Bu Blogda Ara

12 Aralık 2017 Salı

Aylin Şengün Taşçı - "Git"

TAŞ PLAKLAR, LAMBALI RADYOLAR


(6 Eylül 2017 tarihinde Milliyet Sanat dergisi internet sitesinde yayımlanmıştır.)

Her yıl neredeyse bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda alaturka albüm yayımlanıyor artık. Bu ülkede doğmuş herkesin daha bebekliğinden itibaren ninnilerle, ezanlarla kulağına çalınan o makamlar, nağmeler ucuz pop şarkılarında çarçur edilirken nerede çalınsa mest olduğumuz, eşlik etmekten kendimizi alamadığımız, hep ama hep sevdiğimiz alaturka müziğin bu denli gündem dışı kalması üzücü. Neyse ki Aylin Şengün Taşçı gibi birkaç “son nefer” var.


Aylin Şengün Taşçı, bir hayli yüklü müzik geçmişini albümlere taşımaya başladığından bu yana her bir albümünde farklı bir konseptle alaturkanın seçkin eserlerini dinleyiciye sundu. Kâh ‘80’lerin popüler alaturka şarkılarını seslendirdi, kâh klasik dönem eserleri. Yeri geldi yeni nesil alaturka bestecilerinin eserlerine yer verdi albümlerinde, yeri geldi Nazım Hikmet ve Yahya Kemal şiirlerinden bestelenmiş şarkılardan oluşan bir albüm yaptı. Taşçı’nın yeni albümü “Git”, geçtiğimiz günlerde Taşçı Yapım etiketiyle piyasaya sunuldu.


Bu albümde gramofonların pirinç borularından yayılan taş plak çıtırtıları, lambalı radyoların kısa dalga yayınlarından evlerimize ulaşan emisyonlar, pilli pikaplarda dönen 45’lik plaklar, yazlık sinemalarda izlediğimiz siyah beyaz Yeşilçam filmleri var. Şarkıların bir kısmı gerçekten o dönemlerden, bir kısmı ise yeni ama toplamda albümün bıraktığı hissiyat tam olarak bu. Seçilen şarkılar, düzenlemeler, icralar ve yorum şimdilerde neredeyse unutayazdığımız o harikulade zamanlara geri döndürüyor dinleyeni.

Musikimizin popüler üç makamı üzerine inşa edilmiş bu albüm: Nihavend, hicaz ve rast (ki hicaz benim de en sevdiğim makamdır.) Seçilen şarkıların bir kısmı günümüz bestekârlarının, bir kısmı ise geçmiş dönem ustalarının eserleri.


Türk müziğinin ilk sözlü Türkçe tangosu olarak kayıtlara geçen ve ilk kez Seyyan Hanım tarafından taş plağa okunan “Mazi” tangosu, birçok Yeşilçam filminde fon müziği olarak kullanılmış Erol Sayan bestesi “Geçsin Günler Haftalar”, Dramalı Hasan’ın işveli Rast şarkısı “Kalbim Seni Özler”, Radife Erten’in Nihavend şarkısı “Sevgili İstanbul” ve albümün açılışında yer alan bir başka tango “Sen Benim Güneşimdin”, tam da yukarıdaki paragrafta bahis geçen hissiyatın içinden geçen şarkılar. Ama yeni eserler de onlardan aşağı kalmıyor. Mesela Dilek Yüzlüer’in bestesi olan ve albüme adını da veren “Git”, pekala bir başka Seyyan Hanım plağı olabilirmiş, şayet o dönemde bestelenseymiş. Ya da Hüseyin Balkancı imzalı “Siyah Beyaz Sevdalar”, siyah beyaz bir filmde filmin başrol kadın oyuncusunun gazinoda şarkıcı olduğu zaman (ki mutlaka olurlardı, malum) allı pullu tuvaletiyle sahnede söyleyeceği şarkılardan biri olabilirmiş.


Tabii bu çizginin yakalanmasında şarkı seçimi kadar önemli iki husus daha var. Birincisi Aylin Şengün Taşçı’nın su gibi berrak, temiz ve iç ferahlatan yorumu, bir diğeri ise albümün müzik yönetmenliğini üstlenen Dilek Yüzlüer’in şarkıları konsept çerçevesinde çok doğru bir biçimde işlemesi.

Başından sonuna telaşsız, gürültüsüz patırtısız, sakin ama bir o kadar hisli ve içli, dokunaklı, günümüz müziğinin hengâmesi içerisinde kulakları dinlendirmek, hatta temizlemek için dinlenebilecek bir albüm bu. Mutlaka arşivlere girmeli zira sadece geçmişe ve bugüne değil, geleceğe de bir iz bırakacak, bir belge olacaktır. Umarım imkânlar elverir ve bu albümü günün birinde plak olarak da raflarda görmek mümkün olur. Böyle bir albümün plağı basılmayacak da hangi albümün basılacak?    

EYLÜL 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder