Bu Blogda Ara

12 Eylül 2012 Çarşamba

Kenan Doğulu - "Aşka Türlü Şeyler"



KENAN’LA “NEŞENİZİ GİYEBİLİRSİNİZ!”


Biliyorum seveni çok. Ve biliyorum ki seveni çok olanı yazmak da zordur. İyi yazarsan problem yok. Ama ya aksiyse?.. “Sen müzikten ne anlarsın?”la başlayıp, “onun adını kullanarak gündeme gelmek istiyorsun,”a dek uzanan ve genellikle hakaret kelimeleri de içeren cümleler havada uçuşur. O şarkıcıyı kesinlikle kıskanıyorsundur ve illa ki “beğenmiyorsan sen daha iyisini yap da görelim!”dir eninde sonunda varacağınız yer.

Hayır, inanın Kenan Doğulu’yu zerre kıskanmıyorum. Müziğiyle tanıştığım günden beri takip ederim. Her albümünü almışlığım, dinlemişliğim de vardır. Bu ülkede albümleri iyi satış rakamları yakalayan, yediği, içtiği, gezdiği, tozduğu başköşelere haber olan ve en önemlisi konser alanlarını tek başına doldurmayı başaran az sayıdaki popüler yıldızdan biridir. İşte tam da bu sebeplerle beklenti çıtam daha yüksektir belki de.


Daha önce bir başka yazımda da bahsettiğim gibi, başından beri beni Kenan Doğulu müziğinden en çok uzaklaştıran şey gramer hatalarıyla dolu, anlamsız söz dizimleri barındıran şarkıları olmuştur. Ve genel geçer pop müzik kriterleri göz önüne alındığında, Doğulu kardeşlerin Kenan Doğulu albümlerinde zaman zaman daha önce denenmemiş işler, alışılagelmedik denemeler, popülerin fasit dairesi içerisinde farklı tatlar almamızı sağlayacak düzenlemeler yaptıkları gerçeğinin üzerini ne yazık ki hep bu özürlü sözler örtmüştür. En azından benim nezdimde budur durum. Bir şarkıcının ses tınısı sevmek veya sevmemekle ilgili durum ise tamamen şarkıcının kendisinden bağımsız olup dinleyicinin sorunudur ve bu sebeple de kimse kimseyi eleştiremez zaten.

Kenan Doğulu’nun müzikal anlamda ulaştığı en üst noktanın 2006 çıkışlı “Festival” albümü olduğunu düşünüyorum ben. “Çakkıdı”yı da gelmiş geçmiş bütün Kenan Doğulu şarkıları içinde ayrı bir yere koyuyorum. Mesele “Çakkıdı”nın aslında bir Sezen Aksu şarkısı olması meselesi değil. Şarkıda hayattaki tek derdi “karı-kız” olmayan bir adamın, doğru düzgün bir Türkçeyle, epeyce ağır bir toplumsal eleştiri ve yüklüce miktar kara mizah taşıyan şarkı sözleriyle dile gelmesidir. En büyük sığınağı olan sevimliliğine de zeval gelmemiştir üstelik. Yine çok, hem de pek çok sevimlidir. Kim bilir, belki de farkında olmadan “Pekala böyle de Kenan Doğulu olunabilir”in kapısını açmış, yani yıllar sonra çıtayı nihayet yükseltebilmiştir.

Sonrası mı? Gelsin yine “Beyaz Yalan”lar, “Aşkkolik”ler, “Doktor”lar ve benzerleri…


Kenan Doğulu’nun yeni albümü “Aşka Türlü Şeyler” geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. Sakinleşmiş, durulmuş, “Hadi gelin hitin gözünü çıkaralım”dan bu defalık vazgeçmiş bir Kenan Doğulu var bu albümde. Daha doğrusu albümün yeni şarkılarında. Zira albümde 16 şarkı var ama dördü, daha önce yayımlanmış şarkılar. Bunların ikisi zaten ucundan kıyısından “hit” oldu. Kalan 12 şarkı ise daha az iddialı, yavaş veya orta tempolu işler. Her ne kadar kapak resimleri aksini söylese de, “Bu defa biraz ağır takılalım bakalım ne olacak?” sorusunun cevabını arayan bir Kenan Doğulu var bu albümde. Bu yarı yarıya bir risk ve belli ki Kenan bu riski almak istemiş.

“Yarı yarıya” dedim, çünkü albüm Kenan Doğulu’dan hiç duymadığımız bir şey sunmuyor aslında bize. “Kurşun Adres Sormaz”, “Pamuk”, “Tutamıyorum Zamanı” gibi şarkılarını çok sevmişlerin bu albümü de sevmemeleri için bir neden yok. Buna karşın mekândaki “dj”e “Şşşşşaparım bilirsin” de kopalım,” demek için kuyruğa girenler, “Güzeller İçinden”le halay çekmelere doyamayanlar, “Salak salak salak” nakaratında kendini bulmakla kendinden geçmek arasında gidip gidip gelenleri bu albüm pek tatmin etmeyecek gibi.


Albüme adını veren “Aşka Türlü Şeyler” ve albümden önce dijital “single” olarak yayımlanan “Bal Gibi”, bildiğimiz yavaş tempolu, “Bir İleri İki Geri“ ve “Şeytan Tüyü” ise bildiğimiz orta tempolu Kenan Doğulu şarkıları. Şahane bir ud soloyla başlayan, kemanların ve kanunun da devreye girmesiyle alaturka etkisini yüksek dozda sürdüren “Kardan Kadın”, nakarata kadar çok masum ve romantik gidiyor; sonra bir anda Kenan kardan kadın gibi soğuk duran kadına “Bir tenhada yakalarsam inan durmam,” diyerek asıl niyetini belli ediyor. Bir de bunun birkaç adım daha ötesi var; albümde “Zevk alalım kaçınılmazsa,” dediği bir şarkı da var! Ondan hemen önce gelen “Rica” da bir kelime, bir nota dahi yeni bir şey söylemiyor. Dahası bu şarkı dinleyeni fena halde Deniz Seki şarkılarının iklimine getirip götürüyor. Ben kendi adıma Seki’nin “Aşk öyle kutsal bir şey ki, öyle hassas bir şey ki,” deyişini duyar gibi oldum desem yalan olmaz.

Caz sularında dolaşan eski stil “Tencere Kapak”, sözleriyle klişeler denizinde boğulan şarkılardan biri. “Mest olmuşum,” “dudağından içmişim,” “can yoldaşım, kaderim,” “ciğerimin köşesi” ilk ağızda sayabildiklerim. Balkan havalı “Bisiklet” eğlenceli bir şarkı ama hepsi o kadar. Diğerleri arasında nispeten daha farklı duran ve bir parça “rock’n roll” tınlayan “Hayırdır İnşallah” ise yine “kara göz keman kaş”lı sözleriyle sıradanlaşıyor.


“Çakkıdı”nın uzaktan izini süren “İstanbul” (ki albümde aşktan meşkten dem vurmayan tek şarkı sözü zannediyorsunuz ama onun içinden de “Davetkâr diri tepeler”le “cüretkâr, şehvetli geceler” geçiyor; yani Kenan’ın “libido tavan” durumu orada da etkisini gösteriyor) sonrasında dört bildik şarkı arka arkaya çıkıyor karşımıza. Daha önce “single” olarak yayımlanan “Şans Meleğim”, İskender Paydaş albümünden “Doktor”, Ozan Doğulu albümlerinden “Bunlar da Geçer” ve “Kalp Kalbe Karşı”.

Albüm yine yeni bir şarkı olan “Güle Güle” ile sessiz sakin kapanırken “hadi başa saralım da tekrar dinleyelim,” diyeceğiniz bir şarkı kalmıyor geride.

Kenan Doğulu, Murat Boz ve Demet Akalın ilk aklıma gelenler…  Bu listeye daha birçok isim eklenebilir. Çok daha büyük, parlak ve etkili yıldızlar olabilecekken, güvenli bir limana demir atıp, orada kalmayı tercih edenler, riske girmeyen, kendini ve müziğini geliştirmeye çaba göstermek yerine, bir zaman tutturdukları formüllerle idare etmeyi tercih edenler listesi. Mesela Murat Boz’un bu rahatlıkla sadece müziğini değil fiziğini de nasıl salıverdiğine birlikte şahit olmadık mı geçtiğimiz günlerde? Ya Demet Akalın’ın hâlâ İbrahim Kutluay meselesi ile gündeme geldiğine?..


Yani “Ben nasılsa şöyle bir yan durur bakarım, bütün ergen kızlar düşer bayılır,”la, “Ben nasılsa yine terk eder ya da terk edilirim, şarkılarım dillere marş olur”la ya da “Nasılsa sahnem iyi, iki sevimlilik yaparım, oradan yırtarım”la gidilecek yol, doğru yol değil. Elbette Kenan Doğulu birlikte örnek verdiğim iki isimle kıyaslanmayacak derecede müzikal birikimi, altyapısı ve kıdemi olan bir isim, aynı kefeye koyuyor değilim kimseyi. Ama ne çare, böyle bir ortak paydaları var. Bu anlamda yer yer çok eleştirdiğim Hande Yener’in bile çok daha doğru yolda olduğunu söyleyebilmek mümkün. Çünkü riske giriyor, bazen yanılsa da yine de en azından deniyor.

Kenan’ın şarkı sözleri meselesini fazla abarttığımı düşünenlere bu albümden sadece bir tek şarkıyı örnek göstereceğim; aksi halde bu yazı bitmez. Şarkının adı “Bisiklet”. Dördüncü cümlede aynen şu tabir var: “Keyfimizi geçelim.” Keyif alınır, keyif bulunur, hatta keyfe bakılır ama keyif geçilmez! Başka bir cümle: “Efkârları soframıza meze yapıp içeriz.” Efkâr kelimesi fikir kelimesinin çoğuludur zaten ve çoğul kullanılmaz! Ve bir hata daha: “Neşemizi giyelim.” Doğrusu “Neşemizi bulalım” iken, neden bu kullanılmış sizce? Cümlelerin gelişine bakarsanız, besbelli kafiye olsun diye.


Yirmi yaşındayken de benzer hataları yapan bir şarkı yazarı, kırk yaşında da yapmaya devam ediyorsa ben ona yerinde saydığını, kendini geliştirmediğini söylerim, kimse kusura bakmasın. Üstelik o zamanlar Google yoktu, şimdi var; yani bu kabahatlerin özrü de yok artık.

Geriye kala kala günün modası rengarenk “skinny” pantolonları ve kirli sakalıyla sevimli, sempatik, bir parça da libidosu yüksek âşık bir çocuk adam ve onun iyi düzenlenmiş, iyi çalınmış ama oradan öteye geçememiş şarkıları kalıyor. Memnunsanız sorun yok, “Aşka Türlü Şeyler” tam size göre; Kenan’la daha böyle yıllarca “neşenizi giyebilirsiniz”. Değilseniz de benim gibi dinlemezsiniz olur biter.

AĞUSTOS 2012 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder