Bu Blogda Ara

10 Kasım 2011 Perşembe

Eylem - "Bugün Burda"



Altmışlı yıllarda başlayan furyayla yurt dışında çalışıp para kazanmaya gitmiş Türkiyelilerin orada doğmuş, büyümüş ve yetişmiş ikinci, hatta üçüncü kuşaklarının Türk pop müziğine girişi doksanlı yıllara denk gelir. Cartel, Rafet El Roman, (Ah Canım) Ahmet, Yurtseven Kardeşlerle başlayıp devam eden bu zincire iki binlerde eklenen halka ise Hadise-Atiye-Eylem üçlüsü oldu.


Bu üçlüyü emsallerinden ayıran en önemli fark, yaptıkları müziğin tamamen Batılı tınlamasıydı. Onlardan öncekiler gerek görünüşleri, gerekse müzikleriyle arada kalmışlığın ya da sentezin (bazen biri bazen öbürü ağır basacak şekilde) gözünü çıkarırken, bu üç isim de Türkiye’de ilk tanındıklarında pek de Türkiyeli gibi değillerdi.

Gerekçesi ne olursa olsun Türkçe’nin düzgün telaffuz edilmediği şarkılarla (altmışlı yılların Ajda şarkıları hariç) başım hiçbir zaman hoş olmadığından, Hadise’nin Türkçe şarkılarına mesafeli davranırken, İngilizce şarkılarına herkes gibi ben de öldüm bayıldım.

Buna karşın, ne yalan söyleyeyim, Atiye’ye hiçbir zaman sempati duymadım. Tamamen kişisel olarak sesini ve şarkı söyleme stilini sevmemekle birlikte, genel geçer beğeni ölçütleri içerisinde de Atiye’nin müziğinin dinleyenlere ilkel şarkı sözleri ve çocukça bir müzikal tavırdan öte bir şey sunmadığını düşünüyordum.


Gel zaman git zaman, Hadise’nin iyiden iyiye Türkçe şarkılar söylemeye başladığı günlerde, aslında sanıldığı kadar da umut vaat etmediği hissine kapılmıştım ki, tam da o sırada Eurovision sahnesindeki başarısızlığı doğruladı bu hissimi. Hemen ardından gelen “Bence evlenmeliyiz, hem de bu sene” felaketini ise kulaklarımı tıkayarak geçiştirdim. Son albümünün çıkış şarkısını ilk kez seslendirdiği Power Türk gecesinde dans ederken o ağzından, burnundan, kulaklarından, saç diplerinden taşan hırsı ve hatta öfkesi onun umduğu gibi  “vay be” dedirtmekten ziyade “yazık be” dedirtti ben dâhil pek çok kişiye.


Üçlüden geriye kala kala Eylem kalmıştı. İçlerinde en iddiasız, en az mütevazı ve en az gösterişli görünen, handiyse evimizin kızı Eylem.

2006 yılından bu yana iki albüm ve bir “single” yayımlayan Eylem, yakın zamanda piyasaya çıkan yeni albümü “Bugün Burda”yla yoluna devam ediyor.


İçinden geçedurduğumuz şu internet çağında artık müzikte hiçbir günah saklı kalmıyor. İster bir şarkıdan esinlenin, ister bir klipten, ister görsel alıntı yapın, ister sözel, er ya da geç enseleniyorsunuz. Sanal âlem, bu işi kendine meslek edinmiş “intihal hafiyeleri” ile dolu nicedir. Hâl böyleyken memlekette yerli Beyonceliğe soyunmayı, Shakiralıklar taslamayı filan yemiyor kimse. Buradan alınabilecek bir mesafe yok artık. Eskidendi o işler.

İşte tam da bu noktada Eylem’in son albümü “Bugün Burda”yla bahis konusu diğer iki isimden bir adım öne geçtiğini söyleyebilmek pekâlâ mümkün. Çünkü Eylem, bu albümüyle öncelikle kendi müziğinde ilerleme kaydetmiş gibi gözüküyor.


Özellikle albümün çıkış şarkısı “Hayat Devam Eder”, Eylem’in sadece, Türkçeyi İngilizce telaffuzla çekiştirip yayarak şarkıları gırtlak oyunlarına bulayan ve ne kadar iyi dans edebileceğini göstermek gayretiyle her klipte yerli yersiz kıvrılıp bükülmekten bir hal olan özenti bir karbon kopya Christina Aguilera (ve benzerleri) imajını altüst ederek, ona yeni bir ivme kazandırıyor. Birbirinden eğlenceli ve kolayca dile düşmeye aday iki şarkı; “Kaldır Elleri” ve “Aşkım Diye Bağırırım” da bunu destekliyor.

Etkin bir şekilde yaylı partisyonlar üzerine kurulu vurucu bir “slow” olan “Helal Olsun” da (“wohooo ohooo yeahhh” kısmı hariç) albümün ilk dinleyişte dikkat çekenlerinden.


Albümün geri kalanı ise “R&B” sularında gezinen ve önceki albümlerindeki Eylem’e daha yakın duran şarkılarla dolu. Türü sevenlerin kayıtsız kalamayacağı, en azından doğru dürüst şarkı sözleriyle benzerleri arasından sıyrılan eli yüzü düzgün şarkılar bunlar.

Albümün bütünü içerisinde eğreti duran “Feslikan” ve daha önce farklı dillerdeki versiyonlarıyla birlikte “single” olarak yayımlanmış “İstanbul 2010” ise kendi adıma ikinci kez dinlemeden geçtiğim, hatta “keşke albümde olmasalardı” dediğim şarkılar oldu.   


www.gercekpop.com ve www.fatihmelek.net internet sitelerindeki müzik ve sinema üzerine yazdıklarıyla tanıdığımız Fatih Melek, bu albümdeki bir çok şarkıya (bazılarında Eylem’le ortaklaşa) imza atmış ve belli ki Fatih Melek ile Eylem’in kimyası çok doğru tutmuş. Albümde Fatih Melek imzası, kendine ait sıcak renkler taşıyan, yaygın eğilimin aksine ağlamaklı olmaktan özenle uzak durmuş, ferah, genç ve taze şarkılar olarak kendini gösteriyor.

Orhun Sevindik tarafından yapılan düzenlemeler, türün doğası gereği tamamen elektronik sesler üzerine inşa edilmiş. Belli ki şarkılar da bunu istemiş zaten. Modern ama daha da önemlisi, başından sonuna abartısız bir müzikal çizgisi var albümün.


Bununla birlikte Eylem Türkçe şarkı söylemeye devam etmek niyetinde ise, diksiyonunu (özellikle sesli harflerini) düzeltmek için biraz gayret sarf etmeli.  Belki biraz daha “Hayat Devam Eder” gibi şarkıların peşinden gitmek de onun lig atlamasına yardımcı olabilir. Zira hedef kitle göz önüne alındığında, Türk popüler müziğinin skalası içerisinde R&B ve türevleriyle daha ileri gidebilmek pek mümkün görünmüyor.

NOT: Konuşma dilinde hepimizin “burda” diye telaffuz ettiği kelimenin yazı dilindeki karşılığı “burada”dır ve doğrusu da budur. Keşke albümün adında geçen bu kelime de doğru yazılmış olsaydı.

EYLÜL 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder