Bu Blogda Ara

8 Şubat 2013 Cuma

Röya - "Gönder"



Röya, Azerbaycan’da hem şarkıcı hem de oyuncu ve model olarak popülerlik kazandıktan sonra Türkiye müzik piyasasında da adını duyurmak maksadıyla birkaç adım atmıştı. Dikkatli müzikseverler onu 2008 yılında konuk şarkıcı olarak katıldığı Pop Star Alaturka yarışmasından ya da aynı yıl Türkiye’de piyasaya çıkan “Gel Daniş” adlı albümünden hatırlayacaklardır.

Röya’nın Azeri Türkçesiyle söylediği şarkıların yer aldığı bu albüm pek fazla dikkat çekmemişti. Belli ki buradan yola çıkarak bir taktik değişikliğine gidilmiş. Zira Röya’nın 2012 yılı Kasım ayında DMC etiketiyle piyasaya sürülen ilk teklisi, onun Türkiye’deki ilk hamlesiymiş gibi lanse ediliyor. Her şeyden önce müthiş bir fiziksel değişim geçirmiş. Sonrasında Türkiye Türkçesine ciddi anlamda çalışmış ve bir Soner Sarıkabadayı bestesiyle de tamamen Türk pop piyasasının kurallarıyla oynamaya hazır hale gelmiş.  


Ortaya çıkan sonuca bakınca, doğru bir strateji geliştirildiğini söyleyebilmek mümkün. Bir kere Röya’nın sesi tam da bizim buralarda sevilebilecek bir renkte. Hem alto (ki kadın sesinde en sevdiğimizdir) hem de “buğulu” diye tabir ettiğimiz cinsten, biraz kısık, biraz seksi ama alabildiğine de güçlü bir ses. Üzerine bir de etkileyici bir görsellik koyarsanız zaten averaj almış oluyorsunuz. Paketi tamamlamak için gerekli olan son şey de “hit” potansiyeli olan bir şarkıysa ve bunun için Soner Sarıkabadayı hâlâ geçerli bir adresse (ya da birileri öyle olduğunu düşünüyorsa), neden olmasın?..

Nitekim olmuş da görünüyor. Şarkı tipik bir Sarıkabadayı bestesi; ne bir eksik, ne bir fazla. Birkaç dinleyişte dilinize dolanacak, bir iki cümlesi aklınıza bir çırpıda yer edecek cinsten. Röya’nın en büyük dezavantajı olabilecek Türkçe telaffuzu da (vokal koçu Murat Aziret’in marifetiyle olsa gerek) bir şekilde halledilmiş; kulağa ters gelen hemen hiçbir vurgu ve telaffuz hatası yok.  


Teklide “Gönder” adlı şarkının Mustafa Ceceli tarafından yapılmış orijinal ve akustik düzenlemelerinin yanı sıra bir de Kaan Gökman imzalı “remix” versiyonu var. Bu üçü de gayet başarılı düzenleme, şarkıyı farklı ruh halleriyle dinlenebilir hale getiriyor.

Tamer Yılmaz imzalı kapak fotoğrafları ile Röya’nın fiziğine de dozunda bir vurgu yapılmış ki, aynı vurguyu şarkı için çekilen klipte de ziyadesiyle (özellikle göğüs dekoltesi bazında) görmek mümkün. Pop müzik arenasında sadece bunun bile tek başına dikkat çekmeye yeteceğini söylememe bilmem gerek var mı?..


Tek bir eksiden söz etmek gerekirse şayet, o da Röya’nın bu yeni imajındaki soğuk ve mesafeli duruş olabilir ki (başka videolarından göründüğü kadarıyla aslında öyle değil), peşi sıra gelecek sıcak bir şarkıyla o da artıya çevrilebilir.

Röya’nın bu tekliyle kozlarını doğru oynadığını söylemek yanlış olmaz. 2013 yılında Röya adının Türkiye müzik pazarında sıkça anılır hale gelmesi şaşırtıcı olmayacak.

OCAK 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder