Bu Blogda Ara

31 Mart 2012 Cumartesi

Leman Sam - "Nereye Kadar"

CAMLARI KIRIP KAÇIYOR!

(Milliyet Sanat dergisi Mart 2012 sayısında yayımlanmıştır.)



Hani Facebook ilk çıktığında hepimiz bir heves ilkokul arkadaşlarımızın peşinde düşmüş, bir süre sonra konuşacak iki cümle bulamamıştık ya artık hiçbir ortak paydamız kalmamış o eski arkadaşlarımızla… Korkum tam da buydu aslında. Belki Leman Sam’ın korkusu da buydu. Yoksa bu albümü yapmaktan neden ısrarla kaçınsın, neden sürekli ertelesin ve kartonet yazısında da ifade ettiği gibi, neden kızının zoruyla, neredeyse ite kaka stüdyoya girsindi ki?

13 yılda Türkiye’de müzik çok değişti; müzik dinleme alışkanlıkları, müziği taşıyan ve dağıtan teknolojiler ve dahası sektör…. Leman Sam gibi, oyunu hiçbir zaman kuralına göre oynamamışların işi şimdilerde daha zordu elbette. Neyse ki bunca aradan sonra Hasan Saltık gibi  müzik yapımcısından ziyade müzik emekçisi diye adlandırılabilecek bir isimle, Kalan Müzik gibi bir firmayla yola çıkmıştı Leman Sam. Neyse ki elimizde ulaşan albüm aradan geçen zamanın açığını haydi haydi kapatacak güçteydi.


Öncelikle şunu söylemeliyim ki sakın ola albüm kapağına aldanmayın! Leman Sam hiç de kapak resimlerinde göründüğü gibi solgun, yorgun, bitkin hatta (evlerden ırak) hasta filan değil. Onu nasıl biliyorsanız öyle. Hep genç, hep dinç, gözlerinin içi gülen, sesiyle, bakışıyla karşısındakini ısıtan, yaşsız, zamansız kadınlardan. Bu fotoğraflar neden tercih edildi, neden kullanıldı orası meçhul ama ne Leman Sam’a, ne de albüme yakıştığını söyleyebilmek mümkün.

Albüm “Mavi Tango”yla açılıyor. Bir dönem Kardeş Türküler topluluğunda çalıp söyleyen, ilk solo albümünü geçtiğimiz yıl piyasaya çıkaran Erol Mutlu’nun bestelediği bu Turgut Uyar şiiri, albüme şahane bir açılış yapıyor. Leman Sam’ın sesini ne çok özlediğinizi fark ediyorsunuz önce, sonra bu şiirli tangonun ritmine kapılıp gidiyorsunuz.


Leman Sam ve Vedat Sakman hayata ve müziğe aynı pencereden baktıkları çok belli, kimyaları çok iyi tutan, bundandır ki uzun yıllardır birlikte çalışan iki müzisyen. Leman Sam’ın henüz sadece sahnede boy gösterdiği ve albüm yapmadığı yıllardan, Grup Doğuş günlerinden beri ahbaplar ve bu ahbaplıktan bizim payımıza düşen hep şahane şarkılar oldu. Bu albüme de Vedat Sakman hem besteleri hem de düzenlemeleriyle imza atmış.

Albümün ikinci sırasında yer alan “Taşra”, Vedat Sakman tarafından Cezmi Ersöz’ün “Cehennem Meleği” adlı şiirinden bestelenmiş. Ersöz’ün 2006 basımlı “Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı” adlı kitabının ilavesi olarak verilen diskte yer alan bu şarkı, Sam’ın albümlere ara verdiği döneme ait sayılı kayıttan biriydi. Bu albümle tekrar dinleyici ile buluşuyor.  


Üçüncü sırada bir Aytekin Ataş şarkısı olan ve albüme de isim olarak seçilen “Nereye Kadar?” var. Yine her şeyiyle bir Leman Sam şarkısı ya da kim bilir belki de daha doğrusu, Leman Sam söylediği her şarkıyı kendine ait kılabilen o eşsiz ses büyücülerinden biri.  

Dördüncü şarkı, yönetmen Cemal San’ın 2009 yılında vizyona giren “Sonsuz” adlı filminin tema şarkısı. Sözlerini Şevval Sam’ın yazdığı, bestesini son günlerde müzik piyasasında adından çokça söz edilen bağlama ve tambur ustası Engin Arslan’ın yaptığı bu şarkı, filmin vizyona girdiği günlerde yayımlanan film müziği albümden farklı olarak, bu kez yeni düzenlemesiyle çıkıyor karşımıza. Hem sözü hem müziği ile çok etkileyici, düşündüren bir şarkı “Sonsuz”.


Albümün beşinci sırasında yer alan “Şarkıcı” sözleri Leman Sam tarafından yazılmış bir Vedat Sakman bestesi. Kendilerine şarkıcı denmesine alınganlık gösteren şarkıcılara inat, “Ben bir şarkıcıyım” diyor bu şarkıda Leman Sam. Göz alıcı sahne ışıklarının birer birer söndüğü, salonun boşaldığı o yalnızlık anına yazılmış bir şarkı bu. Bir iç döküş, bir dertleşme, bir paylaşma şarkısı.

Aytekin Alaş’ın 2011 çıkışlı “Ateş Düşer Şarkılara” adlı albümünde seslendirdiği “Aşiyan” adlı bestesini Leman Sam bu albümde yeniden söylemiş. Onu bu albümü yapmaya iten şarkılardan birinin “Aşiyan” olduğundan bahsetti bir röportajında. Haksız da değilmiş.  Bu şarkıyı dinlerken Aşiyan sahilinde deniz kokusunu hissediyor, yağmur toplayan bulutları görüyor, martıların kanat çırpışlarını duyuyorsunuz, hayatınızda hiç Aşiyan’a gitmemiş olsanız bile.


Sırada Mehmet Teoman ve Vedat Sakman imzalı “Senden Sonra” var. ‘Blues’ ve caz sularında gezinen bu şarkı, yazdığı her şarkı klasikler arasına girmiş bir ikilinin elinden çıktığı yetmezmiş gibi, bir de Leman Sam’ın sesiyle taçlanıyor ve albümün en iyi şarkılarından biri olarak dikkat çekiyor.

Daha önce Kubat, Yavuz Bingöl ve Gülay gibi isimlere beste vermiş Bülent Gümüş’ün “Bir Rüya Gibi” adlı şarkısı albümün sekizinci sırasında yer alıyor. Repertuar seçimi konusunda gösterilmiş özen her bir şarkıda hissediliyor. “Bir Rüya Gibi” de Leman Sam’a ve albüme çok yakışmış şarkılardan.


Karacaoğlan’ın “Var Git Ölüm”ünü Leman Sam bu albümde Aytekin Ataş’ın bestesiyle seslendiriyor. Bu şiire Hümeyra’nın yaptığı beste, yetmişlerin başında Hümeyra’yı meşhur eden şarkılardan biridir ve meraklıları tarafından hâlâ hatırlanır, bilinir. Karacaoğlan dizelerine Ataş’ın getirdiği melodik yorum da bir o kadar güzel. Türkülerin türkücü gırtlağı kullanmadan da söylenebileceğine bizi ilk inandıran şarkıcılardan biri olan Leman Sam’ın türkü geleneğine yakın bu şarkıdaki performansı da alkışa şayan.

Ve albüm sürpriz bir kayıtla kapanıyor. Şimdilerde yaşamını Paris’te ressam olarak sürdüren, seksen ihtilali öncesi ise protest şarkıları ile besteci ve şarkıcı olarak tanınan Mehmet Koç’un yıllarca bir çok şarkıcı tarafından seslendirilmiş “Metris”ini Leman Sam, tek bir bağlama eşliğinde seslendiriyor albümün sonunda.


Bu kayıt aslında şarkıyı albüme koymaya karar verdiklerinde Leman Sam’ın tonunun tespit edilmesi için yaptıkları ilk deneme kaydıymış ve sonradan yapılanları beğenmeyip bu kaydı, bu haliyle, hiçbir düzeltme yapmadan albüme koymaya karar vermişler. İyi de olmuş. Şarkıyı dinlerken Leman Sam ve bağlamayı çalan Levent Güneş’i evinizin salonunda, keyfe keder çalıp söylüyorlarmış da siz de bu şahane ana şahit oluyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Zaten çok can yakan, yüreğe oturan şarkı, bu haliyle çok ama çok inandırıcı tınlıyor.

Şarkının başında Leman Sam’ın seslendirdiği şiir ise 12 Eylül’de gördüğü işkence sonucu sesini kaybeden, daha sonra gırtlak kanserine yakalanıp, 2007 yılında, Almanya’da hayata gözlerini yuman şair Enver Karagöz’e ait. Şairin hikâyesini hiç bilmeseniz bile, o birkaç satırlık şiir, onun ve onunla benzer şeyleri yaşamış binlerce, on binlerce insanın, neresinden baksanız acı bir hikâyenin özetini yapıyor. Birkaç dizeye, koca bir karanlık sığıyor.

Bugün böyle bir albüm yapmak, bugünün müzik piyasasının tam ortasına kocaman bir taş atmak, camları kırmak, kapıların zillerini çalıp kaçmak gibi. Adamı dürten, uyandıran, “Ben ne dinliyorum, ne yapıyorum, ne düşünüyor, nasıl yaşıyorum?”u sorgulatan, sonra ayağa kaldıran, kendine getiren şarkılar var bu albümde. Ve her daim eşsiz Leman Sam var. Daha ne olsun?..      

ŞUBAT 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder