Bu Blogda Ara

21 Aralık 2014 Pazar

Yüksek Sadakat - "IV"


(22 Eylül 2014 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Temelleri 1997 yılında atılan ve ilk albümü 2006 yılında yayımlanan Yüksek Sadâkat’in “IV” adını taşıyan yeni albümü geçtiğimiz aylarda DMC etiketiyle müzik market ve dijital platform raflarına çıktı. İsmiyle müsemma olduğu üzere, grubun dördüncü albümü bu… Ve Yüksek Sadâkat’i ilk tanıdığımız albümden bu yana da grubun üçüncü solisti olan Selçuk Sami Cingi ile yapılmış ilk albüm. Grup, Cingi ile ilk olarak Mart 2013’de “Fener” isimli tekliye imza atmış, ardından da aynı yılın Kasım ayında “Seninle” adlı tekli iki farklı versiyonla yayımlanmıştı. Bu albümde, bu iki teklideki şarkılar da yer alıyor.


Grubun kurucusu ve beyni Kutlu Özmakinacı, yıllarca benim de “Acaba bu hafta hangi albümü yazacak, nasıl yazacak,” diye yazılarını merakla beklediğim, gustosu ve yetkinliği ile yol gösteren, ilham veren bir müzik eleştirmeni idi aynı zamanda. İnsan hem müzik eleştirmeni hem de müzisyen olunca o müphem tezi yalanlıyor haliyle. Hani derler ya, “Müzisyen olamamış, müzik eleştirmeni olmuş,” diye. Bereket ki Özmakinacı her ikisi de olabilmiş bir örnek olarak duruyor önümüzde. Kutlu Özmakinacı hep iyi şarkılar yazdı, Yüksek Sadakat hep iyi çaldı başından bugüne. Bu albüm de bu geleneği sürdürüyor. Üstelik Cingi’nin artı değeriyle.


Beatles’dan Queen’e “rock” müziğin naif zamanlarından şatafatlı günlerine dek uzanan bir zaman diliminde yaşaması gerekirmiş Cingi’nin. Sesi tam da oralardan tınlıyor çünkü. Türkiye’de “rock” şemsiyesi altına sığınmış ne kadar solist varsa hepsini bir tarafa, Cingi’yi başka bir tarafa koymak lazım. Yüksek Sadakat zaten başından beri bahis konusu dönemin tadını hissettiren, bununla birlikte arabeske ve alaturkaya selam durmadan Türkiyeli “rock” yapabilmiş ender gruplardan biri (en azından son yirmi yıl için konuşursak.) Hâl böyle olunca ilk bakışta çok kolay göze görünmeyen Sadâkat ve Cingi ortak paydası doğru bir bileşime dönüşüyor. Bu albüm en çok bunu gösteriyor.


10 şarkı ve 1 farklı versiyonun yer aldığı albümde, teklilerden bildiğimiz iki şarkının yanı sıra tanıdık bir şarkı daha var ki o da Ajda Pekkan’ın “Farkın Bu” albümünde seslendirdiği “Ucuz Roman”. Hem o albümün bütününde, hem de Ajda Pekkan’ın sesinde doğru yerde değilmiş gibi tınlayan şarkı, bu sefer kendi evinden ses veriyor. Hem bu şarkı, hem de “Seninle”, çok tipik, hatta belki biraz da bu nedenle klişe Yüksek Sadâkat şarkıları.


Albümde iki şarkının bestesi Selçuk Sami Cingi’ye ait. Bir şarkının sözünü Cingi ve Kutlu Özmakinacı birlikte yazmış. Diğer tüm şarkılarda ise Özmakinacı’nın imzası var. Düzenlemeler grup tarafından yapılmış. Özellikle de albümün kayıt ve “mix”ine imza atan Doruk Onatkut’u tebrik etmek lazım. Solist sesinin kulağımıza sokulmadığı, buna karşın gitarların ve davulun doyurucu bir şekilde duyulabildiği “rock” albümü pek kolay çıkmıyor bu toprakların stüdyolarından.


Bana sorarsanız küçük ama aslında büyük bir şarkı olan “Sanki”yi, hem çok İstanbullu hem de çok dünyalı bir ruh haline dokunurken, “gülüşü soğuk” kısmında Queen’e de bir selam çakan “Tünel”i ve benim pek bayıldığım 60’lar 70’ler şirinliğinde, adı gibi sahiden de yürüyüş temposunda ilerleyen “Yürüyorum”u öncelikli olarak sıraya dizerim. Bildik Yüksek Sadakat formatının bir parça dışından ses veren “Bir”i de es geçmem tabii.

Kartonet baskısının çok özenli olduğunu söylemek mümkün değil. Şarkı sözlerinin yazılı olduğu kartlarda her bir şarkının bir renkle vurgulandığı tasarım ise, şayet renklerin “mood”larına inananlardansanız, şarkıları dinlemeden bir fikir sahibi olmanızı sağlayabilir.


EYLÜL 2014         

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder