Bu Blogda Ara

8 Şubat 2013 Cuma

Demet Sağıroğlu - "Hiç Özlemedin mi?"

BUGÜNÜN POPUNA AİT DEĞİL


(Milliyet Sanat dergisinin Ocak 2013 tarihli sayısında yayımlanmıştır.)

Sen onca konservatuvar oku, şan öğren, solfej, üslup, nazariyat tahsil et, sonra seni meşhur etmeye bir “laral lala” yetsin. Tuhaf mı?.. Evet tuhaf! Ama Demet Sağıroğlu’nun hikâyesi aynen böyle başlıyor.

Arkadaşlarıyla Eurovision şarkı yarışması Türkiye elemelerine katılmak için hazırladığı şarkıyı dinletmek niyetiyle kapısını çaldıkları Kayahan’ın Demet’in sesini çok beğenip ona vokalisti olmasını teklif etmesiyle, 1989 yılında kendini bir anda Eurovision sahnesinde Kayahan’a vokal yaparken buluyor Demet. Şöhretle de o gece tanışıyor zaten. Kayahan’ın en popüler zamanları. Eurovision deseniz, henüz hâlâ memleket meselesi. Yani o gece herkes ekran başında. Kayahan ikinci sırada yarışıyor. Şarkısının adı “Ve Melankoli”. Ekipte henüz hiç biri meşhur olmamış İskender Paydaş, Cenk Eroğlu ve Fergan Mirkelam da var. Demet sahnede, Kayahan’ın biraz berisinde. Belden yukarısı hemen hiç seçilmiyor; sahne ışıkları belli ki öyle istendiği için bir tek Kayahan’ı aydınlatıyor. Yine de fark ediliyor sesi; özellikle de “laral lala”ları. Demet o gece, yüzü hiç görünmeden meşhur oluyor.


O yıl birinci olamıyor Kayahan ama bir sene sonra bu defa “Gözlerinin Hapsindeyim” adlı şarkıyla Türkiye’yi temsil etmeye hak kazanıyor. Ve Demet Kayahan’la birlikte bir kez daha Eurovision sahnesinde boy gösteriyor. Biz onun yüzüne çoktan aşina olmuşuz bu arada. Güzel sesli, güzel yüzlü bu genç kızı Kayahan’ın vokalisti olarak ezbere almış, tıpkı Sezen gibi Kayahan’ın da günün birinde vokalistine albüm yapmaktan geri kalmayacağına da koşullanmışız.

Ne ki beklenen olmadı ve Demet ilk albümünü 1994 yılında, Kayahan’ın desteği olmadan yayınladı. Albüm piyasaya çıkıp “Kınalı Bebek” yeri göğü inletmeye başlayınca da Demet’in Kayahan’a zaten ihtiyacı kalmadığı fark edildi. Hiç de yolun başında gibi değildi çünkü duyduğumuz şarkıcı. Hem şarkıcılığıyla öyleydi, hem de albümdeki besteleri, şarkı sözleriyle.


O gün bugün dinler, severiz Demet’i. Sağıroğlu gibi, bir müzisyenin taşıyabileceği en olmayacak soyadını taşıyor olsa dahi, soyadından azade, sadece Demet’tir o bizim için. Yüzü hiç gülmez sanırsınız; hep bulutlu bakar gözleri. Asildir, her an “Sebastian etolümü getiriniz lütfen,” diyecek, sonra safkan İngiliz atlarının koşulduğu akik kaplamalı landonuna binip gidiverecek, aranızdaki mesafeyi kapatmanıza asla fırsat vermeyecek gibidir. Yürek burkan sesi, acıyı çoktan demlemiş, ince belli bardaklardan bir dikişte içmiş, müdanasız şarkı söyleme stili koyu kıvam bir bilgeliğin dergâhında bilenmiştir adeta. Derken ha ağladı ha ağlayacak sanırken siz, en olmadık muziplikle sizi ters yüz edeceğini de bilir, ama bilmezden gelirsiniz. Hâl böyleyken samimidir, komşunun kızıdır, bir akşamüstü ansızın rastladığınız eski sevgili, kırk yıllık hatırlı dost, eltinizin küçük kuzenidir belki.

Bu mesafeden sevdiklerimiz, vaki değildir ki yanıltsın bizi. Demet de yanıltmadı bugüne dek. Şarkıları kadar, adına pop müzik denilen bu cambazhanede bunca yıl dengesini kaybetmeden duruşu da emsallerine nispetle göze görünür oldu, en ufak şüpheye meydan bırakmadı. 2004 yılından bu yana yayınlanan beş albümün ardından 2009 yılında iki şarkılık bir tekli ile dinleyici karşına çıkan Demet’in altıncı albümü “Hiç Özlemedin mi?” de bu güvene sırtını dayıyor.


On şarkı ve bir “bonus track”tan mütevellit bu yeni albüm, 1976 yılından bir Smokie klasiği “I’ll Meet You At Midnight”in Türkçe versiyonu “O La La” ile açılıyor. Bugüne dek her nasılsa gözden kaçmış ve ‘Türkçe sözlü hafif müzik’ furyasının en doludizgin zamanlarında dahi nedense Türkçe’ye adapte edilmemiş bu şarkı, Demet’in yazdığı sözlerle ‘70’lerden çıkıp gelmiş bir aranjman ‘hit’i gibi tınlıyor. En çok da Fecri Ebcioğlu/Sezen Cumhur Önal  ekolünden esinlenilmiş “Demeli artık o la la” dizesinde (öyleydi çünkü; kafiye uysun diye cümleler tepetaklak edilirdi o vakitler.)

Aynı aranjman tadını/ruhunu hissedebileceğiniz başka şarkılar da var albümde. Nerhan Hepşen’in yazdığı “Bir Kediye Yumul” da bunlardan biri. Bu şarkı tek başına nicedir hayatlarımızdan aforoz edilmiş duyarlılıkların, saflığın, naifliğin manifestosu gibi. Tuna Kiremitçi’nin bestelediği “İstek Şarkısı” ve “Zaman Gerek” de aynı yoldan, aynı sıcaklıkla geçiyor. “Yaşlı olmak için genç, genç olmak için yaşlıyız,” cümlesini hepimiz hayatlarımızın bir döneminde, bir anında nasılsa söyledik/söyleyeceğiz ya, bunun şarkısını yazmak/söylemek ise genç olmanın/genç kalmanın bu derece kutsandığı/mitleştirildiği bir zaman diliminde, ancak saflığını kaybetmemiş olmakla açıklanabilir bir cesaret işi.       


Albümün en sıkı şarkılarından biri, albüme adını da veren “Hiç Özlemedin mi?” Demet’in neden Demet olduğunun ya da neden kimsenin Demet olamadığının sırrı en çok bu şarkıda ele veriyor kendini. Hüznü, kalp kırıklığını, acıyı pespaye klişelerden geçirmeden, salya sümüğe bulamadan da dillendirebilmek mümkün demek ki diye düşünüyorsunuz şarkıyı dinlerken.


Nefis melodik yapısı ve Burak Beşir’in senfonik düzenlemesiyle her notasında yükselerek büyüyen “Bitmeliyiz” ve bir Sadık Karan bestesi olan “Seni Çok Sevdim” de etkili, güçlü şarkılar. Albüme “bonus track” kontenjanından giren “Adını Sen Koy” ise, aynı adlı filme tema müziği de olmuş bir Melih Kibar bestesi. Şarkının sözlerini Demet yazmış ve albümdeki kayıt, 2004 yılında Melih Kibar’ın piyanosu eşliğinde “demo” olarak yapılmış. Filmi izlememiş olsanız bile, şarkının duygusu ve Demet’in tek bir piyano eşliğindeki yorumu albümün kapanışında tüylerinizi diken diken etmeye yetiyor.

Tuna Kiremitçi imzalı “Göçebe”, Cihan Sezer’in düzenlemesiyle dikkat çeken orta karar bir şarkı. Alaturka dozu yüksek “Düşününce” ise albümün en zayıf halkası gibi duruyor. Bir Ajda Pekkan”cover”ı olan “Bir Köşede Yalnız”, Demet’in sesine çok yakışmış. Şarkının düzenlemesini yapan Cihan Sezer, Onno Tunç tarafından yapılmış orijinal versiyona olabildiğince sadık kalmış. Ama keşke ritim bu kadar tekdüze yürümese ve davul canlı çalınsa imiş.


Bu zamanda az bulunur bir yüzdeyle ‘ruhu olan’ şarkılar barındıran bu albümü, daha şık bir kartonet tasarımı ve daha isabetli bir kapak fotoğrafı ile arşivlere dâhil edilebilseydik çok daha şahane olurdu şüphesiz ama işin o tarafına bir parça daha az özenilmiş gibi görünüyor.

Bunu bir genel geçer kriter kabul edersek, albümün bugünün pop müziğine ait olmadığını pekala söyleyebilir, hatta bunu eleştiri konusu bile edebiliriz. Ama söz konusu olan Demet Sağıroğlu. Milliyet gazetesi için Tolga Akyıldız’a verdiği röportajda “Benden Demet Akalın şarkısı çıkmaz,” derken ne kast ettiğini bu albümü dinlememiş olsak da anlardık. Bu albümü dinleyince bir kez daha anladık. Çıkmasın da zaten. Birileri de artık şarkılarını kulüplere, radyolara, klip kanallarına beğendirmek için yazmasın/söylemesin. Hiç olmazsa Demet böyle kalsın. Kalbimize tam da buradan, bu mesafeden, bu yakınlıkta/uzaklıkta dokunsun. Bizim onunla ve şarkılarıyla samimiyetimiz hep bu dozda kalsın.                  

ARALIK 2012            

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder