Bu Blogda Ara

24 Kasım 2015 Salı

Müge Zümrütbel - "Sevgili"

OLGUN BİR İLK ALBÜM


(29 Ekim 2015 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Müge Zümrütbel’in ilk albümü “Sevgili”, geçtiğimiz günlerde Avrupa müzik etiketiyle yayımlandı. Ne var ki bu ilk albümü olmasına karşın, albümü dinlediğinizde de hemen anlayacağınız üzere, karşımızda çok deneyimli bir müzisyen var. Bunu teyit etmek için biyografisine bir göz atmanız yeterli. Daha lise yıllarında başlayan bir müzik eğitimi ile beraber şan eğitimi, o yaşlarda senfoni orkestraları konserlerinde sahneye çıkış, sonrasında konservatuar eğitimi, opera temsilleri ve üzerine bir de ses mühendisliği eğitimi…


Müziği ortalama dinleyiciden biraz daha yakın takip edenler, Müge Zümrütbel ismine zaman zaman popüler işlerin içinde de rastladı aslına bakarsanız. Keremcem’in ilk albümündeki “Nerelere Gideyim?” düeti, Yedi Kocalı Hürmüz, Adem’in Trenleri gibi kimi filmlerin “soundtrack” şarkıları ve adını bilmesek de sesine aşinalık yaratan nice reklam filmi müziği ilk ağızda sayabileceklerim. Orkestra solistliği ve Nilüfer, Sertab Erener, Zerrin Özer gibi isimlerin arkasında vokalistlik tecrübesi de cabası.


Müge Zümrütbel, işin ilmini yapmaya azmetmiş olmalı ki, son olarak bir de Bilgi Üniversitesi Sahne Ve Gösteri Sanatları Yönetimi bölümünü okuyup bitirmiş. Ve sanırım kısaca özetlemeye çalıştığım sefahati nedeniyle  ilk solo albümünü yapmak için anca fırsat bulmuş. Nitekim prodüktörlüğünü Hakan Yeşilkaya ile birlikte üstlendiği bu albüm, bir ilk albüm ama aynı zamanda da bir olgunluk dönemi albümü gibi.


Avrupa Müzik etiketiyle yayımlanan albüm, yedi şarkı ve iki de “remix”ten oluşuyor. Hepsi ilk kez duyduğumuz şarkılar; yani “cover” yok. Düzenlemelerin ve “remix”lerin tamamı Hakan Yeşilkaya tarafından yapılmış. İlk klip şarkısı olarak ise albümün açılış şarkısı da olan “Yalan” seçilmiş. Söz ve müziği Cüneyt Tek’e ait “Yalan”, hem kalbe hem kulağa ilk dinleyişte yer eden, güçlü ve kalıcı bir şarkı. Zümrütbel’in tane tane, sesini ve vurgularını son derece doğru kullanarak, tekniği kadar duygusu da sağlam şarkı söyleme biçimi daha bu ilk şarkıda dikkat kesilmenizi sağlıyor ve bu durum albüm boyunca da aynı etkiyle devam ediyor.


Söz ve müziği Zeki Güner’e ait “Sevgili” oryantal etkili, hem ritmi hem melodisiyle sıcak bir şarkı. Zaten albümün bütününe alaturka tınılar hâkim. Eğer illa kategorize etmek gerekirse, popun Sıla kulvarından yürüdüğü söylenebilir. 


Duygu sömürüsüne ve ağlamaya inlemeye dönüşmediği sürece pop şarkılarında alaturka ve hatta arabesk tınılar kullanılması beni rahatsız etmiyor ki bu albümde tam da böyle bir durum var. Nitekim sözleri Zeki Güner’e, bestesi Hakan Yeşilkaya’ya ait “Aşk İşte” de böylesi bir şarkı. Şunu da söylemek lazım ki, ortalama bir şarkıcıyı zorlayacak bir ses aralığında gezmesine karşın, Müge Zümrütbel, nüanslı vokal tekniğiyle bu şarkının da hakkını veriyor.


Sözleri Pınar Çubukçu’ya, bestesi Hakan Yeşilkaya’ya ait “İster miydim?” ve “Oynamam Oyununu” ile albüm nokta atışına devam ediyor. Sözlerini Zeki Güner’in yazdığı, bestesini Müge Zümrütbel’in yaptığı “Yabancı Gurur” ve sözleri yine Zeki Güner tarafından yazılmış Hakan Yeşilkaya bestesi “Sessiz Yara” ile de albümdeki yedi şarkı tamamlanırken, her bir şarkının ayrı ayrı etkili şarkılar olduğuna kanaat getiriyorsunuz. Pekala her biri tekli formatında yayımlanabilecek ya da ayrı ayrı klip çekilmeyi hak edecek şarkılar bunlar. Yani yedi şarkılık bir albüm için bile “eldeki malzeme bol keseden kullanılmış” diyebilmek mümkün.   


“Sevgili”nin “remix” versiyonu çok doğru olmuş. Zaten radyolar da bu versiyonu tercih etti çalmak için. Hatta şarkı böylece klipsizken bile dikkat çekti. “Yabancı Gurur”un “remix” versiyonu da aynı mantıkla yapılmış. Gürültülü ve tekdüze “remix”lerden değil; şarkı bu haliyle de dinlenebiliyor.


Fark ettim ki sıklıkla yapmadığım bir şeyi yapıp, bir albümü kusur bulmadan dinledim ve yazdım bu defa. Bu pek sık olmuyor. Müge Zümrütbel ve Hakan Yeşilkaya deneyimi ve yeterliliğinde iki müzisyenden daha cesur, daha alternatif bir albüm ya da şarkılar bekleyebilirdik pekala. Bu bir kusur mu? Hayır. Çünkü popun kendi matematiği içinde ve mevcut piyasa şartlarında tutturulmuş bu çizgi hiç de hafife alınacak gibi değil.


Cem Talu’nun çektiği fotoğraflarla süslü albüm kartonet tasarımını Özlem Semiz yapmış. Güzel bir kapak fotoğrafı ve zarif bir tasarımla dinleyiciye sunulan albüm, özellikle yukarıda bahsi geçen kulvarda pop şarkıları sevenler için es geçilmemesi gereken türden.   

EKİM 2015

Berkay Özideş - "Leyla"


(20 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

ENBE’nin solisti olduğu dönemde sesini verdiği “Senden Kıymetli mi?” şarkısını hatırlarsınız. Belki başrolünü Yeşim Salkım’la paylaştığı Bizim Şarkımız müzikalini izlemiş ya da en azından müzikalin albümünü dinlemiş, sesini orada duymuş olabilirsiniz. Ya da Kürşat Başar’ın 2012 çıkışlı “Keşke Burada Olsaydın” albümünde konuk olarak seslendirdiği “Ben Varım” şarkısında.
Berkay Özideş uzun süredir solo bir albüm için çalışıyordu. Ve sonunda ilk şarkısı dinleyici karşısına çıktı. “Leyla” adlı ilk Berkay Özideş teklisi, geçtiğimiz günlerde Esen Müzik etiketiyle yayımlandı.


Spor Akademisi’nde öğrenci iken müzik tutkusu ağır basan Özideş, okuldan ayrılıp konservatuara girmiş ve opera bölümünden mezun olmuş. Şan eğitmenliği, ENBE Orkestra’sında solistlik, müzikal, Kürşat Başar’la çalışmalar derken çocuk yaşlarından itibaren yazmaya başladığı kendi şarkılarına nihayet sıra gelmiş. Nitekim “Leyla” söz ve müziği Berkay Özideş’e ait bir şarkı. Özideş bununla da yetinmemiş, düzenlemeyi de kendisi yapmış ve bütün enstrümanları çalmış.


Şarkının gösterdiği o ki, Berkay Özideş’in bildik pop şarkıcılarının yolundan gitmeye pek niyeti yok. “Leyla”yı yazarken ağıtlardan ilham almış. Bu yüzden de bir parça karanlık, sofistike bir tarafı var şarkının. Çok az sözle anlatılan koca bir hikâye dinliyor, kim bilir belki de bir film izliyorsunuz. Düzenleme, vokaller, Özideş’in sesini kullanma biçimi, her şey bu bütünü tamamlıyor. Bu yüzden de fazla kelimeye ihtiyaç kalmıyor, atmosfer kendiliğinden sizi içine alıyor. Bu bakımdan etkileyici ve çarpıcı bir şarkı “Leyla”. Bir “rock-opera”nın ya da “senfonik-rock” albümünün açılış şarkısı da olabilirmiş pekala.


Sadece çok iyi bir sesi olduğunu, iyi şarkı söylediğini ispat etmiyor, sıkı da bir müzisyen olduğunun altını çiziyor Berkay Özideş. Bunları bir kenara koyacak olsak, böylesi bir şarkıyla bu müzik piyasasında çıkış yapmak neresinden baksanız cesaret işi çünkü. Neyse ki (yukarıda da yazdığım gibi) farklı olanın da dikkat çekebildiği, en azından kendi dinleyicisini bulabildiği bir dönemdeyiz. Bu şarkıyla birlikte Berkay Özideş’i takibe alıp, bundan sonra yapacaklarını yakından takip etmek lazım.

EKİM 2015 

Nihayet - "Karadul"

(20 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)


Kıbrıs kökenli bir müzisyen olan Nihayet, dünya standartlarında etnik müzik yapmak niyetiyle yola koyulmuş. Küçük yaşlardan itibaren piyano çalarak başladığı müzik yolculuğu onu kendi şarkılarını yazmaya kadar götürmüş. Nitekim geçtiğimiz günlerde İyi Müzik etiketiyle yayımlanan ilk teklisindeki “Karadul” adlı şarkının söz ve müziği de Nihayet’e ait. Şarkının düzenlemesi ise Batu Çaldıran tarafından yapılmış.


Nihayet kelimesi zaten bir isim olarak yeterince farklı iken, şarkının adının “Karadul” olması da büsbütün dikkat çekici. Aynı isimli örümcek cinsinden ilham alınarak yazılmış bir şarkı bu. Nitekim epeyce enteresan görüntüler içeren klip de şarkının hikâyesini destekliyor.


Türkiye gibi iki kıta arasında duran, dünya kurulalı beli farklı kültürlerin (klişe tabiriyle) beşiği haline gelmiş bir ülkeden, yıllar yılı dünya çapında bir “etnik” müzik yıldızının çıkmamış olmasını sadece müziğimizi uluslar arası platformlarda pazarlayamamamızla açıklamak eksik olur. Pazarlamadan önce doğru üretim gerekiyor. İşte o konuda bir Pakistan, bir İsrail, bir İran kadar olamadığımız bir gerçek. Bu ve benzeri ülkeler dünyaya kendi müziklerini bir şekilde dinletirken, biz dünyada üretilmiş şarkılara Türkçe sözler yazmakla meşguldük çünkü. Bugün vardığımız noktada bu döngü kırılır mı? Kolay değil elbette. Ama en azından denendiğini görmek bile az şey değil.


Nihayet’in “Karadul” adlı şarkısı Türkiye pazarında ne kadar şanslı olur, onu kestirmek zor. Hem sözleri, hem bestesi, hem de düzenlemesiyle Türk popunun klişe şarkı formuna ayak uydurmuyor “Karadul” çünkü. Bir parça rahatsız edici, “sert” bir tarafı da var üstelik. Özellikle de klip böyle. Buna karşın, yakın dönemde değişen beğeni kriterleriyle yavaş yavaş klişe olanında dışında, farklı işlere kucak açan bir dinleyici kitlesi de oluşmaya başladı. Buradan yola çıkarak, özellikle de yabancı pop müzik seven ve dinleyen kitle için “Karadul”, farklı bir Türkçe şarkı deneyimi olabilir.


Daha ilk şarkısı ve ilk klibi ile bir “star” havası yakalıyor Nihayet. Bu da işin en zor kısmını halletmiş olmak demek. Daha önce Türkiye’de yapılan buna benzer işlerde en büyük eksik hep bu olmuştu çünkü. İddialı bir iş yapıyorsanız, o iddiayı taşıyabilmeniz gerekiyor.

Tek bir şarkının bana düşündürdükleri bunlar oldu. Daha fazlası için Nihayet’in yeni işlerini dinlemek/görmek lazım.

EKİM 2015

Oğuzhan Uğur - "Biyolojik Unsur"

(20 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)


2012’de yayımlanan ilk albümü “”Çok Şükür”ün ardından 2013’te “Birinci Vazife” ve “İstemiyorum”, 2014’de ise “Sağ Salim” ve “Bal Prensesi” teklileri ile karşımıza çıktı Oğuzhan Uğur. Yine 2014’de Ege Çubukçu ile birlikte yayımladıkları bir de “Dengi Dengine” teklisi var.

Oğuzhan Uğur sadece müzikle değil, sinema başta olmak üzere başka başka işlerle de uğraşıyor. Hâl böyle olunca da internet üzerinde duyulmaya başlayan ve ilk albümle geniş kitlelere ulaşan müzik üretimlerine yeterince zaman ayıramıyor olsa gerek. Yoksa şimdiye kadar çoktan ikinci bir albüm ya da en azından tekli formatında yayımlanmış çok daha etkili şarkılarla o ilk rüzgârın arkasını aynı hızla getirirdi. Bence arayı fazla açtı.


Bilenler biliyor zaten ama bilmeyenler için özetlemek gerekirse, Oğuzhan Uğur’un hiciv, taşlama ve espri içeren, gündelik konuşma dilini kullanarak taşı gediğine koyan, aşk, meşk, ilişkilerin yanı sıra bu ülkede genç olma halleri üzerinden zaman zaman siyasi göndermeler de yapan, şahane şarkıları var. Grup Vitamin’in ‘90’larda yaptığına bir parça benziyorsa da, komedisi o kadar kör gözüm parmağına değil; daha ince ve yer yer daha şairane. Dili çok iyi kullanıyor, etkili melodiler ve eğlenceli düzenlemelerle de şarkılarını kolay sevilir hale getirmeyi iyi biliyor. Bütün bu espriyi çektiği kliplerle de gayet dengeli bir şekilde destekliyor.


Oğuzhan Uğur’un yeni teklisi “Biyolojik Unsur”, geçtiğimiz günlerde Dokuz Sekiz Müzik etiketiyle yayımlandı. Söz müziğini kendi yazdığı ve düzenlemesini de kendi yaptığı bu şarkıyla Oğuzhan Uğur, uzunca bir aradan sonra müzikte formunu bulmuş gözüküyor. İçinde alenen ya da gönderme yoluyla geçen birkaç küfür kelimesi nedeniyle şarkının ana akım radyo ve televizyon kanallarında yayınlanmayacağı aşikâr. Çünkü biz gündelik hayatta bol bol kullandığımız kimi kelimeleri radyo ya da televizyonda duyunca çok utanan “edepli” bir toplumuz. Şarkının “ahlak şart, terbiye önemli” cümlesiyle başlamasındaki ironiyi de görmeyiz nasılsa.


Oğuzhan Uğur’un şarkılarında sıklıkla kullandığı arabesk-alaturka-rock temalar bu şarkıda da var. Hatta bir parça Erkin Koray şarkılarının havası var “Biyolojik Unsur”da. Yine bir iyice anlamak için birden fazla kez üst üste dinlemek gerekiyor çünkü hem söz öbeği çok fazla, hem de oyunlu cümleler. Buna karşın, insanı gülümseten, eğlendiren, samimi, içten ve “doğal” dili ve sıcak melodisiyle kavrayan bir şarkı. Biraz farklı şeyler dinlemek isteyenlere şarkıyı, biraz eğlenmek isteyenlere de klibi mutlaka öneririm.

EKİM 2015 

Atiye - "Abrakadabra"

(20 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)


Atiye, Pasaj Müzik’ten Poll Production’a transfer olduktan sonra, 2015 Mart ayında “Sor” adlı tekliyi yayımladı. 2013 çıkışlı “Soygun Var” albümünde Emre Aydın’la düet yaparak söylediği şarkının bu defa solo versiyonunu dinledik. Geçtiğimiz günlerde ise yeni teklisi “Abrakadabra” ise bu defa Sony Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü.


“Sor” iyi bir şarkı ama Türkçe pop piyasasında pek de rağbet görmeyen türden, Batılı bir baladdı. “Abrakadabra” ise eğlenceli bir pop şarkısı. Sözleri Murat Güneş’e, bestesi Atiye’ye ait şarkının düzenlemesini ise Volga Tamöz yapmış.

Bir sihir, daha doğrusu illüzyon kelimesi olarak kullanılan “Abrakadabra” aslında Yunanca Tanrı anlamına gelen Abrasaks sözcüğünden türetilmiş bir şifa kelimesi imiş; söz yazarı Murat Güneş’ten öğrendim ben de. Bu şarkıda ise sevgiliye tehdit maksatlı kullanılıyor. “Yok olurum, ararsın bulamazsın, öyle de tekin biri değilim,” manasında. Pop şarkılarının “atar” furyasına farklı bir yaklaşım var yani. Dedim ya, eğlenceli. 


Bilmem kaçıncı kez bir şarkıyı dinledikten sonra “Ne güzel düzenleme, kim yapmış acaba?” diye açıp baktığımda Volga Tamöz imzasıyla karşılaşıyorum, artık ben de sayamıyorum. Şarkının düzenlemesi çok genç, çok amacına uygun. Kıpır kıpır, insanın içini kaynatan türden. Sentetik sesler kullanarak ille de kafaya kafaya vuran, içinde armoni olmayan, gürültülü düzenlemeler yapmak gerekmiyor. Bu şarkının düzenlemesi bunun ispatı gibi.

Atiye ise giderek düzelttiği Türkçe diksiyonu, bir ergen ikonundan pop yıldızına dönüşen imajı ve havasıyla şarkıyı kendine yakıştırmasını bilmiş. Yani bütün taşlar yerli yerine oturmuş.

EKİM 2015

Açelya Alan - "Akıllanmadım Daha"

(20 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)


Açelya Alan, İzmir’de doğup büyümüş, üniversite eğitimini radyo-televizyon yayıncılığı üzerine almış ve uzun yıllar da sunuculuk ve programcılık yapmış. Bir yandan da hayatında hep hobi olarak bir köşede duran müziğe eğilmeye başlamış ve orkestra solistliği yaparak sahneyle tanışmış.

Açelya Alan’ı geniş kitlelere tanıtan ise O Ses Türkiye yarışmasının 2013 sezonu olmuş. Finale kalamasa da sesiyle dikkatleri üzerine çekmeye başlayan Alan, bu tecrübenin ardından kendi yazdığı şarkılarla müzik dünyasına atılmak için ilk ciddi adımlarını atmış.


Alan’ın ilk teklisi, “Akıllanmadım Daha”, geçtiğimiz günlerde Türküola Müzik etiketiyle dijital platformlara servis edildi. Şarkının söz ve müziği Açelya Alan’a ait. Düzenlemeyi ise Erdinç Şenyaylar ve Tezcan Erol birlikte yapmış.


“Akıllanmadım Daha”, her bakımdan kulağa gayet hoş gelen, akılda kalan, ritmik, güzel bir pop şarkısı. Ancak daha da önemlisi Açelya Alan gibi bir ses kazanmış olmamız. Hem kendine has bir rengi olan, iyi bir ses, hem de iyi şarkı söylüyor. Eğer zaman içerisinde doğru bir strateji ve doğru şarkılarla yoluna devam ederse, bir yıldız kazanmamız işten bile değil.

EKİM 2015 

15 Kasım 2015 Pazar

Güliz Ayla - "Güliz Ayla"

SAĞLAM BİR İLK ADIM


(7 Ekim 2015 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Güliz Ayla, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Batı Müziği bölümünü kazandıktan sonra müzik kariyerine Metin Özülkü, Extra Orkestra ve Işın Karaca gibi isimlere vokal yaparak başlamış. Bu tecrübeler onun yolunun Sıla ve Efe Bahadır ile kesişmesini sağlamış sonra. Zaten kendi şarkılarını da yazmakta olan Güliz Ayla, bir süre sonra da bu iki ismin prodüktörlüğünde, ilk albümü için kolları sıvamış.


Nisan ayında Sony Müzik’ten gelen bir pakette, hem Güliz Ayla’nın çıkış şarkısının yer aldığı bir CD, hem de güneş enerjisiyle yaprakları hareket eden küçük, yapay bir çiçek vardı. Şarkının sözleriyle ilintili bu küçük hediyede en az şarkının kendisi kadar iç açıcıydı. Nitekim “Olmazsan Olmaz”ı dinleyici de, radyolar ve televizyonlar da sevdi. Sonrasında yaz boyu sık sık duyduğumuz bu şarkıyı Güliz Ayla, birkaç Sıla konserinde konuk olarak da seslendirdi. Eylül ayında ise albümün ikinci teklisi “Bahsetmem Lazım” servis edildi.


Güliz Ayla’nın kendi adını taşıyan ilk albümü geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle raflara çıktı. Albümde bu iki şarkıyla birlikte toplam 9 şarkı var.

“Olmazsan Olmaz”, Efe Bahadır’ın nefis düzenlemesiyle, su gibi akan, Ege havalı, aksak ritimli, ferah bir şarkıydı ve söz ve müziği Güliz Ayla’ya aitti (şarkıda hafif bir Candan Erçetin havası da yok değil; onun sesinden hayal edin mesela.)


Albümdeki “Benim Olmazsan” ve “Sevgilim” adlı şarkılar da yine Güliz Ayla tarafından yazılmış ve Efe Bahadır tarafından düzenlenmiş. Bu iki şarkı da gösteriyor ki sadece yeni bir ses, bir şarkıcı değil, iyi de bir şarkı yazarı kazanmış durumdayız. Özellikle “Sevgilim” albümdeki favorilerimden biri oldu birkaç dinleyişten sonra.


“Bahsetmem Lazım”, bir Yunan şarkısına Sıla tarafından yazılan Türkçe sözlerle Türk popuna kazandırılmış. Albümün açılışında yer alan “Varsayalım” Sıla, Bahadır ve Güliz Ayla’nın ortak yazdığı şarkılardan biri. “Harici” de öyle. “Harici” ve bir Güliz Ayla bestesine Sıla’nın yazdığı sözlerle “Canımı Sıkma”, Sıla’nın şarkı yazarı olarak imzasını hissettiren şarkılar. Günümüz gençliğinin pek de lügatinde geçmeyen kimi kelimeler, tamlamalar (“lokman hekim”, “arz etmem talebine”, “harcıâlem”, “harici-dâhili” ve benzerleri) tipik Sıla işi şarkı sözlerinden izlerini sürerken, “Acaba Güliz Ayla yaşında bir şarkıcı için fazla mı olmuş?” sorusunu da beraberinde getirmiyor değil.


Bununla beraber, yine Sıla, Efe Bahadır ve Güliz Ayla üçlüsünün elinden çıkan “Bazı”, albümün vurucu şarkılarından biri. Sözleri Sıla’ya, bestesi Yalın’a ait olan “Yalvarırım” ise pekala üçüncü klip şarkısı olabilecek ticari güce sahip.

Sıla’nın elinin değdiği her albüm için bunu yazmak zorunda kalıyorum ama Güliz Ayla için de aynı şeyi söylemek zorundayım. Kendine has bir rengi olan, üstelik vurgu hatası yapmadan, nüanslı ve temiz şarkı söyleyen Güliz Ayla, bazı kelimelerin üzerine tıpkı Sıla gibi basıyor. Her şarkıda değil ama bazı şarkılarda bu etki bir hayli belirginleşiyor. Bu kadarı çok normal belki ama zamanla bundan sıyrılması da şart.


Özetle, albüm künyesinden de anlaşıldığı, dinlerken de duyulduğu üzere, usta müzisyenlerin, iyi çaldığı, iyi düzenlemelerin, şarkıları ustaca işlediği, dinlemesi keyifli bir pop albümü bu.

Çıkış şarkısının çiçekleri, albüm grafik tasarımına da damgasını vurmuş. Tasarımı kimin yaptığı kartonete yazılmadığı için meçhul ama Güliz Ayla fotoğrafları Ergin Turunç tarafından çekilmiş.
Güliz Ayla bu albümüyle, ilk adımını gayet sağlam atarak, 2015’in en iyi çıkış yapanları listesine yazılmayı hak ediyor. Listenin kaçıncı sırasında kalacağını, ise ancak yıl bitince görebileceğiz.

EKİM 2015

Serkan Seki - "Günahsız Şeytanlar"


(6 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Güncel Türkçe pop şarkıları arasında dolaşıp, “Bu şarkıyı bir başkası söylese ne değişirdi?” sorusunu sorduğunuzda, genellikle kendi kendinize vereceğiniz cevap “Bir şey değişmezdi,” oluyor. Herkes birbirine benzer şeyler söylüyor/yapıyor çünkü. Ortak bir dil, tavır ve stil havuzu varmış da, herkes oradan besleniyormuş gibi.  Müziğe, moda olanın sattığı ticari bir sektör olarak baktığınızda, bunu bir yere kadar anlamak ve hatta kabullenmek de mümkün. Ama genelgeçerin içindeyken bile kendin gibi olmak da imkânsız değil; örnekleri çok.


Bakınız Serkan Seki’nin geçtiğimiz günlerde Seyhan Müzik etiketiyle yayımlanan yeni şarkısına… Pop kulvarında ama başka bir şey söylüyor. Hem sözleri, hem de melodik yapısı, kurgusuyla… Elbette aşktan, ayrılıktan, acıdan, ikili ilişkilerden söz etmeyen, başka bir şeyler anlatırken, üstelik de bunu bildik üç akor üzerinden yürütmeyen şarkıların işi zordur her zaman. Serkan Seki de bunu deniyor. Yani işi zor… Ama “Bu şarkı Serkan Seki’nin” diyebilirsiniz rahatlıkla ve bu da hiç az şey değil.


Serkan Seki bu şarkıyı, ablası Deniz Seki’nin uğradığı haksızlık ve o süreç yaşanırken çevresinde gördüğü, duyduğu, şahit olduğu şeyler üzerinden yazmış ama şarkı elbette o meseleye özel bir şarkı değil. İnsan olarak hayatta var olma maceramızda her birimizin bir şekilde yaşadığı şeyler var şarkının sözlerinde. Zaten klip de bunun altını çizen bir atmosfer taşıyor.


Şarkının radyo ve televizyonların “uptempo” isteğine karşılık vermek için yapıldığı çok belli İskender Paydaş düzenlemesinden ziyade, teklide yer alan diğer versiyonunu, Eylem Pelit düzenlemesine kulak kabartmak lazım. Orada bir “ince işçilik” var çünkü.

EKİM 2015 

Aydın Kurtoğlu - "Öptüm"


(6 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

İlk kez Veliaht yarışmasında babası Cengiz Kurtoğlu’nun “veliahtı” olarak karşımıza çıksa da, 2014 yılında yayımlanan ilk teklisi “Köle” ile pek de babasının müzikal çizgisinden ilerlemeyeceğini gösteren Aydın Kurtoğlu, aynı hattan devam ediyor. 2015’in Mart ayında ikinci teklisi “Hayırlı Günler”i yayımlayan Kurtoğlu, bu defa “Öptüm” adlı şarkısıyla karşımızda.


Söz ve müziği Hande Ünsal’a, düzenlemesi ise Serkan Balkan’a ait “Öptüm”, geçtiğimiz günlerde DMC ve BSK işbirliği ile yayımlandı.

İlk şarkısında Tarkan, ikincisinde Fettah Can sularında yüzen, ancak her iki şarkısı da yüksek dinlenme oranları yakalayan Aydın Kurtoğlu, bu defa da güncel bir “sound” çizgisinde gibi görünüyor. Daha da önemlisi, Kurtoğlu’nun önceki şarkılarında kulağa takılan prozodi hataları bu defa yok. Yani müzikal tavır olarak da, şarkıcı olarak da daha doğru bir yerde.


Bununla birlikte, Türk popunun genel seyrindeki “kişilik” sorunu bu şarkıda da var. Bu şarkıyı bir başka şarkıcı, mesela Murat Dalkılıç söylese ne değişirdi? Bu şarkıyı bir Aydın Kurtoğlu şarkısı yapan nedir?.. İşte bu sorulara bir yanıt vermek zor. Ama şarkıyı bir pop sever olarak sevmemek, dinlerken eşlik etmemek için engel değil tabii bu durum.

EKİM 2015

Gökhan Tan - "Seni Bana Yazsınlar"


(6 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

“Yaz şarkısı” diye bir kavram varsa, “yaz sonu şarkısı” diye de bir kavram icat edilebilir pekala. Bunca hareketli ve eğlenceli şarkının bu depresyon mevsiminde çıkıp gelmesi boşuna değil. Gökhan Tan’ın yeni şarkısı da bunlardan biri.


Gökhan Tan, 2013 yılında “Aşk” ismi verilmiş bir mini albümle adım atmıştı müzik dünyasına. Dört şarkı ve bir “remix”ten oluşan o albüm, bir ilk albümün taşıyacağı kimi hataları ve kusurlarıyla Tan’a beklediği çıkışı getirmemiş, ancak adının duyulmasına yardımcı olmuştu.


Söz, müzik ve düzenlemesi Burak Buluç’a ait “Seni Bana Yazsınlar” isimli yeni Gökhan Tan şarkısı ise geçtiğimiz günlerde EMI Müzik etiketiyle dijital platformlarda yayımlandı.  


“Seni Bana Yazsınlar”, tam da radyo ve televizyonların ve elbette pop müzik sevenlerin beğeneceği türden, güncel pop içerisinde kendi dinleyicisini bulacak bir şarkı. Burak Buluç, hem söz hem müziğiyle “hit” potansiyeli taşıyan bir şarkı yazarken, düzenlemeyi de türün gereklerini gözeterek yapmış. Gökhan Tan ise abartısız ve temiz şarkı söyleme biçimiyle üzerine düşeni yapmış. Kolay ezber edilen, hafif, uçucu bir şarkı. Pop da tam bunu istemiyor mu zaten? 

EKİM 2015

Emre Kaya - "Yapboz"


(6 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Henüz daha birkaç ay önce “Yapboz” adıyla bir başka şarkı yapılmış iken (Bknz: Soner Arıca – “Yapboz”) Emre Kaya’nın yeni şarkısına bu adı vermesini yadırgadım. Şarkının içinde geçen bir kelime evet ama ana temayı, konuyu vurgulayan bir kelime değil üstelik. Pekala “O Sensen Eğer” de olabilirmiş şarkının adı. 


Bu detayı bir kenara koyarsak, Emre Kaya’nın geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlanan bu yeni şarkısı hiç de fena değil. Teklide şarkının iki farklı versiyonu var. Söz ve müziğini Emre Kaya’nın yazdığı “Yapboz”un hareketli versiyonu Turaç Berkay Özer tarafından düzenlenmiş, yavaş versiyon ise Hatem Tutkus imzası taşıyor.


Tam tabiriyle dile “yapışan” bir şarkı “Yapboz”. Nakaratı ezberlemek için neredeyse bir kez dinlemek bile yeterli. Bu da bir pop şarkısı için büyük avantaj. Emre Kaya’nın akılda kalıcı melodi yakalamak konusunda yeteneği daha önceki işlerinden de tescilli. Buna karşın şarkı sözleri konusunda yeterince özenli değil. Nitekim bu şarkıda da örneğin “yüreğim tozlu olan o yolları geçti” cümlesindeki ifade bozukluğu hemen kulağa çarpıyor.


Emre Kaya’nın bugüne dek arabesk-popun vasat hattına daha yakın duran çizgisini bu tekli ile bir tık yukarı çektiği söylenebilir. Şarkının her iki düzenlemesi de bunu vurgular gibi. Nitekim şarkının hareketli versiyonuna çekilen klipte de bugüne dek gördüğümüzden daha pop bir Emre Kaya var. Ve sanki artık daha iddialı… Popta iddia iyidir; içini doldurabildiğiniz sürece. Bekleyip göreceğiz.

EKİM 2015

Cem Belevi - "Sor"


(6 Ekim 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Daha yakınlarda yazmıştım, Cem Belevi’nin “Sevemez Kimse Seni” teklisi ve ardından gelen dizi oyunculuğu ile yükselen popülerliğini nasıl devam ettireceğini merakla bekliyordum. Nitekim geçtiğimiz günlerde DMC etiketiyle yayımlanan “Sor” adlı yeni tekli, beklentimi boşa çıkarmadı.



Sözleri Sude Bilge Demir ve Cem Belevi tarafından yazılan, bestesi Cem Belevi’ye, düzenlemesi ise Emirhan Cengiz’e ait “Sor”, sözünden müziğine, düzenlemesinden yorumuna dek her şeyiyle iyi bir pop şarkısı. 


Şarkı çok akılda kalıcı, eğlenceli ve klipteki “star” vurgusu da Cem Belevi’nin pop arenasındaki yerini konumlandırma açısından akıllıca. Bir değil, birkaç basamak birden yukarı tırmanıyor bu şarkıyla Belevi. 

EKİM 2015

Emre Özdemir - "Beni Bırakın"

BİR YENİ SES DAHA


(28 Eylül 2015 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Bazen büyük umutlarla atılan ilk adımlar hayâl kırıklığıyla sonuçlanabiliyor. Popüler müzik tarihi bunun örnekleriyle dolu. Kimisi o hayâl kırıklığıyla yetinip elini eteğini çekiyor, kimisi ise nerede hata yaptığını sorgulayıp yeniden deniyor. Emre Özdemir yeniden deneyenlerden… Kendi bestelerinden oluşan ve 2011 yılında yayımlanan ilk albümü “Yum”, o günün şartlarında dikkat çekmemişti. Aradan geçen 4 yıl sonunda ise Emre Özdemir, bu defa bir mini albümle tekrar karşımızda.


Aslına bakılırsa “Yum”, hiç de fena bir albüm değildi. Ozan Çolakoğlu, Ümit Sayın, Ercüment Vural, Erdem Sökmen gibi usta isimlerin elinin değdiği bir pop albümüydü her şeyden önce. Emre Özdemir, küçük yaşlarda başlayan müzik yapma hayalini, bir ilk albüm için olabilecek en iyi şartlarda gerçeğe dönüştürmüştü. Ne var ki albümün piyasaya çıktığı dönem, müzik piyasasında yeni isimlerin bugünkü kadar dikkate alınmadığı bir dönemdi. Bir de bilirsiniz ki popüler müzikte şarkı her şeydir. Yeterince güçlü bir şarkınız yoksa, ne yapsanız olmaz.

İşte bu yeni albüm, Emre Özdemir’in daha önce kaçırdığı fırsatı bu kez yakalamasını sağlayacak gibi gözüküyor. Çünkü bu defa birden fazla “şarkı” ile dikkat çekme şansı var.


Özdemir’in DMC etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlanan mini albümü, “Beni Bırakın” adını taşıyor. Gayet tanıdık bir şarkı “Beni Bırakın”. Levent Yüksel’in efsanevi ilk albümünün klasiklerinden biri. Sözleri Sezen Aksu’ya, bestesi Onno Tunç’a ait bu şarkı, iki ismin birlikte harikalar yarattığı bir dönemin, bugüne dek el değmeden kalmış az sayıda şarkısından biriydi aynı zamanda. Bu şarkıyı “cover” yapmak, neresinden baksanız iyi fikir. Ancak klasikleşmiş bir albümün ve çok nevi şahsına münhasır bir şarkıcının şarkısını “cover” yapmanın risk payını da göz ardı etmeden tabii.


Neyse ki bu risk bir şekilde aşılmış. Mini albümde “Beni Bırakın”, Emirhan Cengiz tarafından yapılmış iki farklı düzenleme ve Suat Ateşdağlı tarafından yapılmış bir “remix” versiyonuyla, yani üç farklı biçimde yer alıyor. Birini sevmeseniz, diğerini sevebilirsiniz. Mesela “reggae” versiyonu hiç de fena olmamış; şarkıya başka bir soluk getirmiş. Ancak klip için de seçilen orijinal versiyon için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Günümüz popunun ortalamasından ilham almış bu düzenleme, şarkıyı yeni keşfedenlerin kulağını çabuk yakalayacaktır belki ama bana kalsa biraz daha cesur bir düzenlemeyi yakıştırırdım bu şarkıya. Emirhan Cengiz bunun üstesinden gelemeyecek bir aranjör değil ama sanırım piyasa muadili bir iş çıkarılmak istenmiş.


Albümde iki de yeni şarkı var. Biri, sözleri Emre Özdemir ve Sude Bilge Demir’e, bestesi Emre Özdemir’e ait “Böyle Gitmez”, bir diğeri ise söz ve müziği Sude Bilge Demir tarafından yazılan “Dünya Malı”. Her iki şarkının düzenlemesi de yine Emirhan Cengiz’e ait.

Biri yavaş, diğeri hareketli kategorisinde olmak üzere, her iki şarkı da tek başına dikkat çekebilecek türden. Ancak “Dünya Malı”, biraz daha ön plana çıkabilir gibi gözüküyor.


Temiz, nüansları yerinde, yetkin bir şarkıcılık tekniği var Emre Özdemir’in. Ayırt edilebilir bir ses rengi de var üstelik. Yer yer (özellikle “Böyle Gitmez”de) hissedilen Tarkan vurgularından da kurtulduğunda pekala kendi kimliğini kabul ettirebilir. Yeni isimlere çok daha fazla şans verilen bu dönemde, Emre Özdemir’e de bir şans vermememiz için hiçbir sebep yok.

Albümün kartonet fotoğrafları Emre Yunusoğlu tarafından çekilmiş, grafik tasarım ise albüm grafik tasarımları konusunda duayen isimlerden biri olan Özgür Arcan tarafından yapılmış. Hepsi iyi hoş ama ben olsam kapakta kullanmak üzere bu fotoğrafı tercih etmezdim, onu da söylemeden geçmeyeyim.  

EYLÜL 2015

Buray - "1 Şişe Aşk"

BURAY – “1 ŞİŞE AŞK”


(18 Eylül 2015 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

Pop müzikte yeni fenomenimiz Buray. Onca yeni ismin, yeni şarkının, yeni albümün arasından kısa sürede sıyrıldı, dikkatleri üzerine çekti ve ciddi bir dinleyici ve hayran kitlesi kazandı. Önce “İstersen” şarkısı dijital tekli olarak yayımlanmıştı. Çok geçmeden de Buray’ın ilk albümü “1 Şişe Aşk” satışa sunuldu ve bir değil birden fazla şarkısıyla Buray adından söz ettirmeye başladı. 


Bu arada Buray’ın 2014 Temmuz’unda, SP Entertainment etiketiyle iTunes üzerinden yayımlanmış ve video klibi de çekilmiş “Hayat Sürer” adını taşıyan bir teklisi daha var; her ne kadar şu anki promosyon sürecinde pek bahsedilmiyor olsa da, meraklısına not düşeyim. Türkçe sözlerini Ümit Taçay’ın yazdığı bu şarkının orijinalinin, 1977 yılında Fransa’ya Eurovision Şarkı Yarışması birinciliği getiren ve Marie Myriam tarafından seslendirilen “L'oiseau Et L'enfant” adlı şarkı olması da ayrıca enteresan (bu da Eurovision meraklılarına bir not olsun.)


Buray’ın bu ani şöhretinde, şarkılarının Çilek Kokusu dizisinde kullanılmasının payı büyük. Üstelik söz konusu iki şarkı da dinleyende kulak aşinalığı hissi yaratan cinsten. İlk klip şarkısı “İstersen”, kolay kolay ayırt edilemeyecek bir biçimde Kenan Doğulu şarkılarını anımsatıyor. Hatta şarkıyı ilk duyduğumda “yeni bir Yalın doğuyor” diye düşünmüş idim. Nitekim şu sıralar akustik versiyonu videosuyla servis edilen diğer şarkı “Sen Sevda mısın?” da Kenan Doğulu ve Halil Sezai melezi bir şarkı. Hâl böyle olunca iki şarkı da kolay yoldan dinleyiciyi yakaladı. Tam da yaz boyunca ille de coşturacağız diye ter ter tepinen onca şarkıdan herkes fena halde sıkılmışken.


Aslına bakarsanız yer yer anımsatıyor olsa da tek başına ne Kenan Doğulu, ne Yalın ne de Halil Sezai… Bunu ancak albümün tamamını dinlediğinizde fark ediyorsunuz. Buray’ın kendi müziğini inşa edebilecek deneyim ve yeterliliği de cabası. Kıbrıs doğumlu Buray, Doğu Akdeniz Üniversitesi Kompozisyon Bölümünden mezun olmuş, üzerine de Glamorgan Üniversite’sinde  Müzik Prodüksiyonu ve Ses Mühendisliği üzerine mastır programını tamamlamış. Yanı sıra Kıbrıs’ta sahne müzisyenliği de yapmış. Yani hem okullu hem de alaylı olarak epeyce piştikten sonra bu ilk albümünü hazırlamış. Haliyle albümdeki bütün düzenlemeleri de kendisi yapmış. Şarkı sözleri Gözde Ançel tarafından yazılmış, besteleri ise Gözde Ançel ve Buray birlikte yapmışlar. Albümün müzik direktörlüğünü de Bahadır Tanrıvermiş üstlenmiş.


Yeri gelmişken Gözde Ançel’den de biraz bahsedeyim. Avustralya’da yaşayan Ançel, aslında mühendismiş ama biz onun ismini Türkiye’de söz yazarı ve besteci olarak duyduk; özellikle de Ferhat Göçer’in seslendirdiği “Unutmuş Çoktan” adlı şarkısıyla. Zaten Buray ve Gözde Ançel de Avustralya’da tanışmış ve birlikte müzik yapmaya karar vermişler.

Müzikal kriterleri öne aldığınızda, bence albümün en iyi şarkısı “Ara Sıra Ara”. İngilizce sözler yazılsa, rahatlıkla dünya pazarına sürülebilecek bir şarkı bu. Albümün adı olan “1 Şişe Aşk” lafının da içinden geçtiği bu şarkı, tamamen Batı düzenindeki bestesi kadar, sözleriyle de dikkat çekici.


Oryantal-“rock” formunda yürürken nakarat kısmında yine Kenan Doğulu şarkılarını anımsatan “Alacalı”, arabesk esintisiyle “Ben Akıllanmam”, güçlü melodileri ve kolay ezber edilecek sözleriyle albümün şimdilik göze görünmeyen kozları gibi duruyor. Etkileyici bir viyolonsel soloyla başlayan “Gitmem Gerek” de bu kategoride değerlendirilebilir. Bu şarkının sakin başlayıp giderek yükselen ve doğaçlama vokallerle sonlanan düzenlemesi de gayet iyi. Bu üç şarkıda Buray şarkıcı olarak kendi kimliğini daha açık bir biçimde gösterebiliyor. Ama aynı şeyi “Sonsuz Kılalım” için söyleyebilmek mümkün değil. Basbayağı bir Yalın şarkısı bu. Hatta Yalın’ın dondurma şarkılarından biri.

Albümün kapanışı yapan “Kimsenin Suçu Yok”, yine çok tanıdık ama bu nedenle de hemen kulağa yer eden melodisi ve yine sakin başlayıp giderek agresifleşen kurgusuyla, ilk dinleyişte etki bırakan bir şarkı.


Albümün başından sonuna dek her biri kendi başına birer pop “hit”i olabilecek şarkılarla dolu olması, sekiz şarkının sekizinin de dinleyici nezdinde karşılığını bulabilme ihtimali az şey değil. Bu averaj karşısında yukarıda sözü geçen ve yer yer can sıkan benzerlik mevzuu, bir ilk albüm için göz ardı edilebilir. Buray muhakkak ki sahip olduğu donanım ve tecrübenin üzerine bu albüm macerasını da katacak ve bundan sonraki çalışmalarında tamamen “kendi gibi” karşımıza çıkmakta zorlanmayacaktır.


Albüm için Melbourne’da Gazi Photography tarafından çekilmiş Buray fotoğrafların herhangi bir fotoğraf stüdyosunda çektirilebilecek sıradan fotoğraflardan daha iyi olduğu söylenemez. Grafik tasarımı yapan Melek Boçoğlu Yılmaz, bu açığı yıldızlı bir kartonet tasarımı ile kapatmaya çalışmış; sonuç hiç de fena olmamış. Albüm en azından müzik marketlerin ya da dijital platformların raflarında merak uyandırabilecek, farklı bir kapağa sahip.

EYLÜL 2015