Bu Blogda Ara

3 Şubat 2016 Çarşamba

Feridun Düzağaç - "Başka"

O KISACA F.D.


(16 Kasım 2015 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Son 20 yılın iz bırakan müzisyenlerinden biri Feridun Düzağaç. Bunu da kendi gibi olabilmeye ve kalabilmeye borçlu şüphesiz. 1996 yılında ilk albümü “Beni Rahatta Dinleyin” piyasaya çıktığında, henüz Türkçe “rock” müzik ana akımın içinden ses vermiyordu. Yıllar içerisinde müzik anlayışımız ve beğenilerimiz kadar müzik dinleme alışkanlıklarımız da değişti. Müziğin sunulduğu mecralar da öyle. Feridun Düzağaç bütün bu değişimden hasar almadan geçmekle kalmadı, hiç “kötü” diyebileceğimiz bir şeye de imza atmadı.


Nitekim geçtiğimiz günlerde Sony Müzik etiketiyle piyasaya çıkan dokuzuncu albümü “Başka” ile de bunu bir kez daha gösteriyor. Türkçe popüler müzik tarihinde çok az ismin başarabildiği bir şey bu. Feridun Düzağaç’ın kendi müziği var ve bu müzik dönemsel olarak değişen moda akımlardan azade. “Başka” tam da böyle bir albüm.

Albümde 8 şarkı ve 2 farklı versiyon var. Bu 8 şarkıdan biri, Düzağaç’ın ilk albümünde yer alan ve ilk “hit”lerinden de biri olan, sözü müziği kendisine ait “Beyaz”. Bunun dışındaki 7 şarkıyı ise ilk kez duyuyoruz. Bunlardan 5’inin söz ve müziği yine Feridun Düzağaç’a ait. İki şarkıya ise Flört ve YAYA gruplarından tanıdığımız Ata Akdağ imza atmış.


Albümün açılışında yer alan ve çıkış şarkısı olarak da seçilen “Biçare”nin albümdeki iki düzenlemesinden birini Can Alper ve Arıkan Sarıkaya, diğerini ise Oya Erkaya yapmış. Türkiye’de aranjörlük diye adlandırılan iş her nedense erkeklerin tekelindedir bildik bileli. Nazan Öncel, Sezen Aksu gibi kimi müzisyenler, şarkılarının düzenlemelerine birebir katılırlar ama başkaları için düzenleme yaptıklarını hiç görmedim ben. Oya Erkaya, müzik mutfağında erkek tekelinin kırılması adına ilklerden biri olacak gibi gözüküyor. Zira bu albümdeki üç düzenlemesi de hiç hafife alınmayacak kadar iyi. Özellikle de “Biçare”nin tango esintili “Başka Versiyon”u.


“Biçare”, “Olmaz” ve “Kül” albümün açılışında ardı ardına dinleyeni vuran şahane Feridun Düzağaç şarkıları. Özellikle şiirli sözleri ve etkili melodisiyle “Kül”, uzun vadede bir Düzağaç klasiğine dönüşecektir mutlaka. Şarkının Can Alper ve Arıkan Sırakaya imzalı “Demli Versiyon”u, ‘bir şarkıyı arabeskleştirmeden Türk müziği enstrümanlarıyla nasıl renklendirebiliriz?’ sorusunun tam karşılığı olabilir.

Söz ve müziği Ata Akdağ imzalı iki şarkıdan biri olan “Olmasaydın”da Feridun Düzağaç’a YAYA eşlik ediyor. Piyano ve gitarların çello ile “tatlı-sert” atışmasıyla başlıyor şarkı ve su gibi akıp gidiyor. Hemen ardından gelen “Sorma” da yine bir Ata Akdağ şarkısı.


Albüm hiç boşluk hissi yaratmadan, en az öncekiler kadar güçlü “Ah O His” ve “Fer”le devam ediyor. “Fer”in yine Oya Erkaya imzalı düzenlemesinde bu defa caz akorlarının buzuki ile buluşmasına şahit oluyoruz. “Beyaz”ın yeni versiyonu ise yine cazın içinden geçerek “chill-out” sularında yüzüyor.

Yeni albümlerde müzikal tat denilen şeyi bulmak pek kolay değil artık. Bu genellemeleri sevmesem de, basit melodilerin, basit sözlerin, sentetik seslerin ve kopyala-yapıştır pratiği nedeniyle giderek ruhsuzlaşan müzikal içeriğin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hükmünü sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu rüzgâra karşı durabilmek her şeyden önce yüksek bir mutfak maliyetini, sonrasında ise kolay algılanamamayı, hatta anlaşılamamayı, dolayısıyla ana akımın dışında kalma riskini göze almayı gerektiriyor. Ama bir kez göze aldım mı da, ortaya çıkan şey tadından yenilmiyor. Tıpkı bu albümde olduğu gibi. Bir şarkıyı, “ah o bas gitar nasıl güzel duyuluyor”, “ah o sözler nasıl incelikli”, “ah o intro melodisi ne kadar etkili” diye anabilmek ne güzelmiş. Bu albüm bana bunu hissettirdi en çok.


Bahadır Fenerci tarafından çekilen fotoğraflar ve yapılan grafik tasarımla dinleyiciye sunulan albüme kartoneti de özenli işçiliği ile değer katıyor.

Bu albümü mutlaka edinmek, iyi dinlemek ve hatta oturup etüt etmek lazım.

KASIM 2015 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder