Bu Blogda Ara

28 Eylül 2014 Pazar

Ali Altay - "İşte Hayat"


’90 sonrasında Haluk Levent’le fitili ateşlenen ikinci Anadolu-pop furyasında, Haluk Levent de dâhil olmak üzere ’60 ve ‘70’lerdeki çok zengin, çok renkli, deneysel ve müzikal çizgisi çok yüksek Cem Karaca-Moğollar-Barış Manço ve onlarca grup/şarkıcıdan müteşekkil sahici Anadolu-popun düzeyini yakalayabilen olmadı. Şimdi şimdi duyuyor/dinliyoruz bazı şeyler; özellikle işin saykodelik tarafına yüklenen kimi yeni gruplar bu aralar epey rağbet görüyor, hatta bazıları analog kayıtlar yapacak kadar da “retro” takılıyor, ancak bir yandan da Haluk Levent ekolü tek tük de olsa devam ediyor.


Ali Altay’ı bu kefeye koymak doğru olur mu bilmem (zira hem şarkıcılık tekniği, hem de müzikal seyir açısından çok farklı yerlerdeler) ama onun da artık çok az temsilcisi kalmış Anadolu-pop türünde yıllardan beri kendine bir yer edindiği bir gerçek. 1999 yılında ilk albümünü yayımlayan Altay, o zamandan bu yana dört albüm ve iki de tekli yaptı. Geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik etiketiyle dijital platformlarda yerini alan mini albümü ise “İşte Hayat” adını taşıyor.


“İşte Hayat”da üç şarkı ve bir de farklı versiyon var; daha doğrusu Şubat ayında üç şarkı olarak servis edilen albüm, geçtiğimiz günlerde bir versiyon ilavesiyle dijital raflara düştü. Şarkılardan ikisi tanıdık. Biri, sözleri Zülfü Livaneli, bestesi Ferhat Livaneli’ye ait olan ve ilk kez Zülfü Livaneli, ardındansa Sezen Aksu tarafından seslendirilen “Zor Yıllar”. Ne tuhaf, ’80 ihtilali sonrasının ‘zor yıllar’ını anlatan ve 1986 yılında yazılan bu şarkı, adeta bugünleri de anlatır gibi. Yine ‘zor yıllar’dan geçiyoruz ve bu şarkı bir kez daha söylenmeyi ve bin kez, milyon kez daha dinlenilmeyi hak ediyor. Ki Ali Altay da şarkıyı daha önce dinlediklerimizden farklı, daha sert bir düzenleme ve daha keskin bir yorumla seslendirmiş ve bu da hiç fena olmamış.   


Bir diğer tanıdık şarkı ise söz ve müziği Murat Hasarı’ya ait olan ve daha önce Sertab Erener tarafından seslendirilen “Yanarım”. Ancak bu şarkıyı bu defa orijinal haliyle dinliyoruz zira Sertab Erener albümüne bakarsanız şarkı sözlerinde Aysel Gürel’in imzasını görürsünüz, çünkü sözlerin büyük kısmı Gürel tarafından değiştirilmiştir. Ali Altay ise “Yanarım”ı Murat Hasarı’nın ilk yazdığı sözlerle söylüyor. Şarkıyı bu haliyle daha önce Yavuz Bingöl de seslendirmiş ve bu versiyon Bingöl'ün 2004 yılında yayımlanan  "Unutulur Her Şey" adlı albümünde yer almıştı. 

“Yanarım”ın albüme daha sonra eklenen bir de “rock” versiyonu var ki orijinal versiyondan daha iyi olduğunu düşündüm ben dinlerken. Orijinal versiyon özellikle nakarat kısımlarında ister istemez bir parça arabeske çalıyor çünkü (ah bu bir dik bir pes söylemeler ah!..) Nitekim klip de şarkının “rock” versiyonuna çekilmiş.


Albümün tek yeni şarkısı ise söz ve müziği Ali Altay tarafından yazılmış olan “İşte Hayat”. Ben bu şarkıyı dinlerken Cem Karaca’nın sesini duyar gibi oldum. Bunu bir benzetme olsun diye söylemiyorum elbette; aksine o sıcaklığı yakalamanın bir başarı olduğunu düşünüyorum.

Bu mini albümün müzik yönetmeni ve aranjörü ise Mehmethan Dişbudak. Son derece yerinde, sade, akustik ve tertemiz düzenlemeler yapmış Dişbudak. En azından yersiz cayırdayan gitarlar, olduk olmadık yerden çıkıveren davul atakları ya da ağlayan klarnetler, udlar gibi türün klişelerinden uzak durmuş ve iyi de olmuş. “Sound” çok daha iyi olabilirmiş gerçi ama sanırım o da mevcut imkânlar nedeniyle bir parça ortalama seviyede kalmış.

Albümün kapak tasarımı ise pek fena, pek amatör; onu da söylemezsem olmaz.

TEMMUZ 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder