Bu Blogda Ara

26 Nisan 2016 Salı

Emre Aydın - "Ölünmüyor"



Arşivcilerin işi giderek zorlaşıyor. Yeni albümler/tekliler için dijital platformları takip etmeye ve yetişmeye ha alıştık ha alışacağız derken bir de başımıza farklı versiyonlar meselesi çıktı. Şöyle ki, bazı teklilerde ya da albümlerde yer alan bazı şarkıların farklı versiyonları, farklı dijital platformlarda bulunmayabiliyor. Mesela Soner Sarıkabadayı’nın “Taş” adlı şarkısı TTNet Müzik ve Turkcell Müzik’te tek şarkı olarak yer alırken, iTunes’da ve CD formatında 2 şarkının 9 toplam versiyonundan oluşan bir mini albüm satışta. Cenk Taşdemir’in “Söndür” teklisinde şarkının TTNet Müzik ve Turkcell Müzik’de 2 versiyonu varken, iTunes’da 3 versiyon olarak satılıyor. Buna benzer başka örnekler de var.


Emre Aydın’ın yeni teklisi “Ölünmüyor” ise CD baskısında tek versiyon ama dijital platformlarda 2 versiyonla yer alıyor. Bu biraz daha acayip bir örnek çünkü neredeyse “boşuna CD almayın” demek gibi bir şey. Neden öyle? Onu bilmiyorum.

“Ölünmüyor”, Emre Aydın’ın “farklı” bir şarkı yapma isteği ile doğmuş. Sözlerini yazdığı şarkının bestesini Çağatay Şen ile birlikte yapmış, düzenleme ise yine Çağatay Şen’e ait.


Aslında şarkının ne kadar “farklı” olduğu tartışılır. Emre Aydın’ın bir takım klişeleri var ve daha şarkının ilk cümlesinde “Ne yaptın bana?” diye sorarken hem söz hem de müzik cümlesi anlamında çok aşina bir Emre Aydın kokusu alıyorsunuz. Sonra yaylılar, darbukalar filan girip şarkıyı oryantal bir yere sürüklüyor. Yani aslında bir fark varsa o da düzenlemede denilebilir.

Şarkının “Ah dağıldım tabii ben de bin parçaya,” cümlesindeki melodi, Zerrin Özer’in yıllar önce seslendirdiği “Fire” adlı Selahattin Erhan bestesine benzerlik gösteriyor. Ama aslında her iki şarkının da Kanadalı bir “gypsy music” grubu olan Djelem’in, 1999 yılında Türkiye’de de yayımlanan “Transit” adlı albümünde yer alan “Passage” adlı şarkıya benzediği de söylenebilir ki albüm kartonetinde bu enstrümantal parçanın bestecisi olarak dünyaca ünlü keman virtüözü Sergei Trofanov gözüküyor. Gerçi benzerlik sekiz mezurdan az olduğu için söz etmeye değer mi bilmem.


Şarkının akustik versiyonu ise aslında “mix” sırasında bazı enstrüman seslerinin (elektro gitarlar gibi)  kapatılmasıyla oluşturulmuş bir ikinci versiyon. Yeni bir düzenleme ya da seslendirme değil.

Emre Aydın şarkılarını sevenlerin ama bir taraftan da onun ağır aksak hüznünden sıkılmış olanların muhtemeldir ki pek seveceği bu oryantal hüzünlü şarkı Aydın’ın uzun süre sonra tekrar listelerde boy göstermesini sağlayacaktır şüphesiz. E zaten ondan da “hayat çok güzel, hava çok aydınlık, kuşlar kelebekler” diye şarkı yazmasını ve söylemesini beklemek de hata olur, zaten yapsa da yakışmaz sanki. En azından kendi meşrebince bir değişiklik denemiş olması gayet makul.

MART 2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder