Bu Blogda Ara

1 Şubat 2011 Salı

Yonca Lodi - "Milat"

FAZLA SKANDALI OLAN VAR MI?


“Hiçbir skandala bulaşmadım; sadece sanatımla, müziğimle var oldum!” Türk popçularının, doğru olsun olmasın, söylemekten bıkıp usanmadığı klişe cümlelerden biridir bu. Oysa hiç de kolay değildir böyle bir cümlenin hakkını vermek. Bu kadar göz önünde yaşıyorsanız şayet, siz bulaşmasanız bile skandal gelir sizi bulur, o da olmazsa sansasyon takılır peşinize. 

Portföyünde sadece “hiçbir skandala bulaşmamış” şarkıcılar barındırmasıyla meşhur müzik yapım şirketi TMC’nin, Sony Müzik’le sözleşmesi biten Yonca Lodi’yi transfer etmesi bu bağlamda şaşırtıcı gelmemişti bana; zira Yonca Lodi sahiden de popçu nüfusunun “hiçbir skandala bulaşmamış”larındandı. Nitekim, TMC – Yonca Lodi işbirliğinin ilk ürünü “Yolumu Bulurum”, 2007 yılında yayınlandı.



“Skandala bulaşmamak” her ne kadar her popçunun idealinde ulaşılması gereken bir mertebeymiş gibi gözükse de, aslında kazın ayağı pek de öyle değil. Çünkü çoğu zaman bir pop yıldızının hayranları için bu durum gayet can sıkıcı olabiliyor. Şarkıların içini dolduran, biraz da onu söyleyenin hikayesi oluyor ister istemez ve bu durumda evli, mutlu hatta çocuklu, sağlıklı, hali vakti yerinde bir şarkıcının, bütün o ayrılıklar, ihanetler, ihtiraslar ve şiddetli arzularla yüklü şarkı cümleleri, onu sadece “anlatıcı” kılmaktan öteye geçemiyor; yani şarkının içi dolmuyor.

Peki her şarkıcı her söylediği şarkıda anlatılanı yaşamak zorunda mı? Elbette hayır. Ama siz bir hikayeyi ikinci ağızdan anlatandan mı, bizzat yaşayandan mı dinleyince daha fazla ikna olursunuz? Şöyle bir düşünün…

“Hiçbir skandala bulaşmamış” Yonca Lodi’nin popüler bir yıldız olması için tek eksiği (bu bir eksikse şayet-ki değil bittabi-) bundan ibaret değildi kuşkusuz. Yonca Lodi çok iyi bir şarkıcıydı aynı zamanda. Çünkü dünyanın her yerinde “notaların hakkını veren”lere “iyi şarkıcı” derler. Ama “yorumcu” diye anılabilmek için sadece şarkıdaki notaların değil, kelimelerin de hakkını vermek gerekir. Pürüzsüz, acısız, yorulmamış, çapaksız, gürül gürül bir ses tutup da “Sanki zaman zaman ölür gibi, acısını çilesini çekmediysen” derse, bahsedilen acının şarkıyı söyleyene değil, olsa olsa şarkının sözlerini yazana ait olduğunu hissedersiniz. Çünkü böyle bir şeydir müzik; her şeyden çok kalple dinlenir.

Evet Yonca Lodi çok iyi bir şarkıcıydı. Bugüne dek yayınlanan üç albümüyle de bunu ispat etmiş, hatta kendine hiç de küçümsenmeyecek bir hayran kitlesi de edinmişti. Ancak o kitlenin içinde ben yoktum. Çünkü Yonca Lodi’nin albümlerinde iyi icra edilmiş, doğru düzgün şarkılar dinliyor ama o şarkıları acı, tatlı, kederli, neşeli anlarıma fon müziği yapmayı aklıma hiç getirmiyordum. Ya da Erol Evgin’den, Nükhet Duru’dan dinlediğim “Aldım Başımı Gidiyorum”u Yonca Lodi’den dinlemek gelmiyordu içimden. Sezen Aksu’dan dinlediğim “Yeter”i de öyle.

Yonca Lodi imzalı üçüncü, TMC etiketli ilk albümden sonra, “Yeter” şarkısı sadece dijital platformda satışa sunulmuştu. Bu gözle görülüp elle tutulamayan “single”, Yonca Lodi’nin uzunca bir aradan sonra dönüşünün ilk habercisi oldu ve bir süre sonra da bu defa “Emanet” şarkısı yine aynı yöntemle piyasaya sürüldü. Söz ve müziği Zeki Güner’e ait bu şarkı, TMC tarafından o günlerin gözde televizyon dizisi “Canım Ailem”de kullanıldı. Denilebilir ki bu şarkı Yonca Lodi’den ziyade diziye yaradı ve hatta dizi görüntüleriyle oluşturulmuş klipte Yonca Lodi’nin gözükmesine bile gerek kalmadı. 


Samimiyetle itiraf etmem gerekirse, “Emanet” benim can-ı gönülden kulak kabarttığım ilk Yonca Lodi şarkısı oldu. Kalple dinlenebilen bir şarkıydı çünkü. Ondan kısa bir süre sonra, yine aynı dizide bu defa “Haksızlık Değil mi ?” adlı şarkıyla duyduk Yonca Lodi’nin sesini. Bu şarkı da sadece dijital platformda, dizi müziklerini içeren albümde satışa sunuldu.


“Haksızlık Değil mi?”yi daha duyar duymaz çok sevmiştim. Şarkının can acıtıcı hikayesi, Yonca Lodi’nin abartısız, sade ama bir o kadar da dokunaklı yorumuyla, insanın boğazına oturuyordu. İşte bu doğru şarkı, doğru yorumdu. Dijitalsiz kalmayan ama dijitale inanmayan ben kulunuz, merakla bekleyecekti şimdi Yonca Lodi imzalı yeni ve elbette mekanik (basılı, elle tutulur) albümü. Bu artık farz olmuş, bir tek şarkı, koca bir önyargıyı yerle yeksan etmeye yetmişti.

Nitekim çok geçmeden, adının “Milat” olacağını öğrendiğimiz yeni albümün ilk şarkısı radyolara verildi (bir de böyle “radyolara verilen şarkı” kavramı peyda oldu; “çıkış şarkısı”, “klip şarkısı” ya da “ilk single” filan değil, çalınsın da albümün reklamı olsun diye gerekirse bilumum radyoculara da sekiz takla atarak “radyolara verilen şarkı”!)

“Milat”ın piyasaya sürüldüğünü öğrenir öğrenmez en yakın müzik-markete gittim, bastırıp parayı, satın aldım. Sonra elimde tuta tuta, kapağına baka baka eve geldim. Bir gün CD satın almaktan tamamen vaz geçersem şayet, bunun ilk sebebinin şu bir türlü açılmayan naylon ambalajlar olacağını bir kere daha içimden geçirip, albümü CD çalarıma yerleştirdim. Ve dinlemeye başladım.


Albümün açılışında yer alan Zeki Güner bestesi “Düştüysek Kalkarız”, milletçe pek sevdiğimiz “Yıkılmadım Ayaktayım” meydan okumasının 2010 sloganı olmaya aday. Sadece bu bile şarkıyı hit yapmaya yetecekken, çarpıcı bir melodi, iyi bir düzenleme ve sağlam bir icrayla “Düştüysek Kalkarız”, “dakika 1 gol 1” etkisi yaratıyor. Bu şarkı yıllar sonra bile Yonca Lodi denilince akla gelecek birkaç şarkıdan biri olacak, bunu şimdiden söyleyebilmek mümkün.



İkinci sırada yer alan “Tavan Arası”, seksenlerin disko “sound”uyla aranje edilmiş bilmem kaçıncı ikibinli yıllar şarkısı olarak dinleyene çok da yeni bir şey vaat etmiyor. Sanki aslında yavaş tempolu iken, albümde hareketli şarkı olsun diye ritmik hale getirilmiş, sözü ve melodisiyle temposu birbirine pek de alışamamış bir şarkı “Tavan Arası”. Keşke albüme bir de akustik versiyonu konulsaymış. Çok daha etkili olabilirmiş.

Sırada söz ve müziği Yonca Lodi’ye ait olan ve albüme de isim olarak seçilen “Milad” var. “Sevdim seni ya miladım o gündür” cümlesiyle kısa sürede dillere düşmesi, hatta yeni bir “Cennet” vakası yaratması muhtemel bu şarkı, eni konu Ferhat Göçerlikmiş aslında. Beğenelim beğenmeyelim, ikibinlerde iyiden iyiye kakafoniye teslim olan pop dünyamıza seksenler taverna şarkılarının telaşsız ve naif havasını geri getirenin bilumum Ferhat Göçer şarkıları olduğu bir gerçek. Bu iyi bir şey midir, kötü bir şey mi; o tartışılır. Ama bu şarkı tam da o havada ve özellikle albümün son şarkısı olarak karşımıza çıkan akustik versiyonu dinlemelere doyulmuyor.

Albümün dördüncü şarkısı “Tenden Tene”, Yonca Lodi’nin “iyi şarkıcı”lıktan yorumculuğa doğru aldığı mesafeyi çok açık hissettiriyor. Yine bir Zeki Güner bestesi olan bu şarkı hem çabuk dile yapışıyor, hem de dinleyenin kanını kaynatan ritminin yer yer oryantale dönmesi kulakları kolay yakalamasını sağlıyor.

Beşinci sırada karşımıza çıkan “Mum Lekesi” bir Aysuda Ülkü Zeren ve Ufuk Serindağ şarkısı. Aysuda Ülkü Zeren de TMC’nin desteklediği yeni nesil şarkı yazarlarından biri ve adını daha çok da duyuracağa benzer. Gramofon efektli ud taksimiyle başlayan “Mum Lekesi”, Yonca Lodi dinleyenlerinin pek de alışık olmadığı ağdalı alaturka havasıyla albüme farklı bir renk getiriyor. “Kaaaaaalır” tekrarlarındaki rahatsız edici prozodi hatasını duymazdan gelirsek, pekala içlenip, efkarlanabiliriz bu “damar” şarkıyla.


“Emanet” çok dokunaklı melodiler ve şarkı sözleriyle son dönemde hit olmaya aday bir çok şarkıya imza atan Zeki Güner’in ismini parlatan şarkılardan biri. Dijital ortamda “single” olarak yayınlanan şarkı, mekanik olarak ilk kez bu albümle dinleyiciye ulaşıyor. Çok uzun zamandır bıkmadan, sıkılmadan dinleyebildiğim ender şarkılardan biri “Emanet”. Tabi bunda Yonca Lodi’nin etkili performansının da payı büyük.

Albümde “Emanet” ve sonrasında sıralanan dört şarkı da daha önce farklı şekillerde yayınlanmış çalışmalar. Aysel Gürel’e saygı albümü “Çınar 1”de (sahi, ikincisi nerede?) ilk kez yayınlanan “Yalan Gibi”, aynı versiyonla bu albüme de konulmuş. Aysel Gürel’in rengarenk dünyasını  ucundan kıyısından bile yansıtmaktan aciz o kapkaranlık albümde pek de kulaklara çarpmayan “Yalan Gibi”, bu albümün bütünü içerisinde çok daha etkili ve dikkat çekici duruyor.

Bir Sezen Aksu “cover”ı  olan Atilla Özdemiroğlu bestesi “Yeter”, 2008 yılının Haziran ayında dijital ortamda “single” olarak yayınlanmıştı. Volga Tamöz’ün son derece “piyasa” işi düzenlemesiyle ikibinlere ayak uydurmuş gibi gözükse de, dinleyenlere “neden bu şarkıyla dans edeyim ki?” duygusu uyandıran bu versiyondan ziyade şarkının aynı dönemde yayınlanan Deniz Seki yorumu bence daha etkiliydi. Belki bu albüm için yeni bir akustik versiyon yapılması çok daha dikkat çekici olabilirdi, çünkü Deniz Seki malum sebeplerden dolayı bu şarkıyı hemen hiç kullanmadı.



Albümün dokuzuncu sırasında “Haksızlık Değil mi?” yer alıyor. 4x4 adlı rock grubunun solisti ve şarkı yazarı olarak adını duyuran Deniz Tuzcuoğlu’nun bu bestesi, albümün en vurucu şarkılarından biri. “Canım Ailem” dizisiyle kulaklara yer eden bu şarkıda Yonca Lodi bütün hünerini döktürüyor ve özellikle pes seslerdeki kusursuz tekniği kadar duygusuyla da, şarkının her kelimesinin hakkını vererek kalplere dokunmayı sonuna kadar başarıyor.

“Gölgelerime Işık Tut”, sözleri Neşe Şen, bestesi Richard Hamer imzası taşıyan bir şarkı. Yine bir TMC prodüksiyonu olan “Kapalı Çarşı” dizisinin jeneriğinde kullanılan bu şarkının bestecisi Richard Hamer, yirmi yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşayan Amerikalı bir müzisyen ve dublaj sanatçısı. Orient Expressions topluluğundan da tanıdığımız Richard Hamer şarkının düzenlemesini de yapmış. Reklam ve senaryo yazarı olarak da ismini duyurmuş Neşe Şen’in şahane şarkı sözleri kadar Yonca Lodi’nin telaşsız yorumu da şarkıyı soluksuz dinlettiriyor.

Albümün onbir ve onikinci şarkıları, “Emanet” ve “Milat”ın akustik versiyonları. Bu versiyon işine artık iyice alıştık, bir şarkının bir albümde tek bir versiyonla yer almasını can sıkıcı bulmamız yakındır. Kaldı ki versiyonları “remix”lere her hal ve şartta tercih edenlerin sayısı hiç de az değil.

Albümün bir büyük kusuru var ki, o da kartoneti. Bu kadar iddialı bir albüm, bu kadar özensiz bir kapak kompozisyonu ve Yonca Lodi’yi olduğundan çok farklı gösteren o fotoğraflarla basılmamalıydı. Ben olsam ne yapar eder, bir ya da iki şarkı ekleyip yeni baskıyı yeni bir kapak tasarımı ve fotoğraflarla yapardım. Zararın neresinden dönülse kardır.


Peki yazının başlığı bu yazının neresinde diye soracak olursanız cevabım şöyle olur; Yonca Lodi eğer bu albümle de popun birinci ligine geçiş yapmazsa bıraksın daha iyi şarkı yapmayı, daha iyi söylemeyi filan da, halen birinci ligde olduğunu varsaydıklarımıza açsın, alenen sorsun bence: “Fazla skandalı olan var mı?”

EYLÜL 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder