Bu Blogda Ara

28 Haziran 2012 Perşembe

Mehmet Erdem - "Herkes Aynı Hayatta"


“HERKES AYNI”, O FARKLI


“Yeni bir Halil Sezaimiz oldu,” dersem çok mu abartmış olurum bilmiyorum. Elbette Halil Sezai ve Mehmet Erdem’in müzikleri arasında dağlar kadar fark var. Aralarındaki benzerlik sadece yarattıkları etki açısından konuşulabilir.

Ana akım poptan ve giderek ona benzemeye başlayan ana akım “rock”tan sıkılan, haliyle daha az bilinen ve bu cümbüş içerisinde daha ayrıksı duran isimlere meyleden dinleyici sayısı giderek artıyor. Sürekli ticari şarkı ve şarkıcıları pompalayan klip kanalları, radyolar ve bizatihi sektörün kendisine inat, müzik dinleyicisi kendi fenomenlerini yaratmaya devam ediyor. Mehmet Erdem de yeni fenomenimiz.

Aileden gelen bir yetenekle çocukluğundan itibaren müzikle haşır neşir olan Mehmet Erdem daha lise yıllarındayken çeşitli gruplarda hem enstrüman çalmış, hem de vokal yapmış. Üniversite eğitimini bambaşka bir alanda almasına rağmen müzikten hiç kopmamış. Sonra kader ağlarını örmüş ve kendisini profesyonel müzik piyasasının içinde bulmuş. Kardeş Türküler’de ud ve bağlama çalmış bir dönem. Sonra film ve dizi müzikleri sektöründe hatırı sayılır işler yapmış. Hem besteci, hem müzisyen, hem de şarkıcı olarak, kimi zaman o, kimi zaman bu tarafı baskın çıkarak müziklediği sayısız film ve dizi var. Zaten hemen hiç ortalarda görünmemesine rağmen yavaş yavaş artan şöhretinin sebebi de bu.


“Deli Deli Olma” filminin müziğiyle Altın Portakal alması kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri. “Polis” filmi için seslendirdiği Ajda Pekkan “cover”ı “Olur Ya” da o dönemde epeyce konuşulmuştu. Ancak asıl popülerliğin televizyon dizilerine yaptığı şarkılarla geldiği de bir gerçek. Dizi olarak ömrü kısa olmasına rağmen şarkısı hafızalara yer eden “Sınıf”, son dönemin en popüler televizyon dizilerinden biri olan “Leyla ile Mecnun” ve yine ömrü fazla uzun olmayan “Kalbim Seni Seçti” dizisine yaptığı müzikler onun bir internet fenomenine dönüşmesine yetmiş de artmış bile.

Mehmet Erdem’in onlarca dizide kullanılan yüzlerce tema müziği arasından bu kadar net bir biçimde sıyrılmasında farklı ses tonunun etkisi büyük. Genellikle alto kadın sesleri ve tenor erkek sesleri, ama her iki halde de bağıran, çağıran, yüksek perdeden feryat figan eden sesleri bağrına (ya da kulağına) basan bir milletin Mehmet Erdem gibi bas bariton bir sesi, tiz perdeleri hemen hiç kullanmayan, neredeyse konuşur gibi şarkı söyleyen, bu anlamda Leonard Cohen ya da Tom Waits’i andıran bir şarkıcıyı bu kadar kolay kabullenmesi neresinden baksanız şaşırtıcı.

Zaten çok az örnek var Türk pop tarihinde. Söz yazarı Mehmet Teoman ve müzik adamı Nino Varon’un buna yakın bir şarkıcılık tekniği kullandıkları ama aslında şarkıcı olmaya da çalışmadıkları albümleri vardı. Yakın zamanda da Saro isminde bir şarkıcı çıkmıştı ama o da pek dikkat çekmedi. Biraz daha zorlarsak, eskilerden Tanju Okan’ın bazı şarkılarda bu tarz bir tekniği tercih ettiğini görebiliriz ama onunki elbette başka bir ses aralığı idi.


Üstüne üstlük bu kadar ana akım popa sırt çevirmiş, buna karşın yüzünü alenen caza dönmüş bir tarzın da kolay alıcı bulacağına inanamazdık bundan birkaç sene önceye kadar. Sanırım beğeni kriterlerimizde ciddi değişiklikler oluyor ya da genel geçerden farklı şeyler dinlemek her zamankinden çok moda oldu ve herkes bu modanın peşinden koşuyor. Öyle ya da böyle, Mehmet Erdem farklı. Ve bu farklılığına rağmen alternatif olmakla kalmayıp, gündemde yer işgal etmeyi başarmış görünüyor.

Mehmet Erdem’in ilk albümü “Herkes Aynı Hayatta”, aslına bakarsanız epeyce karmaşık. Bir tarafta dizilerde kullanılmış şarkılar var, bir tarafta da birbiriyle çok ilgisiz “cover” şarkılar. Neyse ki albümün aranjör Alper Atakan tarafından sağlanan müzikal bütünlüğü ve onun da üzerine çıkacak bir biçimde, solistin sesiyle atılmış belirgin imza albümü yolunu kaybetmekten kurtarıyor.

Fikret Kızılok’un zaman içerisinde her bir şarkısı ayrı kıymete binen “Yana Yana” albümünden “Bir Harmanım Bu Akşam” hem düzenlemesi, hem de yorumuyla albümün en iyi işlerinden biri olmuş. Zaten bu nedenle olsa gerek ilk klip de bu şarkıya çekildi. Fikret Kızılok’un alabildiğine sakin seslendirdiği ve şarkının sözlerindeki acıyı bir tek kelimede dahi abartmadığı, o çok kendine has stilinin üzerine fazladan bir şey koymaya kalkmak neresinden baksanız eğreti dururdu. Mehmet Erdem de buna kalkışmamış zaten. Şarkı bugüne taşınmış ama orijinaliyle de göbek bağını koparmamış.


“Ajda ‘90” albümünün çok ön plana çıkmamış şarkılarından biri olan “Olur Ya”nın “cover”ında ise tam tersi bir durum var. Orijinali Yunan bir beste olan ve Türkçe sözleri Fikret Şeneş tarafından yazılan “Olur Ya” Mehmet Erdem’in elinde/sesinde bambaşka bir şarkıya dönüşmüş. Bununla ilgili bir de anekdot da var ki, şarkının orijinalinin söz yazarı Parios bile bu versiyonu dinlediğinde şarkıyı tanımakta zorlanmış. Kötü mü? Hayır! Tam aksine; madalyonu tersine çevirmenin bazen umulmadık derecede iyi sonuçlar verebileceğinin bir ispatı.

Yine albüme “cover” kontenjanından giren “Beni Aldatma”, Grup Gündoğarken’in 1992 tarihli “Ankara’dan Abim Geldi” albümünün kenarda kalmış şarkılarından biri. Gündoğarken’in Gündoğarken olduğu, Amca’nın henüz tadını kaçırmadığı dönemden bir şarkı. Eskimemiş ve hatta Mehmet Erdem’in sesinde, bugüne daha çok yakışmış.

İlk kez 1973 yılında kaydedilen Oktay Yurdatapan bestesi “Dünya Dönüyor”, Nilüfer’den sonra ilk kez bu albümde başka bir yorumla karşımıza çıkıyor. Şarkıya nefesliler çok yakışmış ve “Dünya Dönüyor” genellikle sakin bir seyirde süregiden albüme olabildiğince hareketli, makul bir kapanış şarkısı olmuş.


Seksenler arabesk modasında Ajda Pekkan’ın sesinden meşhur olan Tahir Dökme bestesi “Sen Mutlu Ol”u sonrasında Soner Arıca, Nilüfer, Ziynet Sali gibi isimler de yeniden seslendirdi. Bu kadar dile pelesenk şarkıların yeniden yeniden söylenmesinin iyi bir fikir olduğunu düşünmediğimi her fırsatta söylüyorum. Kaldı ki albümün bütünü içerisinde de yerini bulamayan iki şarkı varsa, biri bu gibi duruyor. Diğeri ise hiç kuşkusuz “Hakim Bey”.

Söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait “Hakim Bey”i ilk kez 1996 yılında Zülfü Livaneli seslendirdi. Livaneli’nin müzikal çizgisine gayet paralel duran ve bu nedenle ona çok yakışan şarkı, 1998’de Levent Yüksel’in üçüncü albümünde de yer aldı. Bu ikinci düzenleme çok daha etkileyiciydi ama o da fazla ses getirmedi. Şarkıyı bir çok kişi Sezen Aksu’nun 2000 tarihli “Deliveren” albümünün CD baskısında yer alan “hidden track”den (gizli kayıt) dolayı biliyor. Albümün stüdyo çalışmalarından ses kayıtlarının yer aldığı “hidden track”de Sezen bu şarkıyı kaydetmek maksadıyla değil, o an aklına geldiği için, keyfi bir şekilde söylüyordu.

Bana sorarsanız Sezen Aksu’nun bütün şarkı yazarlığı kariyerinin sözü en ağır, en oturaklı, en derin bir kaç şarkı şarkısından biridir “Hakim Bey”. İster kendi hayatınızdan pay biçin, ister “fikri firarda, mahpusa sığmamış” nice yazarın, şairin, düşünürün hayatları dokunsun kalbinize, her cümlesinden farklı bir acı, isyan, öfke, ama bir yandan da umut büyüten, ancak bu ülkede, bu coğrafyada anlam bulacak, çok kıymetli bir şarkıdır. Anlaşılan o ki Mehmet Erdem’in de şarkıyı yeniden söyleme hevesi buradan gelmiş. Şarkıdan çok etkilenmiş ve albüme almış.


Bundan önceki iki versiyona nazaran Alper Atakan imzalı düzenlemenin çok daha başarılı olduğunun altını çizmeliyim. Şarkının bas yürüyüşü, yaylıların giriş çıkışı ve Hüsnü Şenlendirici’nin klarnet solosu çok etkileyici. Buna karşın “Sen Mutlu Ol” için söylediklerim bu şarkı için de geçerli. Mehmet Erdem’in özellikle kadınlar tarafından bir fenomene dönüştürülmesinin en büyük nedeni olan sesini albüm boyunca aşk şarkılarında dinlerken, “Hakim Bey”in protest tavrını yakıştırmakta zorlanıyorsunuz. Tamamen başka bir dünyadan ses veriyor bu şarkı ve sırf bu yüzden de albüme sığmıyor.

Albümdeki diğer şarkılar ise dizilerden. Söz ve müziğini Mehmet Erdem ve Cihan Güçlü’nün ortak yazdığı ve “Sınıf” dizisinde kullanılan “Herkes Aynı Hayatta”, “Kalbim Seni Seçti” dizisinin Mehmet Erdem tarafından yazılan jenerik şarkısı “Haydi Gel Gidelim”, söz ve müziği “Leyla İle Mecnun” dizisinin başrol oyuncularından Ali Atay’a ait olan ve dizide onun sesiyle kullanılan “Yalan” ve yine bir Mehmet Erdem bestesi olan “Hayat Bu”.


“Herkes Aynı Hayatta” çarpıcı sözleriyle, “Haydi Gel Gidelim” yetmişler tadında düzenlemesi ve kıvrak melodisiyle dikkat çekiyor. “Yalan” zaten fenomen bir dizinin fenomen şarkısı olarak çoktan almış yürümüş; üzerine daha fazla oynanmasına gerek var mı bilmem. “Hayat Bu” ise caz tınıları ve alaturka nağmelerinin ustaca harmanlandığı düzenlemesiyle kulak okşayan, melodik yapı ve sözler itibarıyla adeta Fikret Kızılok’un elinden çıkmış gibi duran, çok iyi, ama bir o kadar da iddiası az bir şarkı.

Yiğit Eken tarafından çekilen kapak fotoğrafları ve Mehmet Erdem’in kuzeni Emre Erdem tarafından yapılan kartonet tasarımı, hem albüm içeriğine, hem de Mehmet Erdem’in şarkılarıyla zihinde uyandırdığı “cool adam” imajına çok uygun. Tabii Tanrı vergisi sesi onun yaşından çok daha büyük olduğunu düşünmenize yol açıyor ve ister istemez ‘Fotoğraflardaki genç adam mı bu şarkıları söyleyen?’ sorusunu soruyorsunuz ama bu da fena bir şey olmasa gerek.


Mehmet Erdem’in bu çizgide yürümeye devam ederek, popüler müzikte kendine daha önce kimsenin sahip olmadığı, farklı bir yer edinmesi kuvvetle muhtemel görünüyor. Bakmayın siz şarkısında “Herkes aynı hayatta, kendini bir şey sanma,” dediğine. O farklı. Bu albüm bunun habercisi. Yeni bir öneri, popüler ama alternatif, çizgi dışı ama bir taraftan da çizginin tam üstünde. Kendinden emin, telaşsız ve ne yaptığını bilen müzisyen tavrı da cabası. Özetle, belki ilk dinleyişte yadırgayacağınız ama dinledikçe hoşnut kalacağınız, hatta uzun süre CD çalarınızdan düşürmeyeceğiniz ya da şarkılarını “playlist”inizden silmeyeceğiniz bir albüm bu. Tavsiye olunur.

NİSAN 2012