Bu Blogda Ara

30 Mart 2016 Çarşamba

Ceyl'an Ertem - "Yuh!"

SÖYLECEK SÖZÜ OLAN ŞARKILAR


(12 Ocak 2016 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Ceyl’an Ertem’in dördüncü albümü “Yuh!”, 2015’in Kasım ayında, Sony Müzik etiketiyle piyasaya çıktı. Önceki albümlerinde ağırlıklı olarak kendi şarkılarını seslendiren Ertem, bu albümü tamamen “cover” şarkılarla kotarmış.

Albümde daha önce başka seslerden dinlediğimiz 10 şarkı var. Zülfü Livaneli’nin 1977 yılında seslendirdiği, sonrasında Grup Yorum, Serhad Raşa, Rahmi Saltuk ve pek çok sayıda ismin de albümlerine aldığı “Mapusun İçinde Üç Ağaç İncir” adlı anonim türkü, bu albümün açılışında “Mapushane İçinde” adıyla çıkıyor karşımıza. (Yeri gelmişken bu türküyü Ahmet Kaya’nın hiç söylemediğini, internette Ahmet Kaya diye yüklenen kayıtların Serhad Raşa’ya ait olduğunu da söyleyeyim.)


Yine aynı ekolden, yani ağırlıklı olarak muhalif şarkıcı ve grupların repertuvarlarından eksik etmediği türküler/şarkılar ekolünden, anonim bir türkü olan “Odam Kireçtir Benim”, Nesimi’nin “Haydar Haydar”ı ve Mahzuni Şerif’in “Yuh Yuh!”u da albümün Anadolu kanadında duran diğer “cover”ları.

Ahmet Kaya’nın yakın zamanda Halil Sezai tarafından da yeniden söylenen “Arka Mahalle”si, adına “özgün müzik” denilen türün (yani yukarıda bahsi geçen ve ‘70’lerde çok popüler olan türkü/şarkı formunun ’80 ve ‘90’lara uzantısı olan türün) bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.


‘80’lerin “hardcore” arabeskinin en vurucu örneklerinden “Bir Erkek Yüzünden”in ilginç de bir hikâyesi var. Söz ve müziği Cengiz Tekin’e ait bu şarkıyı aslında ilk olarak 1988 yılında Devran Çağlar seslendiriyor, hatta Çağlar’ın başrolünü oynadığı aynı adlı bir de Yeşilçam filmi çekiliyor. Ancak Bergen’in ölümünden önce yayımlanan son albümü “Yıllar Affetmez”de şarkı “Bir Erkek Yüzünden” olarak seslendiriliyor Bergen tarafından. Tıpkı Emrah’ın seslendirdiği “Acıların Çocuğu”nun, Bergen’in “Acıların Kadını” şarkısına dönüşmesi gibi. Albüm piyasaya çıktığında kimse birkaç ay sonra Bergen’in öldürüleceğini bilmiyor ama onun bir erkek yüzünden nasıl bir hayat yaşadığını herkes biliyor. Ve bu şarkı Bergen’in hayat hikâyesiyle özdeşleşmiş şarkılardan biri olarak Ertem’in albümünde de ayrı bir yerde duruyor.  


Albümdeki geri kalan 4 şarkı ise pop ve alternatif kulvarından seçilmiş. Henüz 17 yaşında iken mahkeme kararı ile yaşı büyültülerek 12 Eylül yönetimi tarafından idam ettirilen Erdal Eren’in, idam sehpasına gitmeden önce çekilmiş son fotoğrafındaki o son bakışından yola çıkarak Aysel Gürel tarafından yazılmış ve bestesi Onno Tunç tarafından yapılmış “Son Bakış” bu şarkılardan biri. Genç yaşta hayata veda etmiş ve adeta efsaneleşmiş Yavuz Çetin’in “Oyuncak Dünya”sı, Mehmet Güreli’nin, sözleri Görkem Yeltan tarafından yazılmış “Uçurtma”sı ve Bulutsuzluk Özlemi klasiklerinden Nejat Yavaşoğulları şarkısı “Beynim Zonkluyor” da diğerleri.

“Oyuncak Dünya”nın başında Yavuz Çetin’in sesini duymak bir sürpriz. “Uçurtma”yı ise Ceyl’an Ertem, Cihan Murtezaoğlu ile birlikte söylüyor.


Çok farklı tür ve tarzlardan bir araya getirilmiş şarkıların ortak noktası, söyleyecek bir sözü olmaları. Yer yer doğrudan, yer yer ince ince ama hep bir şey anlatıyor bu şarkılar. Yakın geçmişin karanlık odalarından çıkıp gelmiş olsalar da, bugünlere de dokunuyorlar bir şekilde. Aslında değişen bir şey olmadığını da gösteriyorlar. Kadın cinayetleri hâlâ gündemimizde, idam cezası kalkmış olsa da, yok yere hayatı zindan edilenler, düşünceleri yüzünden demir parmaklıklar arkasına sürülenler hiç de az değil. Çalanlara, kıyanlara, nefsine uyanlara “Yuh!” demeye devam ediyoruz hâlâ. Arka mahallelerde kurşunlara gelebilmek hâlâ çok mümkün… Ve daha bir sürü şey…


Albümün en dikkat çekici yanı ise düzenlemeleri. Cenk Erdoğan’ın cazdan “blues”a, saykodelik “rock”tan popa uzanan bir çizgideki düzenlemeleri, bu farklı türleri aynı potada ustaca eritmeyi başarıyor.  “Bir Erkek Yüzünden”in Can Güngör ve “Uçurtma”nın Cihan Mürtezaoğlu düzenlemeleri de aynı şekilde.

Ceyl’an Ertem ise zaten sahne programlarında seslendirdiği bu şarkıları canlı kaydeder ve söylerken, sahnedeki konsantrasyonunu albüme de yansıtmış. Bir hayli “saykodelik”, bir hayli “dark” ve yer yer dinleyeni yoran bir şarkı söyleme biçimi bu. Doğal olarak seveni kadar sevmeyeni de olması kaçınılmaz. Bu şarkıların ve düzenlemelerin yarattığı atmosfer içerisinde bana çok da rahatsız edici gelmedi.


Bununla birlikte, ben olsam “Odam Kireçtir Benim” gibi çok ama çok fazla dile pelesenk olmuş bir türküyü, Bulutsuzluk Özlemi’nin içinden başka şarkılarının sözlerini de geçirdiği, grubun müziği içerisinde anlam kazanacak ve tek başına dinlendiğinde biraz eksik kalacak “Beynim Zonkluyor”unu albüme almak konusunda o kadar emin olamazdım.

Albümün içinden çıkan küçük zarfta her şarkı için ayrı hazırlanmış küçük kartlar ve o kartlarda Gezi günlerinin duvar yazılarına selam duran fotoğraflar var. Zarfın üzerinde ise “Hey çocuk! Üretmelisin! O zaman yermeye ve yuhaya vaktin kalmayacak. Üstelik emeğin değerini anlayıp, meyve veren ağacı taşlamaya utanacaksın,” cümleleri ile Ceyl’an Ertem onu ve müziğini eleştirenlere tabiri caizse “ayar veriyor”.


Muktedirin yanına yöresine otağ kurmayanların, hele ki karşısına geçip söz söyleyenlerin bir şekilde susturulduğu, kesilip biçildiği, yenilip yutulduğu bir ülkede, bu zamanda bu albümü yapmak, seçilen şarkılardan kartonetine kadar bu kadar net bir tavır ortaya koymak hiç kolay değil. Sadece bu bile tek başına önemli. Seversiniz, sevmezsiniz, o ayrı mesele.

OCAK 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder