Bu Blogda Ara

14 Mayıs 2017 Pazar

Demet Akalın - "Rakipsiz"

“RAKİPSİZ” Mİ SAHİDEN?


(1 Şubat 2017 tarihinde www.hayatmuzik.com 'da yayımlanmıştır.)

“Ne tek başına yetenek yetiyor yıldız olmaya, ne zekâ, ne güzellik, ne azim ne de şans. Hangisini ne zaman, nerede ve ne dozda kullanacağınızı bilmekte bütün mesele. Demet Akalın’ı emsallerinden ayırıp yakın dönem Türk pop müziğinin yıldızlarından biri yapan da bu oldu. Kendine neyin yakışacağını, hangi şarkıların sesini ve tavrını doğru ifade edebileceğini, hedef kitlesinin ondan neler beklediğini tam da yerinden tespit edip, işi şansa bırakmayarak ve de hep çok çalışarak geldi şu an bulunduğu yere. Pop müzik dünyasında 20 yıl boyu temposu düşmeden sürdürülebilmiş bir kariyer az şey değildir. Zaman zaman eleştirsek, kimi kez yaptıklarını beğenmemiş olsak da bu başarısını alkışlamak boynumuzun borcu.”


Demet Akalın’ın yirminci yılı için benden de bir yazı istendiğinde yukarıdaki satırları karalamıştım. Yazılarımı takip edenlerin bir kısmı Akalın’ın albümlerine dair en ufak bir beğeni ifadesi yazsam tepki gösterirler hep. Mutlak beğeni, hatta tapınma ya da peşin beğenmeme, reddetme, görmezden gelme çağındayız ya, ondan herhalde. Oysa tam da yukarıda yazdığım sebeplerle Demet’in hakkını Demet’e teslim etmek gerektiğini düşünmüşümdür hep.


Yirminci yılda gelen yeni albüm “Rakipsiz”, 2016 yılının Kasım ayında DMC etiketiyle yayımlandı. Yine iddialı bir albüm ismi, yine “kitsch” bir kapak kompozisyonu ve yine “atarlı giderli” şarkılar… “Rakipsiz” mi sahiden? Bu anlamda evet.

Albüm, Demet Akalın’ın daha önce hiç birlikte çalışmadığı Gülşen’den bir şarkı ile başlıyor. Herkesin bildiği üzere “Hayalet”, albüme en son giren şarkı imiş ama 1 numaraya konulmuş ve o heyecanla ilk klip şarkısı olarak da servis edildi. Erol Köse’nin bu konudaki yorumunu okudunuz mu bilmem. Albüme son dakika giren şarkının çıkış şarkısı olmasını eleştiriyordu. Bu konuda nice örnek vardır ama en bilineni Ajda Pekkan’ın “Süperstar ‘83” albümüne en son eklenip ilk sıraya konulan ve o günden bugüne “hit” olarak akıllarda kalan “Uykusuz Her Gece”dir. Yani Köse’nin eleştirisinin pek iler tutar yanı yok.


Derseniz ki “Hayalet” bu albümün en güçlü şarkısı mı? Belki değil ama en güçlü şarkılar her zaman alır yürür, illa çıkış şarkısı yapmanız gerekmez ki bence Akalın ve Gülşen’i ortak bir kimyada buluşturan “Hayalet” albüm ortalamasının üzerinde seyreden şarkılardan biri.

Öte yandan şarkı hem sözleri hem de melodisiyle o derece Gülşen kokuyor ki bir Ozan Çolakoğlu aranjesi klasiği olarak şarkıcının o duble, triple, quadruple (ya da her neyse) vokalinin altında bir yerlerde Gülşen de söylüyor hissine kapılıyorsunuz (belki de söylüyordur, bilemeyiz. Albüm kartonetinde hiçbir şarkıda vokal yapanların isimleri yazmıyor.)


Albüm ortalamasının üzerinde seyreden şarkı demişken oradan devam edeyim. Albümü ilk dinlediğimden bu yana, defalarca dinledikten sonra da değişmeyen fikrim şu ki “Damga Damga” hem sözü, müziği, hem de düzenlemesiyle bence albümün en iyi şarkılarından biri. Sözleri Murat Güneş’e, bestesi ve düzenlemesi Volga Tamöz’e ait bu şarkı standart Demet Akalın şarkılarının ötesinde bir yerlerden tınlıyor her şeyden önce.


Buna karşın yirmi yıldır değişmeyen jargondan bir kez daha nasibinizi almak isterseniz, söz ve müzikleri Gökhan Özen’e ait “Nazar”, “Cinayet” ve “Kaybedenler Kulübü” tam size göre. “Nazar”, Ozan Çolakoğlu’nun düzenlemesiyle nispeten daha modern ve parlak gözükse de, Turaç Berkay Özer’in düzenlemesini yaptığı “Kaybedenler Kulübü” ve de özellikle Taşkın Sabah düzenlemesiyle “Cinayet” pekala “Kusursuz 19”da ya da ne bileyim “Giderli 16”da filan da yer alabilecek şarkılar. (Akalın’ın Gökhan Özen’den şarkı almak konusundaki ısrarının lüzumsuz olduğunu düşünen bir tek ben miyim, onu bilmiyorum.)  


Sözleri Ayla Çelik’e, bestesi Gökhan Tepe’ye ait, düzenlemesi Erhan Bayrak tarafından yapılan “Ah Ulan Sevda” da basbayağı “Türkan”ın devamı gibi. Bir ağızdan söylenmeye, demlenmeye, kadeh tokuşturmaya pek müsait nakaratı, kıvrak ve akılda kalıcı (kulağa çok da aşina gelen) melodisi ve oyuncaklı düzenlemesiyle “Ah Ulan Sevda” pek tabii ki albümün en güçlü “hit” adaylarından biri.

Bir düşünün, “Ulan” kelimesini hangi kadın şarkıcı bu kadar rahat taşıyabilir ki? Boşuna demiyorum, Demet Akalın kendine neyi yakıştıracağını iyi biliyor diye (giyim kuşamı buna dâhil değil, o ayrı.)


Maksat pop müzikle azıcık kafa dağıtıp eğlenmekse, “Ah Ulan Sevda”nın beni eğlendirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Aynı şey “50 Cevapsız Arama” için de geçerli. Biraz ‘90’lar stili bir tekerlemeli şarkı havası taşıyan (aslında modası hiç geçmeyen bir akımın izini süren) bu şarkının marş yürüyüşündeki ritmi de akla kazınmasını kolaylaştırıyor. Sözleri Berksan’a, müziği ve düzenlemesi Turaç Berkay Özer’e ait “50 Cevapsız Arama”, belki büyük ve kalıcı bir “hit” olmaz ama albüm içinde misyonunu yerine getirir gibi gözüküyor.


Sözleri Şebnem Sungur, bestesi Ayla Çelik ve Gökhan Tepe, düzenlemesi Erhan Bayrak imzası taşıyan “Vereceksen Ver” de albümün aynı misyona sahip şarkılarından. Barlarda, plajlarda çalınsın, eller havada eşlik edilsin. “Vereceksen Ver” bu anlamda biçilmiş kaftan zira şarkının basit ve kolay melodisi ve eğlenceli düzenlemesi bir yana, sözleri tam da o kafaları anlatıyor.


Şarkı sözü deyip geçmeyin. Pekala sosyal bilimler tezlerine konu edilebilir “Vereceksen Ver”in sözleri. Oradaki cinsel imayı koyun bir kenara (ki ima denemeyecek kadar açık aslında), bir bakıp çıkmalar, kalbe yerleşmemeler, kul köle olmamalar, adını koymamalar ve de kısa yoldan “vereceksen ver” deyivermeler tam da bugünün ilişki biçimlerini anlatmıyor mu? Tam da bu sebeple kulüplere, barlara, plajlara akıvermiş, kesecek bir çift göz, beğenecek bir güzel vücut arayanların diline marş olmaz mı bu şarkı? Şebnem Sungur bu sözleri hiç de bu niyetle yazmamış olabilir, o ayrı. Ama pop müzik tam da bu işte. Ivır zıvır, tırı vırı, rabarba gibi görünen çok şey aslında tam tamına zamanın ruhunu seriyor önümüze.


Murat Yeter ve Sirel’in ortak yazdığı, düzenlemesini de Murat Yeter’in yaptığı “Gazino” adlı şarkının aslında ne “Gazino” ismi ile ne de şarkının başında yer alan Mehmet Ali Erbil anonsu ile bir ilgisi var. Şarkının adı “Megaloman” olmalı imiş (ki muhtemelen öyleydi gerçekte.) Söz konusu gazino anonsu her nedense bu şarkıya bağlanmış. İlla bir şarkıya bağlanacaksa, o şarkı sahiden bir gazino havasında olan “Ah Ulan Sevda” ya da alaturkadan dem vuran “Tabu” olmalıymış aslında. Ya da albümün açılışında “Intro” niyetine kullanılabilirdi belki. Yoksa nerede gazinoların o alaturka atmosferi, nerede “Gazino” adı verilmiş şarkının gayet Batılı pop havası?


Yıllar önce Ersay Üner tarafından başlatılmış “Demet Akalın şarkısı” matematiğini yıllardır Demet Akalın’a kim şarkı vermek istese birebir uyguluyor. Bu yüzden de çok farklı besteci ve söz yazarlarının elinden çıkmış şarkıların birçoğu aynı çizgide oluyor. Akalın da, hedef kitlesi de bunu seviyor, tercih ediyor. Hem eleştiriye çok açık, hem de bir yere kadar anlaşılabilir bir şey bu. Nitekim bu albümde de Gökhan Özen’in yaptığını yapmış başka besteciler de var. Mesela yakın dönemin gözde şarkı yazarı ikilisi Gözde Ançel ve Buray. Bu ikilinin elinden çıkmış “Bu Defa Son”, Erdem Kınay’ın düzenlemesiyle orta halli bir Demet Akalın şarkısı. Sözleri Murat Güneş, beste ve düzenlemeleri Volga Tamöz imzalı “Rakipsiz” ve “Hürmetler” de aynı matematikle yazılmış şarkılar. Sinan Akçıl’ın yazdığı, Okan Akı’nın düzenlediği “Dürbün de öyle. Bu dört şarkı arasında “Dürbün” ve “Rakipsiz”in daha fazla ön plana çıkacağını söylemek uzak bir tahmin olmaz.


Bir şarkıda da “atar gider” olmasın derseniz “Damga Damga”dan başka “Altın Kafes” ve “Tabu” var albümde. Sözleri Berkay Şahin ve Berk Telkıvıran, bestesi ve düzenlemesi Çağrı Telkıvıran’a ait “tabu”, oryantal havalı bir pop şarkısı. Sözleri Özlem Argo, bestesi Reşit Gözdamla’ya ait, düzenlemesi Murat Yeter imzası taşıyan “Altın Kafes” ise akılda kalıcı melodisiyle albümün sevilecek şarkılarından biri olmaya aday.


Albümün kapanışında düzenlemesi Erhan Bayrak tarafından yapılmış bir Ayla Çelik şarkısı, “Efeler” var. Ayla Çelik’in pop müziğin 35 kelimelik lügatine farklı kelimeler, kelime oyunları, espriler katan kalemi ile renklenmiş şarkının melodik yürüyüşü ise standart pop klişelerinin dışına çıkmıyor.

Tek bir şarkı servis etmenin bir albüm yapmaktan daha ekonomik, daha rantabl, daha akıllıca kabul edildiği bir dönemdeyiz. Bu dönemde 16 yeni şarkıdan oluşan bir albüm yapmak tek başına cesaret ve ekonomik güç demek. Dahası ciddi bir kafa tutuş, meydan okuyuş. Ama daha da önemlisi, o 16 şarkının her birinin tek bir şarkı olarak servis edilebilecek ticari potansiyelinin olması. Bu açıdan bakıldığında bu albüm her bir şarkısıyla nokta atışı yapıyor. Bunu söylememek haksızlık olur.


Albüm kartonet fotoğraflarını Müjdat Küpşi çekmiş. Küpşi aynı zamanda kapak tasarımını da yapmış. Kartonet genel tasarımı ise Özlem Semiz imzası taşıyor. Yukarıdaki paragrafta bahsi geçen yeni bir şeyler arama bulma ve yaratma meselesine bence görsellik için de had safhada ihtiyaç var. Bunu daha klipleri filan izlemeden, sadece albüm kartonetine bakarak bile görmek mümkün. Kaldı ki bir yirminci yıl kutlaması niteliği de taşıyan bu albüm kartonetinde geride bırakılan yirmi yıla ilişkin birkaç fotoğraftan çok daha fazlası olabilir, çok daha havalı bir tasarım ve ambalaj düşünülebilirdi. CD’ler sadece arşiv için satın alınıyor çünkü artık.


Demet Akalın başından bu yana en iyi yapabildiği şey yapmaya devam ediyor sözün özü. Üzerine ufak tefek bir şeyler koyuyor belki ama büyük bir değişiklik yapmaya, bir ters köşeyle dinleyiciyi şaşırtmaya, daha fazlasını yapabileceğini göstermeye niyet etmiyor. İşin ticari tarafında buna “çeşme akarken küpünü doldurmak” diyorlar ki mantıklı. Ancak o çeşme daha ne kadar akar, orası bilinmez. Top gibi pop da yuvarlaktır çünkü. Ben Demet Akalın olsam bulunduğum yer ve sahip olduğum imkânların da gücüyle ara sıra hiç beklenmedik goller atmanın yollarını arardım. En basitinden, çok başka türlü şarkılar yazan bestecileri, söz yazarlarını yoklardım şöyle bir. Neden olmasın?


Yarın sabah hangi kötü habere uyanacağımızı bilmediğimiz şu günlerde, dünyanın ve ülkenin içinde bocaladığı siyasi karmaşada kafayı biraz dağıtmak, hafiflemek, rahatlamak, eğlenmek için pop müzik dinlemeyi tercih edenlerdenseniz, pop müziğin sloganlı, tekerlemeli, kolay ezber edilen, bu arada bolca da çemkiren şarkılarını sevenlerdenseniz, son yirmi yıldır olduğu gibi Demet Akalın yine iş başında. Görüp görmemek, duyup duymamak, sevip sevmemek size kalmış.


OCAK 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder