Bu Blogda Ara

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Çeşitli Sanatçılar - "Seksenler"

DİKKAT, CANINIZ VATKA ÇEKEBİLİR!


(Milliyet Sanat dergisi Nisan 2013 sayısında yayımlanmıştır.) 

Dünyaya gözünü ‘90’lar ve sonrasında açmışlara sebebini asla izah edemeyeceğimiz şeyler yaptık biz ‘80’lerde. Vatkalı gömlekler, kazaklar, ceketler giydik mesela. Neydi o omuz büyütme sevdası bilmem. ‘Shetland’ kazaklarımızı beli göbek hizamızın üzerine çıkan şalvar model pantolonlarımızın içine soktuk; havamızdan yanımıza varılmadı. Fosforlu ayakkabı bağcıkları taktık; diskoda Modern Talking şarkılarıyla dans ederken mor ışıkta parlayan bağcıklarımızı seyrettik gururla. Günde üç saat yayın yapan siyah beyaz televizyonun başına oturup her akşam Televizyon Okulu’nu seyrettik bir ‘soap opera’ seyredermişçesine heyecanla. 

Yılbaşı gecesi televizyon ekranında görünecek dansözü haftalarca konuşmuşluğumuz vardır, Dallas dizisinin başkarakteri JR’ı kimin vurduğunu da… Eve telefon bağlatmak için üç ila beş yıl beklediğimiz oldu; hiç sabırsızlanmadık. Akşamın darına kadar sokakta oynarken, istop, yakan top, kukalı saklambaç, artık Allah ne verdiyse, karnımız acıktığında üzerine salça sürülmüş ekmek yedik. Sokak satıcılarından horoz şekeri, macun, leblebi tozu aldık, sonra ağzımızı dayayıp musluğa, kana kana su içtik. Lügatimizde ne sağlıklı beslenme vardı, ne de hijyen ama gelin görün ki hep yanaklarından kan fışkıran, toraman çocuklardık. Evlerde torun torba küçücük oturma odalarına tıkılıp, salonları misafirden misafire açtığımızı anlatsak mesela, sormaz mı şimdikiler “Niye?” diye?


Bir süredir bu esrarlı, kerameti kendinden menkul, meşum yılları tevellütten sebep yaşamışlara kâh utandırarak, kâh üzerek, kâh gülümseterek anımsatan bir televizyon dizisi var hayatımızda. ‘80’ler, o yılları yakalayamamış ve bu nedenle de o on yıl boyunca içinde bulunduğumuz ruh halini hiç anlamlandıramamış nesil için de bir tür şifre çözücü görevi görüyor. Sokak kahvesinden pastanesine, karakolundan, plakçısına, ortalama bir mahalle hayatının fonundan ‘80’li yılların biraz safdil, epeyce utangaç ve ne çare birbirinden başka oyalanacak şeyi olmayan insanların kırılgan ilişkiler ağı, standart bir ‘sitcom’un klişelerinden geçirilerek taşınıyor ekrana. Yaygın dönem dramalarının aksine, ağdalandırmadan, envaı çeşit entrikaya, olaya, felakete boğmadan dönemin fotoğrafını çekiyor ‘80’ler. Bundandır ki artık neredeyse her dizide karşımıza çıkan eski şarkılar, en çok ‘80’lerde yerini buluyor; başka türlü bir etki bırakıyor izleyende. Hatta denilebilir ki ‘80’ler dizisinde başrollerden birini o yılların sevilen şarkıları oynuyor.


Geçtiğimiz günlerde Doremint Yapım etiketiyle piyasaya sürülen 80’ler albümünde dizide kullanılan şarkılardan oluşan bir seçki var. Bu albümü enteresan kılan şey ise şarkıları dizi oyuncularının seslendiriyor olması.

Diziyi hiç izlememişler için hatırlatayım; 80’ler bir müzikal değil ve dizi içerisinde oyuncular şarkı söylemiyor. Ancak bu proje gündeme geldiğinde böyle bir espri düşünülmüş ve o vakitler dönemin en popüler seslerinden sevdiğimiz şarkılar orijinal versiyonlarına sadık kalınarak yeniden çalınıp yeniden söylenmiş. Yanı sıra dizide kullanılan birkaç özgün şarkı da var albümde. Bu haliyle bir ‘soundtrack’den ziyade hem diziye, hem de diziye can veren dönem şarkılarına bir saygı albümü sayılabilir ortaya çıkan iş.


Dizideki çekirdek ailenin annesi Özlem Türkad, canlandırdığı neşeli ve güleç yüzlü karaktere çok uygun bir Sezen Aksu şarkısını, “Olmaz Olsun”u söylüyor albümde. Ailenin büyük oğlu Ahmet’in ağır romantik ve mahcup âşık tiplemesine Şoray Uzun’un seslendirdiği Ümit Besen şarkısı “Okul Yolu” cuk oturmuş. 


Ailenin babası Rasim Öztekin, Ahmet Arif’in “Maviye Çalardı Gözlerin” şiirini okuyor albümde. Şiirin fonundaki müzik ise yapımcı Birol Güven’in oğlu Kerem Güven tarafından bestelenmiş ve çalınmış. Genellikle Rumeli türküleri ve alaturka şarkılarda sesini duymaya alışık olduğumuz Suzan Kardeş (dizideki Fato Nine), bir zamanlar Semiha Yankı’nın seslendirdiği “Sıcak Sımsıcaksın”ı sahiden sımsıcak söylüyor. 


Bir Funda şarkısı olan “Çaresizim”de Ayşe Tolga tam da şarkıdaki genç kız ve dahi dizideki Gülden gibi alabildiğine naif ve kırılgan. Aynı şey ailenin kız çocuğu Nazlı’yı oynayan Yasemin Conga’nın seslendirdiği Banu şarkısı “Eski Sevgili” için de söylenebilir. 


Ailenin küçük oğlu Çağatay’ı canlandıran İlker ayrık ise Ümit Besen’den Selami Şahin’e çok sayıda ismin seslendirdiği “Alıştım Sana Bir Tanem”i tam da o dönemin duygusuyla yeniden seslendiriyor. Karadenizli komiser tiplemesinde izlediğimiz Onur Dilber, Cumhur Kebeci’nin şarkısı “Sen Aslıdan da Güzelsin”de, Butik Ali Hakan Bulut, Ersan Erdura’nın “Çocuk Gözler”inde, ama en çok da Bekçi Bekir karakterini canlandıran Ali Konuk “Sunam” türküsünde dinleyenleri şaşırtacak performanslar sergiliyorlar.


Daha önce Avrupa Yakası dizisinde canlandırdığı Gülenay Abi karakterinde de kendi uydurduğu arabesk şarkıları söyleyen Vural Çelik (namı diğer Niyazi) , bu albümde dönemin en popüler arabesk şarkılarından biri olan “Dönemezsin”i söylüyor. O yıllarda öğrenci olan herkesin okulda müzik derslerinde illa ki ezber ettiği “Bom Bili Bili Bom” türküsünü Necmi Yapıcı, Berat Yenilmez ve Ceyhun Fersoy; yani dizideki adlarıyla Kahveci Mesut, Pastacı Sami ve Şahin birlikte söylüyorlar. 


Hem jenerik müziğini seslendiren, hem dizinin özgün müziklerinde imzası olan, hem de Serpil Öğretmen karakterini canlandıran Burcu Güven ise üç şarkı seslendiriyor albümde. “Geçmişin Kanatları”, ve “İstanbul Sabahları” özgün besteler. Bir zamanlar Saadet Sun’un sesinden dinlediğimiz Sezen Aksu bestesi “Yeter ki” ise bu albümde Burcu Güven’in dokunaklı sesiyle yeniden hayat buluyor. Esmeray’ın sesinden kulaklarımıza yer etmiş “Unutama Beni”yi ise dizinin kadrosunda yer almayan Bülent Çidem seslendiriyor.


Albümün en dikkat çekici iki şarkısından biri, bir Ercan Turgut şarkısı olan “Tövbe”. Şarkıyı plakçı Ergun (Serhat Kılıç) seslendiriyor ve hem sesi hem de tekniğiyle profesyonel bir şarkıcıyı aratmıyor. Bir diğer dikkat çekici şarkı ise diziye katıldığından beri hiç konuşmayan, ismiyle maruf Susmuş karakterini canlandıran Aydın Sarman’ın seslendirdiği Âşık Mahsuni Şerif şarkısı “Boşu Boşuna”. Müzik piyasasının yakından tanıdığı besteci ve aranjör Aydın Sarman birkaç bölüm önce dizide de seslendirdiği bu şarkıyla albümün en büyük kozu oluyor. 


Bu arada Aydın Sarman’ın albüme hem aranjör olarak, hem de Burcu Güven’le birlikte prodüktör olarak imza attığını da söylemek lazım. Ve nihayet bütün kadronun Bülent Çidem’le birlikte seslendirdikleri Melike Demirağ şarkısı “Arkadaş” ile albüm hayli etkileyici bir kapanış yapıyor.

Görüldüğü üzere, 19 şarkının yer aldığı, uzunca bir albüm bu. Kadro da bir hayli kalabalık ama bir o kadar da renkli. Diziyi izlemiş veya izlememiş, o yılları yaşamış veya yaşamamış olun, hiç fark etmez; canınız fena halde kelebek toka, vatka, tunik, konç, plak, kaset, leblebi tozu, Dallas, Flamingo Yolu, Beyaz Gölge çekebilir bu albümü dinlerken. Böyle bir yan etkisi var; benden uyarması.   

MART 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder