Bu Blogda Ara

8 Şubat 2013 Cuma

Kırıka - "Yılların Ettiğini"

(24 Aralık 2012 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)


Salih Nazım Peker, Orçun Baştürk, Erdoğan Türksever ve Özgür Yılmaz’dan kurulu Kırıka, 2000 yılından itibaren dizi ve film müzikleri ile adını duyurmakta iken, ilk albümü “Kaba Saz”ı 2008 yılında yayımladı. Kırıka’nın Baykuş Müzik etiketiyle geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan yeni albümü ise “Yılların Ettiğini” adını taşıyor.

Grup yaptığı müziği ‘şehirli halk müziği’ olarak tanımlıyor. Bu tanımın açılımında zeybekler, oyun havaları, rebetikolar ve kasap havaları gibi Ege denizin iki yakasının yanı sıra Arjantin’den dünyaya yayılan tango geleneğinin ve caz müziğinin çıkış noktası kabul edilen New Orleans caz orkestralarının tavrı var. İlk okuyuşta tüm bu müzik türlerinin aynı cümle içerisinde kullanılması biraz kafa karışıklığı yaratıyor. Kırıka’nın başarısı tam da bu noktada başlıyor zaten.


Birbirlerinden kilometrelerce uzak coğrafyaların, tarih içerisinde ya eskimiş ve unutulmaya yüz tutmuş ya da form değiştirip zamana ayak uydurmuş müziklerinin ve müzikal anlayışlarının izini sürmekle kalmıyor Kırıka, hepsini ortak bir paydada birleştirip, buradan kapısı bugüne açılan yeni bir müziğe çıkarıyor yolumuzu. Gelenekselden beslenirken, yaygın eğilimin aksine gelenekseli modernize etmek gibi kolaycı bir formülün arkasına da saklanmıyor üstelik. Eskileri yeniden düzenleyip söylemiyor; geleneksel formu tamamen yeni şarkılarla, yeniden yaratıyor.

Albümde 12 şarkı var. Bestelerin tamamı Salih Nazım Peker tarafından yapılmış. Şarkı sözlerinin bazılarını Salih Nazım Peker yazmış, bazı şarkılarda ise Mustafa Kamil Gök, Orhan Veli ve Gökhan Horzum’un şiirleri kullanılmış. Kırıka’nın müziği, bestelerin, enstrümanların kullanış biçimlerinin, solist icrasının ve düzenlemelerin yanı sıra şarkı sözleriyle de iddiasını taşıdığı tavrı bütünlüyor. Bir şarkıda ellili yılların İstanbul’unda bir salaş meyhanede gizli sevdanıza demlenip içiyorken, başka bir şarkıda Aydın Güzelhisar’da zeybeğe duruyor, oradan Keçi Kalesine selam ediyor, derken elinizde rakı kadehi, karşı yakanın göz kırpan ışıklarında, özlemini çektiğiniz sadık dostlarınızı arıyorsunuz.


Türkiye gibi birbirinden çok farklı kültürlerin harmanlandığı bir iklimde yaşıyor olmamıza karşın hâlâ dünya müziği kategorisinde hatırı sayılır bir varlık gösteremediğimiz bir gerçek. Bugün dünya müzik pazarında “world music” kategorisinde rafları süsleyen Türk albümleri genellikle ucuz stüdyolarda,  birkaç saatte üstünkörü kaydedilmiş halk müziği ve klasik Türk müziği albümleri oluyor. Belki birkaç Kalan Müzik albümü ile Tarkan ve Sezen Aksu albümleri yer bulabiliyor onların yanında. Bir de yasal baskıları olmadığından gayri resmi yollarla çoğaltılan, ancak buna rağmen epeyce rağbet gören ’60 ve ‘70’li yıllara ait Anadolu pop şarkıları/albümleri var. İşte Kırıka tam bu noktada ciddi bir alternatif olabilir ki, bugüne dek Avrupa ve Orta Doğu’da sayısız konser vererek bu yolda ilerlemeye çoktan başlamışlar zaten.


Bugünün pop müziğinin ve halk müziği başlığı altında dinleyiciye sunulan tekdüzeliğin kulaklarımızda yarattığı dar alana sıkışmış algı Kırıka’nın müziğine vakıf olmak yolunda önünüze bir set çekebilir. Ne var ki bir yandan da duyduğunuz her melodide, her sözde, derinden, çok derinden, ait olduğunuz geçmişten, büyüdüğünüz topraktan, havasını soluduğunuz coğrafyadan tanıdık tatlar, kokular, duygular sızacak ince ince. Albümü dinledikçe daha çok seveceksiniz.

ARALIK 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder