Bu Blogda Ara

24 Ekim 2012 Çarşamba

Güntaç Özdemir - "Benimle Yan"


ÇİZGİ FİLMLERE İNANANLARA


Popüler müzikte nicedir süregelen “rock” mı pop mu daha üstün/daha kaliteli argümanını bizden sonraki kuşaklarda müziğin geçmişini araştıranlar hayret ederek ve şüphesiz gülümseyerek okuyacaklar. Sanat müziği olmayan ve güncelden beslenen her müzik türünün şu veya bu şekilde popüler müzik olduğunu biz değil belki ama, onlar çoktan kabul etmiş olacaklar çünkü. Nitekim bu argümanı tepetaklak edecek çok sayıda albüm çıkıyor/çıktı bugünlerde. Daha da çıkacak. Güntaç Özdemir’in ilk albümü “Benimle Yan” da bunlardan biri.

Bu albümde “rock” da var, caz da, pop da var, “funk” da ve hiç biri birbirine düşman değil. Zaten Güntaç Özdemir de yaşadığımız hayatın içinden geçenleri dile getirdiği gerekçesiyle müziğini popüler müzik diye tanımlamaktan çekinmiyor.


Güntaç Özdemir, Ankara’da yetişmiş bir müzisyen. 15 yaşında davul çalmayı öğrenerek başladığı müzik yaşantısı, başka alanlarda eğitim görmekte iken bile devam etmiş ve o uzun yıllar çeşitli gruplarla birlikte sahne deneyimi kazanmış. Kısa bir Amerika macerasının ardından hayatına İstanbul’da devam etmeye karar vermiş ve işe ses mühendisliği eğitimi alarak başlamış. Hayata  öğrenerek tutunanlardan belli ki. Ya da öğrenmeden duramayanlardan. Nitekim öğrendiği her şey kendi müziğine ulaşmada bir adım ileri götürmüş onu. Çeşitli müzik türlerinin ve edebiyatın ustalarından aldığı ilhamla yolunu bulmuş.

Güntaç Özdemir’in geçtiğimiz yıllarda internet ortamında şarkılarıyla edindiği saklı popülerliği gün yüzüne çıkaran, rol aldığı M.U.C.K. adlı gençlik dizisi olmuş. Bir müzikal olarak tasarlanan ve fakat sadece sekiz bölüm ekranda kalabilen bu dizide kendi şarkılarını da seslendiren Özdemir, böylece daha geniş bir kitlenin dikkatini çekmiş ve ardından da nicedir niyet ettiği albüm işi ciddiye binmiş. Piyasanın kurallarına boyun eğmemek adına büyük firmaların kapısından geri dönmüş, teklifleri geri çevirmiş ve nihayet ‘bağımsız’ bir yapım şirketi olarak tabir edilebilecek Foo Prodüksiyon etiketiyle albüm piyasaya sürülmüş. (Albümdeki şarkılardan biri olan “Yine Gelir”in daha albüm ortada yokken çekilmiş klibini de internet üzerinden izlemek mümkün.)


İyi sözler yazıyor Güntaç Özdemir. Kimi zaman aleni, kimi zaman metaforların ardına gizli bir samimiyet ve iç döküşle, yer yer şiire selam duran ama bir taraftan da bugünün konuşma diliyle bağını koparmayan, kolaylıkla düşülebilecek alegori tuzağının üzerinden atlayıp geçen şarkı sözleri var albümde. Bu noktada albümün sınırlı sayıda özel baskısına dâhil edilen kitapçığın adeta şarkı sözlerinin alt yazısı olarak da okunabileceğini söylemeliyim. Çünkü kitapçıkta Güntaç Özdemir kendi kalemiyle hayat hikâyesini anlatırken, satır aralarında şarkılarının yazılış nedenlerinin ipuçlarını da veriyor ve bu durum dinleyene enteresan bir okuma/dinleme serüveni yaşatıyor. Söz konusu kitapçığın dâhil edilmediği kopyalardan satın alanlar bu deneyimden yoksun kalacak yazık ki.


Daha önce yapılmamış bir kartonet tasarımı var elimdeki ‘özel baskı’ kopyada. Kartonetin kapağına hem kitapçık, hem de albüm bilgilerinin yer aldığı poster, kalın bir lastik ile tutturulmuş. Kitapçık ve  posterin baskı kaliteleri, görsel tasarımları ve içerikleri göz kamaştırıcı. Güntaç Özdemir’in müzik harici bir başka ilgi alanı olan analog fotoğrafçılık merakı, kartonet tasarımının bütününde kendini gösteriyor. Posterde yer alan şarkı sözlerinin arasına sayısız objenin analog teknikle çekilmiş fotoğrafları yerleştirilmiş ve bu objeler Özdemir’in hayatından izleri getiriyor gözümüzün önüne. Fark ediyoruz ki o pilli kasetçalar, o kol saati, o boş parfüm şişesi, o “monotron” Özdemir’in kullandığı, elinin değdiği şeyler. Bu da bir başka türlü iç döküş aslında. Bu anlamda kitapçık ve poster de şahane grafik tasarımlarıyla albümün görsel tamamlayıcısı olmanın yanında, birer “bonus” şarkı gibi duruyorlar tek başlarına.  Bu çok şık kartonette imzası olan Onur Sözeri, Kutan Ural ve Güntaç Özdemir’i içtenlikle tebrik ediyorum.

Albümde söz ve müziği Güntaç Özdemir tarafından yazılan 11 şarkı var. Bazı şarkılarda aynı zamanda albümün yapımcıları da olan Egemen İpek ve Veyasin (E.Yasin Ural)’in de katkıları olmuş. Özdemir küçük fakat iyi bir ekiple yola çıkmış ve iyi bir ekip çalışmasının doğal sonucu olarak da derli toplu, doğru düzgün bir iş çıkarmış ortaya.


İlk klip, dizi sayesinde de tanınan ve albüme adını veren “Benimle Yan”a çekildi. Türkçe “rock”ın  popüler kanadına kulak aşinalığı olanların kolay seveceği bu şarkı bir yana, grotesk göndermesi ve eşlik edilebilir yürüyüşüyle “Elizabeth” albümde ilk etapta dikkat çeken diğer şarkı oldu. Üzerine belki de binlerce şarkı yazılmış olmasına karşın, bu kez İstanbul’a değil, İstanbul’da yaşamanın bir Ankaralıya tanıdık gelmeyen insan ilişkileri töresine sözünü söyleyen “İstanbul” adlı şarkı da kulak kabartılması gerekenlerden. Albümdeki en iyi şarkı olmamakla beraber tribünlere en kolay oynanabilecek şarkı olarak başı çeken “Ecel”in çekilecek bir klip desteğiyle Özdemir’e yeni dinleyici kitleleri kazandırması şaşırtıcı olmaz. İçindeki belirgin caz dokusuna rağmen “Öpüşelim Tanışalım” da dinleyiciye çabuk ulaşabilecek şarkılardan.

Klasik armonisiyle “Aşk İçin” albümün kapanışında şaşırtıcı bir sürpriz gibi duruyor. Özdemir’in bir dönem bir “rapper”la birlikte çalışmasının etkileri kimi şarkıların söz dizimlerinde kendini gösterirken, “Ben Tek”de açıkça ortaya çıkıyor. “Soul” sularında yüzen ritmi ve eğlenceli keman partisyonlarıyla “Abrakadabra” ve “blues” tadı veren “Yine Gelir” de albümün iyilerinden. “Azrail” ve “Biraz Daha” ise bildik “rock” formlarında, daha ziyade sözleriyle dikkat çeken şarkılar.


Alper Kömürcü tarafından yazılmış ve çalınmış keman partileri albümün bütününe damgasını vuruyor. Aynı şeyi Cem Tuncer’in tuşesi belirgin bas yürüyüşleri için de söyleyebilmek mümkün. Birçok müzisyenin esprisini yaptığına şahit olduğum ağzıyla trompet sesi çıkarma numarasını Güntaç Özdemir’in albüm kaydına taşımış olması da bir enteresanlık olarak bu yazıya not düşülebilir (Bildiğim kadarıyla “a capella”cılardan başka yapan olmadı daha önce.)

Bütün içerisinde göze batan tek çapak ise Güntaç Özdemir’in iyi vokal tekniğine gölge düşüren bozuk diksiyonu. Özdemir bunu çok küçük yaşlarda almaya başladığı yabancı dil eğitimine bağlıyor ama bir de son dönemde genç nesil arasında giderek yaygınlaşan ve haliyle genç şarkıcılarımıza da sirayet eden, benim de yazmaktan bıkıp usanmadığım telaffuz sorunu var. “Vazgeçtim” demiyor mesela, “vazgeçssssim” diyor, “çok mu” demiyor da “ssssok mu” diyor. Daha bir sürü örnek verilebilir. Düzeltilemeyecek bir hata değil şüphesiz ama yine de söylemeden edemedim.


Sözün özü, şu veya bu tarzın türün klişelerine saplanmadan yapılmış şarkılarıyla popüler müziğin geleceğine dair umut vaat eden bir albüm “Benimle Yan”. Aynı yoldan yürümek isteyenler için yol gösterici olabilir. Ayrıca Güntaç Özdemir ismini daha uzun yıllar duyacağımızın da habercisi. “Çizgi filmlere inan”anlara özellikle tavsiye ediyorum (“Abakadabra”dan alıntıyla).

EKİM 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder