zakkum, sıkı bir ilk albümle dinleyici karşısına çıkıyor. Yusuf Demirkol, Cem Şenyücel, Eren Parlakgümüş ve Emre Yılmaztürk’ten kurulu grubun hem fizik hem de müziklerinde  bir miktar Placebo etkisi hissediliyorsa da, gerek şarkı sözleri, gerekse icralarındaki tavır Türkçe rock müzik standartlarının üzerinde bir çizgide seyrediyor. Albümde Teoman ve Seyyal Taner konuk sanatçı olarak yer almış. Nasıl ve kim tarafından akıl edilmiş bilmiyorum ama “Erkek Adamsın” adlı şarkıya Seyyal Taner’in katkısı gerçekten müthiş olmuş. Dinlemelere doyulmuyor. Albümde özellikle “Hipokondriyak”a dikkat çekmek isterim. Bakmayın albümün kapanışında yer aldığına; tokat gibi çarpıyor.

MART 2007