Bu Blogda Ara

2 Temmuz 2016 Cumartesi

Redd - "Mükemmel Boşluk"

ÇITAYI ÇOK YÜKSELTİYOR



2005 yılında piyasaya çıkan ilk albümü “50/50” ile tanıştığımız Redd, o zaman bu zaman hep iyi albümler yapmakla kalmadı, her albümde müziğinin üzerine bir şeyler katarak ilerledi. 2012’de yayımlanan “Hayat Kaçık Bir Uykudur”, grubun başından beri değişmemiş kadrosunun son albümü oldu. Biraz da kavgalı gürültülü bir süreçten sonra Redd yoluna üç kişi olarak devam etme kararı aldı ve Doğan ve Güneş Duru kardeşler ile Berke Özgümüş’ten oluşan bu kadronun yayımladığı ilk albüm, geçtiğimiz günlerde piyasaya çıktı. “Mükemmel Boşluk” adı verilmiş albüm, Pasaj Müzik etiketi taşıyor.


Redd’in en önemli özelliği, bizim memlekette her nedense çok da dert edilmeyen “albüm bütünlüğü” meselesini en başından bu yana sürdürebiliyor olması. Her albüm hem müzikal içerik, hem de “sound” olarak bir başka iklim, bir başka doku, bir başka atmosfer taşıyor. “Şu albümdeki şarkıyı bu albüme de koysak fark etmezdi,” diyemiyorsunuz mesela. Bu, Türkiye şartlarında müzik yapan bir grup için altı kalın kalın çizilmesi gereken bir kifayet. Bakın Ekşi Sözlük’te bibidubabidu “nickname”li kullanıcının şu cümlelerine:  “Bu adamlar şarkı, yapmıyor, albüm yapmıyor; bu adamlar yeni dünyalar yaratıyorlar içine girmemiz için. Her bir şarkı, her bir albüm ayrı dünyalar. Kendimi Redd'in yarattığı paralel evrende yaşıyorken buluyorum çokça.” 


Grubun eksilmesinden sonra müziğinin de eksilmesi muhtemeldi elbette. Nitekim üzerine çok fazla yazılıp çizilen “Mükemmel Boşluk” albümü ile ilgili okuduğum yorumların büyük kısmı bu albümün diğer Redd albümlerinden farkını buna bağlıyor. Oysa grubun 2005’ten bu yana yaptıklarına baktığınızda, bu değişimi grubun eksilmesinden bağımsız bir doğal sürecin sonucu olarak görmek de mümkün ki aslında “Hayat Kaçık Bir Uykudur” albümü bunun sinyallerini ziyadesiyle veriyordu.


Bir kere her şeyden önce en ince detayına kadar düşünülmüş, hiçbir ânı “bu da böyle oluversin,” diye geçiştirilmemiş, tabiri caizse oya gibi işlenmiş bir albüm bu. Teknik açıdan handiyse kusursuz ve dünyadaki emsallerini aratmayacak kalibrede. Doğan Duru az bulunur nitelikte bir solist ve şarkı yazarı; bunu teyit etmek için bırakın bugüne dek yazdığı ve söylediği şarkıları bir kenara, sadece “Kanıyorduk”u dinlemek bile yeterli (özellikle de Duru’nun adeta kendi kafa sesiyle düet yaptığı nakarat kısmı her babayiğidin harcı değil.)


Bazı şarkı sözleri, alışageldiğimiz Redd şarkılarına kıyasla daha “light” dursa da, albüm başından sonuna distopik bir atmosferde ilerliyor. “Bugün Herkes Ölsün İstedim”, “Sextronot”, “Boşlukta Dans” bu atmosferin en yoğun hissedildiği şarkılar. Ona keza albümün kapak tasarımı ve çıkış şarkısı olan “Aşk Virüs”ün klibi de öyle (grubun sosyal medyada ilk paylaştığı kapak tasarımı bence daha çarpıcıydı bu arada.) Elektronik öğelerin ağır bastığı düzenlemeler, bu distopik, fütüristik atmosferin baş tetikçisi kuşkusuz.   


“Aşk Virüs” ve “Kalpsiz Romantik”, ortalama dinleyiciye daha yakın durabilecek şarkılar. Bir önceki albümün bence paha biçilmezi “Beni Sevdi Benden Çok” un bu albümdeki karşılığı “Hâlâ Seni Çok Özlüyorum” olabilir. Rahatlıkla bir senfoni orkestrasınca çalınabilecek nitelikte bir şarkı bu.  


Öte yandan şarkılar her kadar aşk temasını odak almış gibi gözükse de, ince göndermelerle bezeli. Misal Kafka etkisi sadece “Kafakafka” adlı şarkıda kendini göstermiyor, bütün albüme sızıyor (ki bu şarkı albümdeki en belirgin politik göndermeli şarkı ayrıca.) “Sextronot”daki “Space Oddity” göndermesi ve “Bugün Herkes Ölsün İstedim”de apansız karşımıza çıkan Laurie Anderson’ın sesi ise küçük sürprizler yapıyor dinleyene.

Yılın en iyi albümleri listesine şimdiden dâhil edilebilir “Mükemmel Boşluk”. Çıta bu kadar yükselmişken listeye başka neler koyabileceğimizi ise açıkçası merak ediyorum.

MAYIS 2016 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder