Bu Blogda Ara

5 Mayıs 2013 Pazar

Arman - "Arman"

(1 Nisan 2013 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)


Daha önce de çok defa yazdım; popüler müziğin kan deveranı ancak yeni sesler ve yeni yüzlerin desteklenmesi ile sağlanabilir. Kimisi başarılı ve kalıcı olur, kimisi olamaz ve kaybolur gider ya da başka bir deyişle; kötüler elenir, iyiler kalır. Sonucu ne olursa olsun, sektörün ayakta kalması için genç yeteneklerin bulunup çıkarılması her şeyden daha elzemdir.

İşte Arman onlardan biri. Henüz yolun çok başında bir müzisyen. Ve ne şanslı ki profesyonel bir ekip tarafından lanse ediliyor. Arman’ın Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle yayımlanan ve kendi adını taşıyan ilk albümünün prodüktörü İskender Paydaş. Menajerliğini ise yıllar boyunca Tarkan, Hadise, Atiye ve Mirkelam gibi isimlere sektörde gözle görülür derecede yol aldırmış olan Run Ltd. yapıyor. Yani ortada yapımcısı, prodüktörü ve de menajerlik firmasıyla neresinden baksanız profesyonel bir proje var. Bu noktada durup bakınca geriye sadece bir tek soru kalıyor: Ekip şahane; peki ya proje?..


Arman’ın albümünde sekiz şarkı ve bir de farklı versiyon var. Şarkıların söz ve müziklerinde ağırlıklı olarak Arman’ın ismini görüyoruz. Yanı sıra İsra Gülümser ve Ali Mert Tansev de bazı şarkılara katkıda bulunmuş. Albüme aranjör olarak imza atan isimler ise İskender Paydaş, Emre Yücelen, Burak Karaca ve Mehmet Yaranona.


Arman İngiltere’de Denizcilik Hukuku ve Denizcilik İşletmesi eğitimi almış ama müzik tutkusu ağır basmış ve bir süre sonra kendini stüdyoda şarkılarını kaydederken bulmuş. Albümü dinlerken en çok bunu hissediyorsunuz zaten. Hem şarkı yazarı hem de solist olarak Arman henüz yeterli olgunlukta değil. Buna karşın hem ses rengi, hem de fiziğiyle emsallerinden bir adım öne çıkacak avantaja sahip. Dikkat çekici ve bir parça da rahatsız edici bir kliple desteklenen çıkış şarkısı “Deli Dünya” bir yanıyla albümün en iyi şarkılarından biri olarak doğru bir seçimmiş gibi gözükse de, bir yanıyla da Arman’a yersiz bir misyon yüklüyor. Bence bir aşk şarkısı; mesela “Yasak Elma” veya “Gitme Dedim” bir ‘ilk vuruş’ için daha etkili olabilirdi. Elbette yine de geç değil.


Pop-“rock” sularında yüzen düzenlemeler de gösteriyor ki albümde standart Türkçe pop çizgisinin üzerine çıkmak hedeflenmiş ancak şarkılar bu iddiayı destekleyecek güçte değil. Bazen bir tek bu neden bile yeni isimlerin ilk albümlerinde sadece kendi yazdıkları şarkıları kullanmalarını erken verilmiş bir karar kılabiliyor. Ancak elbette bu da bir strateji olabilir ve bir anda parlamak yerine uzun vadede isim yapmak hedeflenebilir. Tabii bu seçeneğin içinde bulunduğumuz hızlı tüketim çağında büyükçe bir risk içerdiğini de gözden kaçırmamak kaydıyla.


Dilan Bozyel imzalı kapak fotoğrafları ve Arda Aktaş tarafından yapılan kartonet tasarımı son derece göz alıcı ve şık. Kayıtlar ve düzenlemeler de standardı yüksek işler olarak albümü etkili kılıyor. Buzuki, bağlama, çello, kaval gibi renk sazlarının şarkıları alaturkalaştırmadan, ağdalandırmadan kullanılmış olması da özellikle dikkat çekici. Solist olarak Arman’ın eksiği ise şarkı söylerken yeterince rahat değilmiş hissi uyandırması. Sanki şarkıları söylerken bir yandan da stüdyodaki camın arkasından soran gözlerle size bakıyor ve doğru söyleyip söylemediği konusunda sizden onay bekliyor gibi. Bu yüzden de sahip çıkamıyor bazen kelimelere. Henüz çok fazla deneyimi olmayan bir şarkıcı için kabul edilebilir bir hata payı bu. Özellikle sahnede, seyirci önünde şarkı söyledikçe bu gerginlik kendiliğinden uçup gidecektir zamanla.


Yazının başındaki soruya dönersek… Bu şahane ekibin elinden çıkan projenin bahsi geçen kusurlarına rağmen, sonrası için ‘umut vaat eden’ bir ismi müzik dünyasına kazandırması bakımından başarılı olduğu söylenebilir. En azından Arman’ın ismini bir kenara not almak ve bundan sonra yapacaklarını merakla beklemek adına.      

NİSAN 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder