Bu Blogda Ara

4 Ocak 2011 Salı

Sezen Aksu - "Bahane"


O, içinden geçerken farkına varmadığımız masalları şarkıların diliyle yüreğimize döken bir dengbej. O, kendi deyimiyle, “kelimelerin efendisi”. Onun kalbi, bedeninin yüzölçümünden misliyle büyük. Sezen Aksu yeni albümü “Bahane”yle içimize dokunmaya devam ediyor.
Bu albümde hem müzikalite, hem de “sound” bakımından olduğu yerden bir adım daha ileriye gitmiş bir Sezen Aksu var. Nicedir yüksek sesle telaffuz edilmese de kulaktan kulağa konuşulan “Sezen’in sesi bitti” dedikodularına nihayet ağır bir cevap veriyor bu albümle. Yine eskisi gibi gürül gürül söylüyor, başkalarının sesinden dinleyip de sevmediğimiz şarkıları bile onun sesiyle sihrini buluyor, canımıza değiyor. Yıllardır her hal ve şartta sesinin ve nefesinin peşinden koşmamamız boşuna değil, bunu bir kere daha anlıyoruz albümün seyri boyunca.

Albüm kapağında şarkıları yazarken içtiği kahve, yarısını yemeyip bıraktığı tost, ses kayıt cihazı, ilacı, burun spreyi, karalama kağıtları ve kalemini görüyor ve ortak oluyorsunuz dinlediğiniz şarkıların yaratılma sürecine. O sizi hiç tanımıyorken, evinizin dört duvarı arasında içinizden geçenler, o kahve yudumlanırken, o kalemle, o kağıtlara yazılıyor, şarkı olup geri dönüyor evinizin dört duvarına. Bu gizin ortağı olmak daha da sahici kılıyor dinlediğiniz her şeyi.

Dinlediğimiz sıradan bir şey değil. Şarkıları yazan ve söyleyen ona keza. Sarsılmaya, savrulmaya, azalmaya, çoğalmaya, kah aymaya kah uymaya, ama her şeyden çok şöyle bir durup soluk almaya hazırsanız kelimelerin efendisine kulak verin. Sezen Aksu bir kez daha söylüyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder