Bu Blogda Ara

22 Şubat 2015 Pazar

Gaye Su Akyol - "Develerle Yaşıyorum"


(17 Aralık 2014 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Önce albümün adı çekiyor ilginizi. Sonra dinlemeye başlayınca bir an kafanız karışıyor. Saykodelik mi? Evet. Alaturka, hatta yer yer arabesk mi? Ona da evet. Yani deneysel ve haliyle alternatif… Üstelik bağımsız bir plak şirketinden plak formatında da yayımlanmış bir albüm. Yani sıkı bir “hipster”sanız sizi cezbedecek her şey bir arada. Yok, hiç o taraklarda beziniz yoksa da başka bir damardan yakalayabilir sizi. Bildiğiniz makamlı, nağmeli şarkılar var çünkü. Bazı şarkıların sözleri biraz yorabilir. “Ölü bir adama” nasıl ve niye âşık olunur? “O uzaya” neden ya gidilecek ya gidilecek mesela? Geleceğin “filler gibi” uçmasına ağlamalı mı sahiden? Biraz felsefe mi okumalı, metafiziğe mi girmeli? Ya da sahiden bir anlam aramalı mı?


Gaye Su Akyol’un “Develerle Yaşıyorum” adı verilmiş ilk albümü 2014 yılının Haziran ayında Olmadı Kaçarız Plakçılık etiketiyle yayımlandı. 1985 doğumlu Gaye Su Akyol, üniversite eğitimini sosyal antropoloji üzerine almış. Resim de yapıyor bir yandan ama alternatif müzikle yakından ilgililer onu Mai, Toz ve Toz ve Seni Görmem İmkânsız gruplarından tanıyorlar. Kimilerine göre maddi sorunları olmayan bir aileden gelmenin özgüveni ve rahatlığıyla müzik yaparken istediği kadar uçabiliyor; kimilerine göreyse müzikte nicedir kimsenin olmadığı kadar yenilikçi ve hatta devrimci. Birinci önermenin kötücüllüğü bir kenara, ikinci önermeye de katıldığımı söyleyemem.


Mesela alın “Biliyorum”u, koyun Nazan Öncel’in “Göç” albümüne. Hiç yabancı durmaz. “Abbas”ı alın, herhangi bir Babazula albümüne koyun; o da sırıtmaz. Daha bunun Replikas’ı var, Korhan Futacı’sı, Kara Orkestra’sı, Dandadadan’ı, Yasemin Mori’si var… ‘60’lara, ‘70’lere, Barış Mançolara, Cem Karacalara filan hiç girmiyorum. Yani Gaye Su Akyol’un müziğine çok özgün, çok farklı, çok şahane alkışları tutmak biraz abartılı olabilir. Denenmişlerin, yapılmışların içinden geçiyor nihayetinde. Ama evet, toplamda yakaladığı çizginin, bir bütün halinde albümün ilk dinleyişte yarattığı etkinin kulağa yeni geldiğini söyleyebilmek mümkün. En azından bu füzyon denemesinin tamamının değil ama büyük kısmının alaturka üsluplu ve de doğru düzgün bir vokalle paketlenmiş olması, “müziğim ne kadar alternatifse ben de kelimeleri o kadar gevşete gevşete söylemeliyim”cilerin suratına suratına çarpılabilir. Bir de çok sade, çok abartısız ve çok dozunda, şarkıların aksine hiç öyle yükseklerden uçmayan düzenlemeler ve icralar da kulak dolduruyor.


Albümde sekiz şarkı var. Biri hariç söz ve müzikler Gaye Su Akyol’un elinden çıkmış. Bir şarkıya ise Akyol, Ali Güçlü Şimşek ve Canavar Banavar’la ortak imza atmış.Ali Güçlü Şimşek ve Barlas Tan Akyol, albümde hem çalmış, hem de Gaye Su Akyol’la birlikte prodüktörlüğü üstelenmişler.


“Develerle Yaşıyorum” şarkısının bende çağrıştırdığı Tarantino havasını şarkının klibinde de görmek enteresan oldu. Ama bana kalırsa bu albümü “hipster” kesimin rakı mezesi olmaktan çıkarıp daha geniş kitlelere ulaştırabilecek yegane şarkı “Biliyorum” olabilir. Tabii kafa karıştırmak adına çıtayı biraz daha yükseltmek niyeti hâsıl olursa, “Abbas”ı Nalan Altınörs ya da Samime Sanay’la düet söylemek de enteresan bir sonuç doğurabilir.


Plağı henüz satın almadım ve plakta bu espri var mı yok mu bilmiyorum ama CD baskısında, CD üzerindeki beyaz dantel motifine bayıldığımı söylemeliyim. Alican Tezer imzalı kartonet ve kapak tasarımı ise bir dikkat çekici ama bir o kadar da sade.


2014 yılı içerisinde piyasaya çıkmış alternatif denemeler arasında öncelikli kulak kabartılabilecek, enteresan bir çalışma “Develerle Yaşıyorum”. İlgiyi hak ediyor.     

ARALIK 2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder