Bu Blogda Ara

24 Eylül 2013 Salı

Ahmet Enes - "Ahvâl"


(5 Ağustos 2013 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Ahmet Enes üniversite yıllarında gazetecilik eğitimi alırken bir yandan da radyo programcılığı yapmış, daha sonra televizyon işine girmiş ama müzik bütün bunlardan ağır basmış. İnternete koyduğu şarkıları onu radyo ve televizyondan tanıyanlar kadar tanımayanların da ilgisini çekmiş ve bunların içinden özellikle biri, “Cennet” Selim Gülgören tarafından seslendirildikten sonra Ahmet Enes’e müzikte profesyonellik yolunda ciddi bir yol açmış.


Ahmet Enes’in ilk albümü “Ahvâl”, geçtiğimiz günlerde Pasaj Müzik etiketiyle yayımlandı ve albümden radyo ve televizyonlara ilk olarak “Cennet” servis edildi. Halihazırda zaten bir “hit” olan şarkının bestecinin sesinden yorumu bu ilk albümün de en büyük kozu oldu. Zira bir şarkının düzenleme ve yorum farkıyla nasıl bambaşka bir hale gelebileceğine dair etkileyici bir örnek “Cennet”. Selim Gülgören versiyonu bir kulüp “hit”i iken ve bu versiyonda haliyle ritim ön plandayken, Ahmet Enes versiyonunda hem sözler çok daha fazla kendini dinletiyor, dinleyeni inandırıyor, hem de beste kulağa daha fazla yer ediyor. Bunda düzenleme kadar Enes’in sakin ve iddiasız ama etkileyici yorumunun da büyük payı var.


Ses tonu ve şarkı söyleme stili ile Tarkan ile Ahmet Özhan arası bir yerlerde seyrediyor Ahmet Enes. Telaffuzu son derece düzgün ve şarkıcılık tekniğinde alaturka etkisi çok belirgin. Buna karşın “Cennet”i bir kenara koyarsak, albümdeki diğer 9 şarkı Kutsi – Baha türevi bir stile yakın duruyor. Bu da ister istemez “Cennet”i dinleyip bir heves albümü satın alanlarda biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Ben de yaratmadı dersem yalan olur. Çünkü “Cennet” kadar güçlü ikinci bir şarkı daha yok bu albümde. Beylik tabiriyle “kadife” gibi bir sesten, sıcak, sakin ve romantik aşk şarkıları dinliyoruz sadece.


Eğer bu tarza düşkünseniz “Deva” ve “Bir Avuç Yalan” başta olmak üzere, albümün bütününü sevmemeniz için bir neden yok. Üstelik de yer yer türün klişelerinin dışına çıkan, dinleyeni standart 35 kelimelik lügate mahkûm etmeyen incelikli şarkı sözleri ve Hüseyin Çebişçi imzası taşıyan ve albümün en büyük artılarından biri olan kulak doyurucu düzenlemeler de yanınıza kâr kalabilir. Çalan her bir enstrümana tek tek kulak kabartabilmek, sade bir dinleyici olarak, bir şarkının düzenleme ve “mix”inden beklediğim şeylerin başında geliyor. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bu albüm bunu net bir biçimde karşılıyor.


Evren Arasıl tarafından çekilen fotoğraflar ve Erman Yılmaz imzalı kartonet tasarımı ile dinleyiciye sunulan albümün sade ve iddiasız görseli içeriğiyle uyum içerisinde. Pasaj Müzik gibi her etiketini koyduğu albümün dinlenilebilir olduğuna dair yıllar içerisinde yaygın bir kanı uyandırmış bir yapım firmasının Ahmet Enes gibi yeni bir ismi lanse ediyor olmasını da önemsemek gerekiyor. Kendi janrında iyi şarkı söyleyen ve üstelik şarkı da yazan bir müzisyenin uzun vadede kalıcı olacağını öngörmek zor değil. Ancak Enes’in müziğini ve kendisini Kutsi – Baha çizgisinden başka bir yere konumlandırmasının, bu uğurda gerekirse başka bestecilerden (mesela Febyo Taşel’den)de şarkılar almasının yerinde olacağını düşünüyorum.  

AĞUSTOS 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder