Bu Blogda Ara

27 Ağustos 2013 Salı

Soner Arıca - "Başka İklimin Çiçekleri"

İSMİYLE MÜSEMMA


Soner Arıca’yı sahnede ilk kez ‘90’ların bir yerlerinde Açık Hava Tiyatrosunda yapılmış Yılmaz Zafer yararına bir gecede izlemiştim. Bir dolu şarkıcının katıldığı o gecede Arıca’nın sahneye çıktığı dakikalar benim için çay molasıydı aslına bakarsanız. “Mankendi, şarkıcı oldu işte; kendi çapında bir şeyler yapıyor,” gibi bir önyargım vardı çünkü. O ara herkes popçu oluyordu zaten. O da gelir geçerdi. Ama o gece sahnede tek bir şarkıyla izlediğim adam, enteresan bir şekilde etkiledi beni. Sahnede çok iyi duruyordu. O gece sahneye çıkan nice şarkıcıdan daha iyi duruyor, sahneye yakışıyor, sahneyi dolduruyordu. Niyeti de ciddiydi belli ki; müziği enikonu iş edinmişti. Yazdım bunu bir kenara ve o günden sonra Soner Arıca albümlerine daha fazla ilgi göstermeye başladım.


Aradan yıllar geçti. Benim o “gelir geçer” dediğim adam nice gelip geçene rağmen var gücüyle şarkı yazmaya ve söylemeye, albüm yapmaya, sahneye çıkmaya devam ediyordu. Sonra biz bir vesileyle tanıştık, arkadaş olduk. Bir gün yıllardır şarkı söylediği mekâna (Küçükyalı’da Nanna) gitmemiz de bu nedenle oldu. Ve onu sahnede ikinci kez o gece izledim. İlerleyen dostluğumuza rağmen, Soner’i dinlemeye giderken aklımda yine bir önyargı vardı. “Yılların ‘romantik prensi’yle bu gece artık romantizmin ya dibine vurur, ya da doruklarına çıkarız” demiş bile olabilirim içimden.


İşte Soner’in beni ikinci kez şaşırtması da o gecede olmuştur. Adam sahnede başka bir şeye dönüşüyor, müthiş enerjisiyle seyirciyi peşine takıp sürüklüyor, gecenin sonuna kadar da bırakmıyordu. Sadece kendi şarkılarından değil, çeşitli türlerde geniş bir repertuardan seçilmiş “setlist” de cabasıydı üstelik. Malum, sahne bir şarkıcı için er meydanıdır. Kimisi daimi mağlup iner o meydandan, kimi bileğinin gücüyle galip. Çok geç fark etmiştim ki Soner ikinci gruptaydı.  

Evet, haksızlık etmiş olabilirim. Evet, Soner Arıca şarkılarına mesafeli durmuş da olabilirim yıllardır. Ama onun yapıp ettiklerini görmezden geliyor da değildim. Elbette popülerlik, zamana ve anlayışa göre değişen, el değiştiren bir kavram. Bazısı popülerliğini kısa vadeli, uçucu işlerle sağlar; bundandır ki sık sık kendini güncellemezse tedavülden kalkar, gözden düşüverir. Bazısı da ağır ve sakin adımlarla yürür ve adı geçtiğinde hemen akla getirilecek bir tarz yaratır. Ana akımın akışına uymak zorunda da değildir artık bu yüzden. Yeri bellidir ve orada çok sağlam durmaktadır. Soner Arıca buradan bakınca da ikinci gruptaydı.


Bu hissiyat içerisinde, bu yazının başına oturmadan önce, ta 1992 yılından bu yana yaptığı albümleri şöyle bir gözden geçirdim. Her birinde sevdiğim ve sevmediğim, aklımda kalan ve kalmayan şarkılar olmuş. Tam da bir önceki paragrafta tarifine çalıştığım kategoriden ses vermekteymiş aslında başından beri. Kariyer çizgisini günübirlik değişen akımlarla paralel tutmadan, istikrarla yukarıya taşımış. Sadece son dört yıldır yazdığı “Neredeydin”, “Yarın Her Şey Değişebilir”, “Sıra”, (Jale’nin seslendirdiği) “Yenilirsem” gibi şarkılar bile onun şarkı yazarı olarak geldiği yeri gösteriyor aslında. Ortalık bu denli toz dumanken pop müzik piyasasında, belki sıkı hayranları dışındakilerin kapsama alanı dışında kalmış olabilir, ama gerçek bu.


Soner Arıca’nın yeni albümü “Başka İklimin Çiçekleri”, geçtiğimiz günlerde Ossi Müzik etiketiyle piyasaya çıktı. Albümde 10 şarkı 3 de farklı versiyon var. Her albümünde olduğu gibi bu albümde de kendine uygun eski şarkıları yeniden söylemiş Soner Arıca. Bu albümde 2 “cover” var. Bunlardan biri 1988 yılında Zerrin Özer tarafından seslendirilen “Sensiz Bu Yaz”, diğeri ise bir İbrahim Erkal şarkısı, “Dönemem”. Geriye kalan 8 şarkı ise ilk kez dinleyici karşısına çıkıyor. Albümün yapımcılığını Ossi Müzik ve Arıca Müzik birlikte üstlenirken, Soner Arıca süpervizörlüğünü de kendisi yapmış. Aranjör olarak ise Sezgin Gezgin, Tansel Doğanay ve Erhan Tekyıldız imzalarını görüyoruz. Her üç aranjör de Soner Arıca’nın yıllardır albümlerinde şu veya bu şekilde beraber çalıştığı isimler. Her zaman işin mutfağında da olmayı tercih eden Arıca, müziğine en doğru şekilde dokunacağına inandığı isimleri yıllardır yanından ayırmıyor. Egoların yüksek uçuş yaptığı bir arenada bunu başarabilmek hiç de kolay değildir, bilen bilir.


Albümde bir değil, birden fazla muhtemel Soner Arıca “hit”i var. Ben kendi adıma en çok yukarıda adlarını saydığım şarkılar arasına rahatlıkla ekleyebileceğim “Başka İklimin Çiçekleri”ni sevdim. Bir insanın (aslında belki de her insanın) hayatın tüm koşuşturması içinde bir an durup kendine baktığında aklından geçebileceklerinin şarkıya dökülmüş hali “Başka İklimin Çiçekleri”. Şarkının iklimini zedelediğini düşündüğüm ritmik orijinal versiyonu bir kenara, akustik versiyonu ilk dinlediğim günden bu yana benim bu albümdeki 1 numaram. Hemen ardından gelen “Zor” da zaman geçse de değerini yitirmeyecek şarkılardan. Bu şarkının nakarat kısımlarını İzel söylüyor, diğer kısımlarda ise Soner Arıca hikâyeyi şiirle anlatıyor. Ağır romantik ve bir parça da depresif bu ayrılık şarkısına İzel’in sesi çok yakışmış. Şarkıda şiir sevenlerden değilim ama bu şarkı bu şiiri istemiş; dinlerken bunu hissediyorsunuz zaten.


Bahsi geçen bu iki şarkının da söz ve müzikleri Soner Arıca’ya ait. Albümdeki bir başka ‘hit’ adayı “Razıydım”ın ise sözlerini Soner yazmış, bestesini Evrim Dökme yapmış. Evrim Dökme ismini önceki Soner Arıca albümlerinde de görmüştük. Bir pop klasiği olmuş “Sen Mutlu Ol”un bestecisi Tahir Dökme’nin kızı olan Evrim Dökme, babasının yolundan gittiğini bu şarkıyla bir kez daha gösteriyor. Hem sözleri, hem de bestesiyle ilk dinleyişte akılda kalan, duygusu derin, etkili bir şarkı “Razıydım”.


Albümün çıkış şarkısı olarak seçilen “Oyalayamam” ve açılışta yer alan “Dava”, albümün genelinde hissedilen ‘90’lar etkisi ve tadının kendini açıkça gösterdiği ritmik pop şarkıları. ‘90’ların sırrı tam da buydu zaten: Abartısız, gürültüsüz ve yüksek ritmin bile melodiyi yutmadığı, geriye itmediği şarkılar. Nitekim bu albümde bir İbrahim Erkal şarkısı olan “Dönemem” de boşuna çıkmıyor karşımıza. ‘90’lardan çıkıp gelen bu şarkı, Soner Arıca’nın sesi ve tarzına enteresan bir biçimde denk düşmüş ve albümün bütünü içerisinde ‘öteki’ olma riskini tamamen bertaraf etmiş. Şarkının karmaşık müzikal örgüsünde inceden bir Gencebay tadı var üstelik.


Albümün diğer “cover”ı “Sensiz Bu Yaz” ise, zamanında Zerrin Özer için yazılmıştı. Hatta sözlere biraz dikkat ettiğinizde, “O Yaz”ın devamı gibi diye yazıldığını bile düşünülebilirsiniz. Yıllardır kimsenin yeniden seslendirmeyi aklına getirmediği, neredeyse unutulmuş bu şarkıyı bulup çıkarmak ve kendine yakıştırmak ise Soner Arıca’nın marifeti olmuş. Albümde şarkının iki farklı versiyonu var ve şu yaz günlerinde gündüzleri orijinal, geceleri ise akustik versiyonu dinleme listelerine dâhil etmemek için hiçbir sebep yok. Zaten ikinci klip şarkısı da bu olacak ki bence de doğru seçim.    


Elbette her bir Soner Arıca albümünün alameti farikası ağır romantik şarkılardan bu albüm de nasibini almış. Sözleri Soner’e ait, besteleri ise Soner Arıca ve Sezgin Gezgin’in ortak imzalarını taşıyan “Dokunmayın” ve “Sonbahar”, bu türü sevenlere ilaç gibi gelecek iki şarkı. Bana sorarsanız “Sonbahar”ı tamamen kişisel beğeni kriterlerimle ayrı bir yere koyarım ama aslına bakarsanız “Dokunmayın” da ondan aşağı kalmıyor. “Dokunmayın” nedendir bilmem, bana Nilüfer’in sesini çağırdı. Hani söylese, sahiden çok yakışırmış ona.

Ve bir de “Gönderiyorum” var. Soner öyle sakin sakin değil de, biraz sert ve agresif söylese, nicedir duyduğumuz/dinlediğimiz “pop-rock” şarkılarından biri olabilirmiş bu şarkı. O sularda yüzüyor çünkü.


Albümde es geçilmemesi gereken bir önemli nokta da, Candar Köker’in tarafından yapılmış “mix” ve “mastering”in başarısı. ‘90’lardan kalan bir alışkanlıkla, vokalini daha ön planda duymayı seviyor Soner Arıca. Önceki albümlerinde hep böyleydi bu. Bu albümde ise çok daha dengeli ve temiz geliyor sesi ki böylesi belirgin bir şekilde daha iyi olmuş.

Albüm kapak fotoğrafları Metin Bakırkaya tarafından çekilmiş, kartonet tasarımını ise İkizs Creative Works’ten Didem Önder yapmış. Kapak tasarımındaki hüzünlü ve mutlu ikizler, Soner Arıca’nın bu albümdeki ruh halinin yansımalarını simgeliyormuş. Yeşil ve mavinin yarattığı pozitif enerjinin de albüm içeriğini doğru vurguladığını düşündüm. Çünkü şarkıların yer yer ayrılık, mutsuzluk, yorgunluk da içeren temalarına karşın, bütününde umut vaat eden bir albüm bu. İnsanın içinde “Başka İklimin Çiçekleri”ni açtıran bir albüm... “İsmiyle müsemma” derler ya hani, işte tam da öyle.

TEMMUZ 2013  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder