Bu Blogda Ara

8 Temmuz 2012 Pazar

Harun Kolçak - "Yeniden Doğuyorum"


BİRAZ TEMİZ HAVA


Harun Kolçak son stüdyo albümü “Müzisyen”i 2006’da yayımlamış, 2007 yılında ise “Aşk Beni Hep Değiştirecek” adlı şarkının “single”ı ile bir görünüp kaybolmuştu. O vakit bu vakit beklenen yeni albüm, geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. “Yeniden Doğuyorum” adı verilmiş bu albümün adı kuşkusuz sadece albümdeki bir şarkının adı olmasından öte bir anlam da taşıyor. Annesini kaybettikten kısa bir süre sonra bu defa hastalığı nedeniyle sıkıntılı günler geçiren Harun Kolçak için bu albüm gerçek anlamda bir yeniden doğuş.

Üstelik bu kadar da değil. Albümü ilk dinlediğimde Harun Kolçak’ın müzikal anlamda da yeniden doğduğunu düşündüm ben. Zaten dinleyen herkes de aşağı yukarı aynı şeyi söylüyor. 1991 yılında piyasaya çıkan ve kıyametler koparan ilk albümü “Beni Affet” ve o rüzgârı devam ettiren 1993 yapımı “En Büyük Aşk” sonrasında benzer etkide bir albüm gelmedi Harun Kolçak cephesinden. Ya da sonraki albümler beklentilerimizi karşılamadı diyelim. Tabii bunda, o albümlerin yayımlandığı dönemin ve o dönemde müzik piyasasının gidişatının yan etkileri de yadsınamaz. Ancak bu defa doğru albüm, doğru zamanlamayla piyasaya çıkmış gibi görünüyor. Harun Kolçak sahiden yeniden doğuyor.


Albümde daha önce Emel’in seslendirdiği “Vurgun” ve Aşkın Nur Yengi’den dinlediğimiz “Biliyorum” bu defa sahibinin sesinden çıkıyor karşımıza. “Vurgun” Emel Müftüoğlu’nun 1992 yılı albümü “Faka Bastın”da yer almış ve o dönemde de epey ses getirmişti. “Biliyorum” ise Aşkın Nur Yengi’nin 1999 yılı basımı “Aşk Kazası” albümünün pek dikkat çekmeyen şarkılarından biri olarak bir köşede kalmıştı. Şimdi her iki şarkı da, hiç eskimemiş, hiç eksilmemiş, aksine üzerlerinden zaman geçtikçe değer kazanmış olarak, Harun Kolçak’ın sesinde yeniden doğuyor. Tufan Taş’ın “Vurgun” düzenlemesindeki “intro”ya özellikle dikkat.

Fatih Erdemci’nin bir doksanlı yıllar klasiğine dönüşmüş “Ben Ölmeden Önce”si albümün yeniden söylenmiş bir diğer şarkısı. Bu şarkı ilk kez 1998 yılında Raks Müzik’in genç yeteneklere fırsat vermek maksadıyla hazırladığı “Dokuzda Dokuz” adlı karma albümde yer almıştı. Fatih Erdemci’nin 1999 yılında piyasaya çıkan “Yaşamak Zor” adlı albümünde de kullanılan şarkıyı 2010 yılında bu defa “Stil Zengini” adlı albümünde Pamela Spence, Fatih Erdemci’yle birlikte söyledi. Şarkının Harun Kolçak versiyonunda ise vokalde yine Fatih Erdemci var.

“Ben Ölmeden Önce” dinleyicisinin çok sahiplendiği ve bu nedenle de dokunulmaz saydığı bir şarkı oldu yıllar içinde. Bundandır ki Pamela versiyonu daha ziyade olumsuz tepki almıştı. Düzenlemesini Mert Ekren’in yaptığı Harun Kolçak versiyonunda ise her şey yerli yerinde gözüküyor. Orijinali aratmadığı gibi, çok fanatik değilseniz, yeni bir tat almanız da mümkün. 


İlk kez Aysel Gürel’e saygı albümü “Çınar 1”de dinlediğimiz “Öyle Bir Gece”yi (orada adı “Bir Gece” idi) bu albümde tekrar değerlendirmiş Harun Kolçak. İskender Paydaş’ın düzenlemesini yaptığı bu şarkı, 2008 yılı kaydıyla aynen bu albüme de konulmuş. Birçok sebepten dolayı ne yapsam sevemediğim o albümde çok da dikkatimi çekmeyen “Öyle Bir Gece”nin bu albümün bütünlüğü içerisinde değerini bulduğunu söyleyebilirim. 

Geride kalan altı şarkının altısını da ilk kez dinliyoruz. Bestesi Garo Mafyan’a, sözleri Harun Kolçak’a ait olan ve albüme adını vermekle kalmayıp açılışı da yapan “Yeniden Doğuyorum”, sakinliği, duruluğu ve bir o kadar da içtenliği ile daha ilk dinleyişte sizi yakalayan şarkılardan.

Albümün etkileyici şarkılarından biri olan “Kaybetmem”de ise, Kolçak adeta bunca yaşadığı sıkıntının tortusunu şarkılamış gibi. “Çok yalnız kaldım, çok da ağladım, kimsesiz de kalınıyor, hayat böyle sınıyor bizleri, buna da değiyor,” diyen adamın samimiyetinden kuşku duymak mümkün değil.


“Vazgeçilmez” tam da şarkıya adını veren o kelimede Mirkelam’ın “Unutulmaz”ının bu kadar yakınından geçmese, albümdeki diğer şarkılardan hiç de eksik kalmayacakmış ama bu, çok eminim ki art niyetsiz benzerlik her dinleyişimde kulağıma takıldığından mıdır nedir, ben ısınamadım şarkıya. “Art niyetsiz” dedim zira Harun Kolçak çapında bir müzisyenin adını böyle bir iddiayla anmak neresinden baksanız ayıp olur.

Söz ve müziği Mert Ekren’e ait olan ve albümün çıkış şarkısı olarak seçilen “Bahanem Yok”, buram buram Harun Kolçak kokan bir şarkı. Özellikle şarkının A kısmında Harun Kolçak’ın insanın burun kemiğini sızlatan sesiyle, şarkıda bahsi geçen sabahın beşinde, sabah ezanlarının o saba makamındaki yürek yakıcılığını hissetmemek mümkün değil. Çıkış için ve de klip için çok doğru bir seçim olmuş çünkü bu şarkıdaki Harun Kolçak “Müptelayım Sana”daki, “Beni Affet”deki Harun Kolçak’ın ta kendisi.


Yine kendi felsefesi ve derinliğiyle hem iddiasız, sakin, hem de vurucu bir şarkı olan “Anladım”, albümün tadına tat katanlardan. “Aşık Oluyorsun” ise Harun Kolçak’ın muzip yanını açığa vuran, eğlenceli bir şarkı. Bu kadar yeniyi bu kadar eskiye benzetmek abesle iştigal sayılmazsa şayet, bu şarkıda, “Gir Kanıma”daki bonus kafalı, deri ceketli, hafif tombik, şirin adam doksanlardan çıkıp gelmiş de, aynı rengârenk ışıkların önünde, aynı gayretkeşlikle hem dans ediyor, hem de söylüyor duygusuna kapıldım. Bu kötü bir şey olmasa gerek. En azından o neşe, o enerji var bu şarkıda.

Yeri gelmişken… Neredeyse “yanık” denebilecek ses tonuna, tınısına ve özellikle ağır şarkılarda insanın suratına tokadı çarpan, yerine göre daha da ağır etki bırakan şarkıcılık tekniğine ve bu meyanda bir dolu da şarkısı olmasına rağmen, Harun Kolçak popüler müziğimizin romantik prensleri arasında aday adayı bile olmadı yıllardır. Çünkü onun duruşu, yaşam tarzı, hayata bakışı ve bize yansıyan yüzü melankolik bir adamdan çok, çocuk kalpli, belki biraz komik, neşeli, yer yer gelgitli, yer yer mutedil dalgalı, ama en çok da muzip bir adama benziyordu. Zaten kendi dans etme stiliyle dalgasını geçebilecek kaç romantik prens vardı?. O hiç star tozlarına bulanmış kadife perdelerini çekmedi onunla aramıza; biz de bizim mahalleden sayıp sevdik bu yüzden.


Fatih Demir tarafından çekilen albüm fotoğraflarına, tıpkı albüm gibi sade bir çizgi taşıyan, Bimilim Tasarım Ofisi imzalı kartonet tasarımına diyecek söz yok. Hatta özellikle kapak kompozisyonunun (yazı fontları hariç) çok başarılı olduğunu söyleyebilmek de mümkün. Ama aynı şeyi kartonetin baskı kalitesi için söyleyebilmek imkânsız. Basan matbaanın adı (belki de bu yüzden) yazmıyor ama, son derece özensiz, çalakalem bir baskı yapılmış, çok kötü kesilmiş, yapıştırılmış ve bu kartonet Harun Kolçak’a da, Esen Müzik’e de hiç yakışmamış. Umarım bir sonraki baskıda (şayet olursa tabii) bu hata düzeltilir.

Erkin Koray, Rıza Silahlıpoda, Erol Pekcan, Aydın Esen, Neşet Ruacan ve en nihayetinde Onno Tunç ve Sezen Aksu gibi büyük isimlerin rahle-i tedrisinden geçmiş, şarkı söylemeye başlamadan önce uzun yıllar bas gitar çalmış, orkestra terbiyesiyle, enstrümanist disipliniyle yetişmiş bir bir müzisyenin Türkiye şartlarında, bugünün popüler müzik piyasasında ayakta kalabilmek, var olabilmek ama bu arada da kendini doğru ifade edebileceği müziği yapabilmek adına varıyla yoğuyla ortaya çıkardığı bir albüm bu.


Kuşkusuz gönül ister ki Harun Kolçak müzisyen potansiyelini ve altyapısını daha fazla gösterebileceği, daha cesur, daha yol açıcı, yön verici işlere imza atsın. Ama biliyor ve görüyoruz ki bu zamanda böyle imzaları atacak gücü, sırtını sağlama almadan kazanmak imkânsız. Sırtını sağlama alanların da böyle dertleri kalmıyor ki o da ayrı mevzu.

Yine de bu şartlarda yapılabilecek en doğru işi yapmış Harun Kolçak. Büyük iddialara girmemiş, ters taklalar, parendeler atmamış. Yine samimi, sadece samimi olmayı tercih etmiş. İyi de olmuş. Her biri başka popüler besteciden alınmış şarkılar, en pahalı stüdyo müzisyenleri, en havalı aranjörlerle kotarılmış karman çorman, çok sazlı, çok sesli, kalabalık ve gürültülü onca albümden sonra bir soluklandık, biraz temiz hava aldık. Hatta ben “oh” bile dedim dinlerken. Daha ne olsun?

MAYIS 2012